YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Sinmeyen zafer (!)

Bugünkü yazımda, Ermeni tasarısını ve bunun altında yatan sebepleri mi; yoksa hükümetin AB yolunda attığı önemli bir adımı ve Dışişleri Bakanının Brüksel'de yaptığı gönül ferahlatıcı açıklamaları mı konu edinsem?

İnanır mısınız, insan şaşırıyor.

Çünkü bu ülkede her çeşit iklimi yaşamamıza rağmen, son yılların hakim iklim karakteri, doğrudan doğruya Karadeniz iklimi olup çıktı. Bir bakıyorsunuz hava günlük güneşlik!.. Ani bir gelişme oluyor, hava birden bire bozuyor, ortalık da göz gözü görmez oluyor.

Bazan insan telaşa kapılıyor: Bütün açık pencereleri kapamaya çalışırken, kuvvetli bir kasırga cam-çerçeve koymuyor. Herşey bitti demeye hazırlandığınız bir anda, gene birşey oluyor ve bu ülkeye ve topluma ilişkin görüş mesafeleri sonuna kadar açılıveriyor. Havada bulut, sis, pusarıklık, toz-duman gitmiş, sanıyorsunuz ki yepyeni bir baharın yumuşak okşayışları sarmış dört yanı.

Burası Türkiye bayım

Bunları şunun için yazıyoruz:

Burası Türkiye!.. Ne insan olarak, ne de toplum ve ülke olarak kendini bırakmaya gelmez de onun için!.. Bazan Kafkasya'nın kışı, bazan Balkanlar'dan esen ince bir yaz esintisi!.. Ya da Akdeniz'in veya Arabistan çöllerinin kavurucu, insanı aygın-baygın hale getiren, tabiatı soldurup pörsüten sam rüzgârları!.. Anlayacağınız bu coğrafya, kolay kolay istikrar yüzü görmez ve dalgalı bir denizde seyahat eder gibi insanı diri tutar.

Çünkü burası Türkiye bayım!..

İç politikası böyle olduğu gibi, dış politikası da aynen böyledir. İhtilaçlı bir vücut gibi çırpınır durur Anadolu'nun toprağı, tarihi ve coğrafyası!.. Arabistan çöllerinin, büyük Rus steplerinin, dümdüz Balkan ve Macar ovalarının rağmına; biz bu coğrafyada Avrupa'nın, Asya'nın ve Afrika'nın sıkışmasıyla ortaya çıkan bu yükseltide hareket halinde asırlar geçiririz. Yazı, baharı bilir, buz kesen kışları hatırdan çıkarmayız.

Ama öyle zamanlarımız da olur ki, gözümüzün önünde, üstümüze üstümüze gelen bir felâketi farketmeyiz. Bize yakışmayan, bu toprağa ve coğrafyaya yabancı düşen bir gafletin nedâmetiyle midemize kramplar girer.

İşte şimdi böyle bir hal üzreyiz.

Zafer sarhoşluğu

Basireti bağlanmış, hele bazıları var ki gözlerini kin bürümüş; baş örtüsü yasağı hususunda, "işte zafere erildi" demeye hazırlanıyorlardı ki, ta uzak batıdan yükselen bir tehdidin şiddeti karşısında elleri ayaklarına karıştı kaldı. Eğer düşünmüş olsalardı, bu onlar için büyük bir ikaz-ı ilâhî idi.

Evet düşünmezler mi? Zayıf ve zavallı çocukların iffetlerine müdahale ediliyor, vicdanlar kanıyor. Zayıf ve çaresiz sınıflar karşısında, "işte, zafere erdik veya ermek üzereyiz" biçiminde, yüksek naralar atılmaya hazırlanılıyordu ki, bu taşkınlığa Allah razı olmadı. Bu alanda bir zafer duygusu hasıl olsa bile, bunu içine sindirerek ilân edemeyecek kimse!.. Amerika'da, seçmen değeri kaç para ise, 300 bin Ermeni'nin davası, bu zaferi gölgelemeye kâfi gelecek. Yani her kim olursa olsun, bürokrat veya siyasî veya değil; öz nefisler, kahhâr olan Allah yanında aczini idrak edecek. Yani beşerî ihtirasların tatmini yolundaki iktidar hisleri ve nefisten kaynaklanan zafer çığlıkları muradına eremeyecek.

Yalnız burada, yeri gelmişken hatırlatalım ki, ABD'deki 300 bin Ermeni'nin marifeti değil bu durum. 350 milyona varıp dayanmış koca Amerika'da, bu nüfus hiç birşey ifade edemez. İsrail'e verilecek silâhlar ABD'ye aktarılırken, Ermeni lobileri'nin buna muhalefet ettiğini kimse unutmamalı. Clinton yönetiminin bu itirazlar karşısında, Ermeni lobilerini elinin tersiyle nasıl ittiğini, onları adam yerine bile koymadığını bilmem hatırlayan var mı?

Aynı şekilde, Cumhuriyetçilere yaklaşan ve "soykırımın kabulünü" seçim beyannamesine koydurmak isteyen lobilere, o sırada da kimse yüz vermemişti. O zaman da bu ülkede seçim atmosferi hakim değil miydi?

Kıbrıs tezine tehdit!..

Öyleyse uyduruk gerekçelerle vakit öldürmeye gerek yok. İşin aslını ortaya çıkarmak gerekiyor.

O zaman da söyleyeceklerimize dikkat edin lûtfen!..

1. Bu tasarı, İsrail'e verilecek silâhların, ABD'ye aktarılmasından doğan bir rahatsızlıktan kuvvet alıyor.

2. Ayrıca bu tasarı, Kıbrıs müzakerelerinde Türkiye'yi ve Denktaş'ı hizaya çekmek için, askıda bir tehdit olarak kullanılmak isteniyor.

Yapılacak iş de, sadece ABD'nin değil; aynı zamanda İsrail'in ve onun aracılığıyla musevî lobilerinin dikkatini çekmekten geçiyor.


23 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Necmettin Türinay

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...