YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Ne zaman şucu bucu olmaktan kurtuluruz?

Çok şükür Sovyetler Birliği çöktü de Türklerin bir kısmının Sovyetçi olma zarureti böylece ortadan kalkmış oldu. Şimdi dua edelim ABD ile AB arasında ciddi bir sürtüşme yaşanmasın, Japonya bu ikisinden birine meydan okumasın ve hele üçüncü dünyacılık kendine farklı bir yafta yakıştırıp yeniden siyaset sahnesinde baş göstermesin. Maazallah bunlar zuhur edecek olursa Türkler mutlaka bunlardan birinden bayilik kapmaya çabalayacaklar, şubesi olmayı başardıkları bir merkeze bağlanacaklar ve merkez/şube bağlantısını o kadar ciddiye alacaklar ki rekabet alanına giren Türkleri gerekirse boğazlamaktan geri durmayacaklar. Şimdilik tek kutbu kaldığı söylenen dünyada sadece Amerikancılıktan, Türk siyaset adamlarının teşkil ettiği bütün tarafların Amerikancı kalışı yüzünden doğan meselelerden bile başımızı alamıyoruz.

Sonumuz nereye varacak? İcazetsiz, vizesiz, tasdikname ibraz etmeksizin siyaset yapılabilen bir ülkede yaşamak bize nasip olmayacak mı? Önümüze bu soruları alıp düşündüğümüzde önce meselenin nereden doğduğunu anlamaya çalışmamız gerek. Bir ihtimal şudur ki dünya şartlarını aşamayışımız bizi icazetli bir siyasi yapıya mahkum ediyor. Dünya sisteminin merkezi çevre ülkelerde işini gördürmek için taşeronlar kullanıyor. Gerçeğin bu olması Türkiye'deki vizeli, icazetli politikanın neden geçerli sayıldığını tatminkâr bir açıklamaya kavuşturmaz. Zira dünya toplumlarının Türkiye'ye birçok bakımdan şartlar koşabilmesi millet olarak taşıdığımız yapısal zaaflar yüzündendir. Bunların başında zekâ ve bilgisiyle girişim gücüne erişmiş insanların yerini her fırsatta "söz dinleyen" kimselerin alması gelir. Yönetim kadrolarının üstünü mistik bir örtü kaplamıştır. Bir yandan mühür kimde ise Süleyman'ın o olduğuna yani görünürdeki yetkilerin mutlaklığına inanılır. Diğer taraftan o mührün bir mavi boncuk özelliği taşıdığına yani gizli bir güvencenin geçerli olduğuna inanılır. Bu büyülü ortam şucu bucu olmadan veya öyleymiş gibi görünmeden kimsenin siyasette dikiş tutturamayacağı anlayışını egemen kılar.

Asıl mesele Türklerin "millî hedef" kavramıyla başka toplumlarınkine benzemeyen bir alış veriş içinde bulunmalarındadır. Türkler henüz toprak kaybetmekten başka bir millî tehlikeyle karşılaşılabileceği fikriyle tanışmamışlardır. Eğitim tarzları da düzeyleri de bu tanışıklığı sağlamaya elverişli değildir. Dolayısıyla "kendinden yana olmak" Türklere anlamsız gelmektedir ve onlar arasında Türk'ten gayri bir unsurmuş gibi algılanmaktan iç gıcıklayıcı bir haz duyanların sayısı hayli kabarıktır. Ruh hali böyle olanların Amerikancı, Almancı ve daha bilmem neci olmaktan gocunacaklarını beklemek boşuna.


11 KASIM 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...