YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan


  Arşivden Arama

 

 

Kendi hayallerini yıkan ülke

Türkiye gibi kendi hayallerini, kendi elleriyle yok eden bir başka ülke daha yoktur herhalde. Hayır, hemen itiraz etmeyin. Eğer, ülkede son dönemde yaşananları birlikte okumayı denerseniz, kendi bahçemizde nasıl "zakkumlar" yetiştirdiğimizi daha iyi anlarsınız.

Olup bitenleri izledikçe, zaman zaman Türkiye'nin derin bir çaresizlik içinde kıvrandığını, zaman zaman da küçük umut kırıntılarıyla büyük hayallere kapıldığını görmek mümkün.

Ekonomiden dış politikaya kadar her alanda yaşadığımız kriz, ülkeyi altüst etmeye devam ediyor. Üstelik, sorunlarımızın çözümü için yakaladığımız fırsatlar da bir bir kaçıyor elimizden.

Yıllar önce çıktığımız Avrupa seferinde, Helsinki sonrası tam yeni bir demokratikleşme rüzgarı yakalamışken, bir anda bütün değişim ruyalarımız uçup gitti elimizden...

Avrupa Birliği'ni bir "Hristiyan Klübü" olarak gören Avrupalı "şahinler"in de yardımıyla, Türkiye'deki "anti-Avrupacı"lar bir sıfır öne geçmiş durumdalar. Öyle anlaşılıyor ki, Avrupa'daki Hristiyan klüpçülerle, Türkiye'deki "şahinler" derin bir ittifak içindeler.

Türkiye'deki iç dengelerin son derece "nazik" bir düzlemde seyrettiği bir dönemde, AB adına "PKK'ya resmi mektup" gönderilmesi, kelimenin tam anlamıyla rezaletin son perdesi oldu.

Demokratikleşmeye ayak direyenler için, bundan daha büyük bir fırsat olabilir mi? Şimdi, "anti Avrupacılar"ın bahanesi hazır: "Avrupa, Türkiye'nin demokratikleşmesini, ekonomide liberalizasyonunu değil, bölünmesini istiyor..."

Kısacası, ortaya çıkan tabloda hiçbir şey yerli yerinde değil. Avrupa da, Türkiye de kendi pozisyonunu "gole" çevirmeye çalışıyor.

Oysa Türkiye, demokratikleşmeyi de, ekonomide liberalizasyonu da Avrupa için değil, kendi insanı için gerçekleştirmek zorunda. Aslında, Türkiye'nin gideceği yön belli: Helsinki'de önümüze konulan demokratikleşme ve ekonomik liberalizasyon. Ancak, bazen işleri kendi ellerimizle öylesine arapsaçına çevriyoruz ki, bırakın çağdaş demokratik standartları, neredeyse Türkiye'den bile umudu kesiyoruz.

Bazen öyle şeyler oluyor ki, çaresizlik acınızı daha da büyütüyor.

Baskıların ve acıların dayanılmaz hale geldiği üniversitelerde kanama devam ediyor. Türkiye'nin değerli bilim adamlarından Prof. Dr. Hayreddin Karaman hoca, "Öğrenciler, hocalar hepimiz bir dayatmayla karşı karşıyayız. Bana, 'ya bizim dediğimiz gibi ol, ya da terket' dediler. Bu şartlarda, artık kalarak mücadele etmek imkansız hale geldi" diyerek kendi üslubunca isyanının dile getiriyor.

Bunun anlamı açıktır. Bilim, üniversiteyi terke zorlanmaktadır. Bu, kimi zaman başörtüsü dayatmasıyla, kimi zaman da insafsız tek tip kadrolaşmalarla yapılmaktadır. Bilimin kovulduğu yerden, hukuk, demokrasi ve insan hakları da kovulur.


4.ARALIK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet Ocaktan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...