YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Mesele sadece Kıbrıs ve Kürtçe TV mi?

İki gündür Almanya'nın Stuttgart şehri yakınlarındaki bir kasabada, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ele alındığı bir toplantıdayım...

Kopenhag Kriterleri'ni ve Türkiye'nin AB üyeliği yolunda çıkan sorunları tartışıyoruz...

Türkiye'den ve Almanya'nın değişik bölgelerinden gelen insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin yanısıra toplantıya, Alman işadamlarından da katılanlar var...

Türkiye'nin Kıbrıs sorunu nedeniyle yaptığı itiraz ne olacak? AB bugün Brüksel'de ve ayın 8'inde Nice'de yapılacak toplantılarda ne yolda kararlar alacak? Bir formül bulunarak Türkiye'nin itirazı giderilecek mi?

Yoksa Türkiye AB ilişkilerinde yeniden soğuk bir döneme girilecek?

Tartışılan konuların başında tabii ki bu güncel sorular geliyor.

Böyle bir dönemin yaşanmasını kimse arzu etmiyor tabii.

Böyle bir dönemin kaçınılmaz olarak devletin sertleşmeye yönelteceğini bekleyenler var. Geçmişte de hep böyle olmadı mı?

Devlet, Batı'ya, Avrupalılar'a mesaj vermek için içeride sertleşmedi mi?

Kopenhag Kriterleri ile Türkiye'nin bazı şartları yerine getirmesi bekleniyor. Bu artık bilinen bir konu. Türkiye AB'ye girecekse bunları yerine getirmek zorunda.

Bunları ister AB şart koşuyor diye yapsın, isterse kendi insanları için yapsın farketmiyor. Bunlar sonunda gerçekleşmek durumunda...

Öte yandan bunların gerçekleşmesi bir anlamda Türkiye'de birçok şeyin değişmesi anlamına da geliyor.

Bu açıdan bakıldığı zaman AB üyeliği bir değişim projesi olarak da görülebilir.

İşte işin püf noktası burada.

Türkiye'nin demokratikleşmesi anlamına gelen bu taleplerin yerine getirilmemesi için devletin değişik gerekçeleri bulunuyor.

Aslına bakılırsa AB'nin yapılmasını istediği değişikliklerin esasına karşı kimsenin doğrudan karşı çıkışı yok. Hatta bazıları için, "kimsenin talep etmesine gerek olmadan bizim yapacağımız iyileşmeler" bile deniliyor.

Bir kısmının ise henüz zamanının gelmediği söyleniyor.

Bunlardan biri de Kürtçe TV...

Katılım Ortaklığı Belgesi'nde açıkça söz edilmediği ve Kürt ve Kürtçe lafları geçmediği halde en çok tartışılan konu bu.

Son zamanlarda bu konuyla ilgili olarak ANAP lideri Mesut Yılmaz'la başlayan ve deişiklik siyasi liderlere kadar uzanan bir yelpazede Kürtçe TV'nin devlet eliyle yapılabileceği, böylece Kürtler'e yönelik yayınların kontrol edilebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık askerlerin görüşlerini yansıttıkları bilinen MHP'nin sert bir tutum takınarak işi, Kürtçe TV isteyenleri "vatan hainliği"yle suçlamaya kadar götürmesi devleti yöneten odakların hâlâ bu düşünceye uzak olduğunu gösteriyor.

Hele MİT yöneticilerinin bu tartışmaya yeni bir boyut getiren açıklamaları devlet organları arasında bir fikir ayrılığı varmış izlenimi doğmasına yol açıyor.

Bunun bir diğer tezahürü ise, MİT gibi bir teşkilatın "vatan hainliği" suçlamasına maruz kalmasıyla, bu tür suçlamalar için artık ciddi bir erozyonun sözkonusu olduğunu göstermesi oluyor.

Daha sonra MGK'da askerler tarafından dile getirilen ve Kürtçe TV'ye karşı olunduğuna ilişkin açıklama ise, şimdilik meseleye nokta koymuş bulunuyor. Fakat yine de, MİT'in dolaylı da olsa, "vatan hainliği"yle suçlanması, bu tartışmanın önümüzdeki günlerde daha rahat yapılabileceğinin bir ipucu olması açısından önem taşıyor.

Yoksa, Avrupa'da da konuyla ilgili hemen herkes, ne Mesut Yılmaz'ın ne de MİT'in, kısa bir süre içinde demokrat ve liberal olamıyacağını iyi biliyor.

Burada yapılan yorumlar daha ziyade, Mesut Yılmaz ve ANAP'a bu konuda böyle bir rol biçildiğine ilişkin.

Öte yandan bu rol çerçevesinde, önümüzdeki dönem ANAP'ın, Güneydoğu'daki Kürt oylarına yönelik başka bazı faaliyetlerde bulunabileceği de tahmin ediliyor.

Bunlar arasında, ANAP'ın HADEP ile yakınlaşması hatta önümüzdeki seçimlere yönelik bir işbirliği bile sayılıyor...

Böylece Kürtçe TV konusundaki karşı çıkışların, önümüzdeki dönem daha az dirençle karşılaşabileceğini umanlar var..

Türkiye'nin Kıbrıs sorununa ilişkin itirazlarına ise, muhtemelen ABD'nin devreye girmesi ile bir formül bulunabileceği düşünülüyor.

Buradaki iyimser yorumcular böylece Türkiye'nin AB sürecinden kopmamasının sağlanabileceğini tahmin ediyorlar.

Toplantıdaki hava bu... Bakalım bu hava ile AB organlarında Türkiye'ye ilişkin oluşacak hava benzerlik gösterecek mi?


4.ARALIK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...