YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Canlı yayınlar ve çok ilgili izleyiciler!.

 
Bir olayı bilmeniz, hatta onun canlı yayınla izlediğiniz gelişmesinden heyecan duymanız, çok önemli değil..

 

Televizyonların canlı yayınları, toplumun olaylara katılımını ve ilgisini elbet artırıyor. Körfez Savaşı'nın, CNN tarafından Bağdat'tan canlı yayınlandığı günden önceki dünya ile, sonraki dünya elbet çok farklı..

Bir Faslı sosyologun (Fatma Mernissi) kitabında okumuştum. Rabat'taki bir mağazadan ayakkabı alırken, mağaza sahibinin televizyondan, heyecanla, Berlin Duvarı'nın yıkılmasını izlediğini görür..

Mağaza sahibine sorar..

- Berlin Duvarı'nın yıkılması, sizi neden böyle ilgilendiriyor?

Adamcağız,

- Nasıl ilgilendirdiğini bilmiyorum, ama çok heyecanlanıyorum, der..

Bizdeki televizyon kanallarının canlı yayınla topluma yansıttıkları olaylar da, hepimizi ilgilendiriyor ve bazan heyecanlandırıyor.

Ama "ilgi" ve "heyecan" gibi ruh haleti belirten durumlar, biliyoruz ki "demokratik katılım" için yeterli değildir..

Televizyon olmadan önce de, kalabalıklar, çeşitli durumlarda sokaklara dökülerek, bir siyasi karara veya bir gelişmeye karşı, tutumlarını ilgi ve heyecan içinde seslendirirdi..

Yakın tarihi ele alan belgesellere bakın..

Hitler'in başlattığı Dünya Savaşı'nı da, Alman kentlerindeki kalabalıklar, destekçi bir katılımla, izlemişlerdir..

Galiba işin "püf" noktası şurada..

Bir olayı bilmeniz, hatta onun canlı yayınla izlediğiniz gelişmesinden heyecan duymanız, çok önemli değil..

Neticede, bir cinayeti konu alan, gerilim dolu bir sinema filminde de, aynı heyecanı duyuyorsunuz. Beyaz perdedeki olayın gelişimine, sizler de seyirci olarak katılıyorsunuz..

Ama biliyorsunuz ki, beyaz perdedeki olayın yönünü etkilemeniz mümkün değil.. Bir senarist senaryoyu yazmış, bir yönetmen de bu metni filmleştirmiş..

Canlı yayınlardaki haberleri ve olayları izlemeniz de böyle birşey..

Diyelim ki TÜSİAD toplantısından yapılan canlı yayında, işadamlarının Kamuran Çörtük'ün üyeliğini tartışmasını izliyorsunuz..

Bazı TÜSİAD'lı işadamlarının, Ankara'da devletle ne işler yaptığını bilmiyorsunuz.. Kaç TÜSİAD üyesinin, silah şirketlerini temsil ettiği konusunda bilginiz yok..

Ve TÜSİAD toplantısında, medya kartelinin, hem siyasette, hem basında, hem ekonomide nasıl bir haksız rekabete yol açtığı hiç konuşulmuyor. Ayrıca boşaltılan bankalar konusu, fesat karıştırılan özelleştirme ihaleleri meselesi de, hiç konuşulmuyor.

Neticede TÜSİAD toplantısını bir halk mahkemesine çeviren, bir üyenin ihracı meselesini canlı yayınla izleseniz ne değişir, izlemeseniz ne değişir?

Sonuçta, kendisinin de bir televizyon kanalı olan ihraç edilmiş TÜSİAD üyesinin kanalından, başka bir yayını da canlı olarak izleyebilirsiniz..

Önceki gün Beykoz'daki Hizbullah'a ait bir hücre evine yapılan polis baskını da, büyük bir heyecanla izlendi..

Ama bu canlı yayınlar sırasında konuşan bazı uzmanlar da, zamanında, Hizbullah'ın, devlet tarafından PKK'ya karşı kullanıldığını söylediler..

Eğer bu böyle ise, olayın perde arkası ve gelişmesi, canlı yayınla izlenen polis operasyonundan daha heyecanlı değil midir?

Karar sürecinde hiç katkıda bulunmadığınız, siyasi ve idari kararlar konusunda hiç bilginiz olmayan olayların, sonuç noktasındaki sıcak gelişmesini canlı yayınla izlemek, bir sinema filmini izlemekten farksızdır..

Neticede sizler sadece bir izleyicisiniz..

Senarist, prodüktör, oyuncular ve yönetmen, sizinle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişiler..

"Susurluk sonrası" gelişmeleri de böylece izledik.. Kentli yığınlar, her akşam ışık kapatıp, açarak, devletten şeffaflık istediler.. Sonra "28 Şubat" geldi ve herşey kapalı kapılar arkasında olup bitmeye başladı.. Kitleler olayı yine ilgi ile izledi..

Öyle olmadı mı dersiniz?

ŞAKA

Delisin, delisin!.


Fatih Sultan Mehmed'in, kanuni Sultan Süleyman'ın tarihî mirasını henüz paylaşamadık..
"Osmanlı" kavramı, hâlâ bilimsel değil, duygusal tartışmaların konusu..
Şimdi de, Padişah "Deli İbrahim"in yaptırdığı "Sepetçiler Kasrı"nın kavgası var televizyon canlı yayınlarında..
Ne diyelim..
Genlerimizde "fatihlik" de var "delilik" de..

YANILGI

Bu gemi Batı'ya gidiyor

İhtilalci Hasan Amca diye bilinen rahmetli kişinin vecize niteliğindeki söylemi, acaba doğru mu?

- Türkiye Doğu'ya giden bir gemidir.. Güvertesindeki bazı insanlar da, Batı'ya doğru koşarak, Batı'ya gittiklerini zannederler..

Acaba durum böyle mi?

Sanmıyoruz..

Çünkü geminin dümeni, Amerika'nın, Avrupa'nın elinde.. Artık Amerikan Başkanları, Türkiye'de Meclis'e gelip, "reform yapın" diye, milletvekillerine "tarihî uyarılar"da bile bulunuyor..

Ama şimdi de, bu Batı'ya doğru giden geminin güvertesindeki bazı yolcular, Doğu'ya doğru koşarak, bazı yolcuları aldatmaya çalışıyor..

Bazıları, güvertede Doğu'ya doğru koşan kişilere bakıp, "Bu gemi Batı'ya gitmez herhalde" diye şüpheye düşüyor..

Buna bir örnek, Fazilet Partisi'nin de mutlaka kapatılması gerektiğini söyleyenler..

Başka bir örnek, Avrupa Birliği ile anlaşma imzalayıp, liberal demokrasi modelini kader olarak benimseyen Türkiye'de, "entelliboş" kavramını aşağılıyıcı amaçla kullanan medyatik muhbirler..

MHP'nin bile "Öcalan Olayı"nı farklı yorumladığı bir Türkiye'nin yönü, Batı'nın "liberal demokratik hukuk devleti"dir.


19 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...