![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hükümetin geleceği
Dış politikada, ekonomi ve mali politikalarda, sosyal politikalarda, hükümetin ve özellikle de Başbakan Ecevit'in ne kadar yetersiz kaldığı ortada. Türkiye çok ciddi krizlerden geçiyor, fakat Başbakan Ecevit kamuoyunu tatmin yönünde hiçbir açılım gerçekleştiremiyor.
Ecevit-Hüsamettin Özkan
Başbakan'ın, artık iyice anlaşılıyor ki enerjisi alabildiğine zayıf; fikri takip kapasitesini de ara ki bulasın!.. İşte bu zafiyet dolayısıyla boşluğu bürokrasi dolduruyor. Hüsamettin Özkan kulisçi ve ihaleci; ekonomiden sorumlu bakan da vizyonsuz ve Allaha emanet birisi olduğu için, ekonomi olsun mali politikalar olsun, bütünüyle bürokrasiye emanet edilmek durumunda kalıyor. Sayın Başbakan'ın elimine olması bir tarafa, bu alanlardan sorumlu olması gereken Başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan da son gelişmeler nedeniyle büsbütün nakavt!.. Hükümet ortaklarına gelince: MHP ve ANAP son hadiseler sırasında, sorumluluğu DSP'ye ve Ecevit'e yıkmaktan yana bir görünüm veriyorlar. Ama nafile, bu işin sonu iyi gözükmüyor. Cezaevi isyanları, açlık grevleri, işçi ve memur eylemleri, banka operasyonları!.. Hükümet toplumsal beklentilerin hemen hiç birisine cevap veremiyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerin çok kötü seyrettiği ve MİT'in bile tartışılır bir kurum haline geldiği bu aşamada, haklı olarak bazı merkezlerde hükümetin geleceği üzerine çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Muhalefet dahil çeşitli toplumsal kesimler, hükümetten ümidini kesenler kervanını her geçen gün artırıyor da artırıyor. Bu manzara karşısında hükümetin, daha ciddi bir durum değerlendirmesi yapması da ister istemez lüzumlu gözüküyor. Devam mı, tamam mı?
Dış politikada teenni şart
Bütün bunları söylerken tabiî ki, yaşadığımız her türlü olumsuzluğu hükümete hamletmek gibi bir kolaycılığa da sapamayız. Benim şahsî kanaatim, Türkiye'nin hükümetlerden hükümetlere değişmeyen patalojik bazı sorunlarının bulunduğu gerçeğidir. Buralarda insaflı olmak, hükümetleri bir günah keçisine döndürmemek gerekmektedir. Zira bu noktada haddi aşan her siyasal eleştiri, siyasete ve demokratik sisteme olan güveni erozyona uğratıyor, toplum da yüzünü siyaset dışı güçlere doğru döndürmek zorunda kalabiliyor. Ya da bir başka ifade ile, "bizden adam olmaz" kaderciliğini ürettiğimizin farkına dahi varamayabiliyoruz. Bu izahların ışığında biz şahsen, dış politika konusunda hükümetin ciddi bir hatasını görmüyoruz. Daha ziyade de Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında, ciddi bazı kırılmalar bulunduğu kanaatine eriyoruz. Avrupa Parlamentosunun aldığı soykırım kararı olsun, PKK'yı resmi muhatap alışlar olsun, bütün bunlar Türkiye'nin reflekslerini tahrikten, yani Türkiye'yi AB'dan uzaklaştırmak niyetinden bağımsız düşünülebilir mi? Öyleyse AB'la Türkiye arasındaki krizi; "Türkiye AB'dan kaçmak istiyor" biçiminde izah edenleri, şahsen gerçekçi bulmadığımızı ifade etmek gerekiyor. Nitekim Türkiye, Kürtçe Tv yayınına sıcak baktığını Anayasa Mahkemesi olsun, MİT olsun önemli kurumlarıyla açıklamış bulunurken, Türkiye'nin AB'a girmek istemediğini iddia etmenin bir mânâsı yoktur. Yeter ki AB'ın, bugün ve 8 aralıkta yapacağı önemli toplantılarda ciddi bir adım attığını görelim. Peki atmazsa ne olur? Olacağı şu ki, altı ay boyunca, Türkiye-AB ilişkileri yeni baştan gerilir. Bu arada Türkiye'nin AB'a girmesinin faydalarına kuşkusuz hepimiz inanıyoruz, fakat bunu bir saplantıya dönüştürmenin yanlışlığını da lûtfen kabul edelim.
Muhalefet ve aralık berzahı
Bütün bunlar bir tarafa, hükümetin durumu gerçekten çok kötü. Bu iş böyle gidemez. Onun için bütçe kanunundan sonra, hükümetin yapacağı bir durum değerlendirmesi ile, ilk elde ciddi bir kabine revizyonuna gitmesi kendisi açısından son derece isabetli olur. Aksi halde yılbaşından itibaren hükümetin "vakti merhûnu" konuşulmaya başlanır ki kimsenin ağzını büzemezsiniz. Bu noktada benim asıl endişem, muhalefetin, Yılmaz hükümetinin düşürülmesinde olduğu gibi tekrar bir kayığa binmesi tehlikesidir. Hazırlığı iyi yapılmayan hükümet darbeleri, Türkiye'de muhalefet namına dâima bir harakiriye dönüşmekte değil midir? Onun için hükümet koalisyonunun ve muhalefet partilerinin, Aralık yaklaşımlarını ve ileriye dönük gerçekçi tutumlarını daha yakından izlemek gerekecektir.
nturinay@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|