YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Kandil Dağı, Ankara İmralı ilişkileri!..

 
Devletle PKK'nin kamuoyu önündeki 'açık' diyalogu, pazarlığı daha sonra tam bir karı-koca kavgası şekline de dönüşüyor...

 

Öcalan'ın idam kararıyla ilgili süreçte ilginç gelişmeler yaşanıyor... Ankara'daki yetkililer, artık PKK ile muhabbeti, mahalle dedikodusu seviyesinde koyulaştırdılar...

'Enseye tokat' vaziyetindeler neredeyse...

Çok geriye gitmeye gerek yok... Yılbaşından bu yana Öcalan'ın İmralı konuşmalarını, PKK Başkanlık Konseyi'nin açıklamalarını, çeşitli hükümet ve devlet yetkililerinin demeçlerini alt alta koyun, Türkiye'de nasıl bir komedi oynandığını daha iyi anlayacaksınız...

PKK, yılbaşından önce, 7'nci kongresini Kandil Dağı'nın İran'a bakan kesiminde topladı... Hava akınlarına karşı korunaklı çok geniş bir mağarada 1000'e yakın delegenin katılımıyla... (Zaten şu sıralarda o bölgeye hava akını da yapılmıyor bildiğimiz kadarıyla...)

Kongrede başkanlık konseyi üyelerinin oturma durumları, birbirleriyle ilişkileri, yüzlerindeki mimiklerden Apo'ya muhalif olup olmadıkları, vesaire birçok ayrıntıyı biliyoruz...

Türk istihbarat birimlerinin gözlemci olarak katıldıkları kongreden nerdeyse canlı yayın yapmadıkları kaldı...

Tabii bu arada kongrede, resmî hükümet komiseri bulunup bulunmadığı ile Hükümet'in çiçek gönderip göndermediğini bilemiyoruz!..

Belki daha sonraki kongrelerde bu da gerçekleşir!..

Halen davam ettiği söylenen kongrede, PKK'nın adının değiştirilmesi, hatta tümüyle fesh edilip başka bir örgüte dönüşmesi ve herkesi şaşırtacak, parmak ısırtacak başka bir dizi kararın yürürlüğe sokulması konularının da ele alınmış olduğu muhakkak...

Kongrenin tamamlanmasının, Öcalan'la ilgili devlet kararının alındığı tarihten sonraya bırakılması ise oldukça ilginç görünüyor...

Kongre bir yana, PKK Başkanlık Konseyi 2 Ocak'ta Türkiye'ye, NATO ve Avrupa Birliğine hitaben yayınladığı bildiride, 'PKK'nın üzerine düşeni yaptığı, 15 yıldır süren düşük yoğunluklu çatışma ortamının aşılıp şiddet düzeyinin en alt sınıra çekildiği ifade edilerek 'bu değişimin yarattığı olumlu gelişmeler ve sağladığı istikrar ortamında Türkiye'nin AB'ye adaylığının gerçekleştiği ' belirtiliyor...

Yani, 'biz üzerimize düşeni yaptık, bu sayede memlekete istikrar geldi, ekonomi tıkırında, yatırımlar gelişiyor, yabancı bankalar Türkiye'ye borç vermek için kuyrukta, iktidarınız sağlam...Şimdi sıra sizde', deniliyor...

Daha sonra, 6 Ocak'ta yayınlanan bir başka bidiride ise, 'provokatörlere karşı herkes duyarlı olmaya' çağrılıyor ve PKK'dan kopan ve savaşı sürdürmek isteyen grupla bir ilgilerinin olmadığı özellikle vurgulanıyor...

Bu açıklamadan birkaç gün sonra ise, Tunceli civarında 6 askerin öldüğü çatışma meydana geliyor... Haber kaynakları bu çatışmayı, PKK Başkanlık Konseyi kararlarını dinlemeyen isyankâr bir grubun çıkardığını özellikle belirtiyorlar...

Helikopter düşmüş mü, yan mı yatmış bundan pek bahseden yok!..

Bu ortam içinde gerçekleştirilen 12 Ocak zirvesinde, Öcalan'ın idam hükmünün bekletilmesi kararı alınıyor...

Kararın kamuoyuna açıklanması sırasında Başbakan Ecevit, özellikle ' ülkenin içinde bulunduğu istikrar ortamından' sözederek, 'bu istikrarın bozulmaması adına ' bu yolu yani, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını beklemeyı tercih ettiklerini' ifade ediyor...

Arkasından da PKK'ya yeni bir mesaj göndererek, bu kararı, 'PKK'nın ve onu destekleyen çevrelerin uslu durması' şartına bağlıyor...

Devletle PKK'nin kamuoyu önündeki 'açık' diyalogu, pazarlığı daha sonra tam bir karı-koca kavgası şekline de dönüşüyor...

Bu durumdan çok rahatsız olan hatta utanan MHP'lilerin de baskısı ile bu kez yine Ecevit, Öcalan'dan artık 'susmasını' rica ediyor...

Öcalan'dan susmasını, HADEP ve PKK dışındaki diğer Kürt gruplardan da 'ayaklarını denk almalarını' istiyor...

PKK Başkanlık Konseyi'nin 2 Ocak tarihli bildirisinde, 'Öcalan davasında artık hukuki sürecin bittiği, siyasi sürecin başladığı' söylenerek, 'bu yolda adımlar atılmaz ve sorun ortada bırakılırsa yeni bir isyanın tohumlarının atılacağı' tehditi dile getiriliyordu...

Ecevit ise, idamın bekletilmesi kararını açıklarken ilginç bir noktaya temas ederek, 'yeni şehitler verilmesine asla müsaade edemeyiz' diyor...

Öcalan da, yine İmralı'dan yaptığı açıklamada, 'kimseyi üzmek istemediğini ve susması yolundaki öneriye uyacağını' beyan ediyor...

Bu demektir ki, artık İmralı-Ankara diyalogunu açıktan izleyemeyecek ve yine kapalı kapılar ardından sızan dedikodularla yetineceğiz!...

Ne yazik!.. Tam da, acaba memlekete seffaflik mi geldi derken...


19 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...