YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Anayasalar AB'ye Karşı

 
Bizdeki anayasalarda devletin sınırları ve milletin haklarından ziyade, milletin sınırları ile devletin hakları tanımlanmıştır hep.

 

Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, dün Anayasa Mahkemesi'ne çıkarak Fazilet Partisi'nin kapatılması yönünde açtığı davanın savunmasını yapacak. Refah Partisi'ni kapattıran savcı, bu başarısının bir emsal olması için elinden geleni yapıyor. Siz Avrupa Birliği'nin kapısında istediğiniz kadar demokrat maskenizle dolaşın, burada anayasamızdan çıkarılan yorumlarla geçmişte bir parti kapatılmışsa ve bu meşum dava emsal gösterilerek bundan böyle parlamenter sistemin temel oyuncuları olan siyasi partilerin kafalarının üstüne Demokles'in kılıcı asılmak isteniyorsa, bırakın Avrupa Birliği'ne girmeyi, yakın bir gelecekte gelişmekte olanlar liginden bile dışlanırsınız.

Avrupa Birliği'ne girme hayalleri şahsen beni oldukça rahatsız ediyor. Rahatsızlığım, ne Batı kültürüne bu kadar angaje olmaktan, ne de muhtemel bir üyelikle birlikte Türkiye'nin birliğin en zayıf üyesi olarak maruz kalacağı iktisadi ve siyasi muameleden kaynaklanıyor. Beni huzursuz eden şey, tam da şu sıralar gündeme giren anayasa reformu tartışmalarıyla yakından alakalı.

Gerek Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un yeni anayasa teklifi, gerekse siyasi partilerin muhtelif gerekçelerle talep ettikleri anayasa değişiklikleri ile yeniden tartışmaya açılan anayasa mevzuunda bazı kesimlerin arzuladıkları anayasa ile Avrupa Birliği'nin bugünkü görüntüsü ve gidişatı arasında ciddi çelişkiler var. Maalesef, Türkiye'nin bugünkü otoriterizminden kurtulmak için hemen hemen herkesin sığınmaya muhtaç duyduğu Avrupa Birliği, çok daha farklı bir otoriterizmin sinyallerini veriyor. Bizim laik ve İslamcı liberallerin farkına varmak istemedikleri şey de bu.

Tabii anayasalar, devletin tanımıyla başlarlar. Önce devletin sorumlulukları ve sınırları çizilir. Sonra da hiçbir kültür, ideoloji, din ve tavır tanımı yapılmadan temel hak ve özgürlükleri ile bir insan olarak vatandaşın tanımı yapılır. Tabii anayasalar bundan ibarettir. Ne başkent, ne kılık kıyafet, ne de devlet ideolojisi işin içine girer. Devletle vatandaşı arasında, vatandaşın ortak bir paydada yönetilebilmek için yetkilerinin bir kısmını devlete devrettiği, buna karşılık bu yetkilerin fütursuzca kullanılmasının engellendiği bir ahittir. Ne yazık ki, bizde anayasalar darbelerin gölgesi altında hazırlandığı için gayri tabiidirler ve bu şekilleriyle ideoloji kokarlar. Bizdeki anayasalarda devletin sınırları ve milletin haklarından ziyade, milletin sınırları ile devletin hakları tanımlanmıştır hep. Anayasalarımızdaki bu gayri tabiilik, ülkemiz devamlı olarak "teyakkuz" halinde tutulduğu için olsa gerek, çoğumuz için artık gayet tabii olmuştur.

Ancak ister tabii olsun, isterse gayri tabii, her anayasa egemenlik hakkını bir şekilde kendinde mahfuz tutar. Oysa biliyoruz ki, bugün Avrupa Birliği giderek daha çok kararın merkezde alındığı, merkezi otoriter birimin giderek sokaktaki insanın gündelik yaşamına müdahale ettiği bir süreç yaşıyor. Bir taraftan insan hak ve özgürlüklerini ön plana çıkaran söylemiyle göze batan Avrupa Birliği, diğer taraftan "standartlaştırmak" adına pekçok konuda yasaklama, düzenleme, sınır koyma ve denetleme yetkisini tek bir elde toplayabiliyor. Avrupa'da ortaya çıkan durum, çok yakın bir gelecekte altın kafesteki kuşlara benzeyecek. Böyle bir birliğe girip, böyle bir merkezin hayatımızı kendince şekillendirme isteğine ram olmamız, bugünkü ideoloji kokan anayasamıza ve devlet geleneğimize zaten aykırı. İşin ilginç yanı, devletin tabii sınırlarını tanımlayan "liberal" bir anayasa da esasında, kendisinde bu tanımın sınırlarını oldukça aşan bir yetki bulan Avrupa Birliği'ne karşı olmak zorunda. Oklahama City'de Federal Bina'yı bombalayan teröristlerin amacı, devletçilikle itham ettikleri federal hükümete bir ders vermekti. Düşünün bu liberalizmin cenneti ABD'de oluyor. Benzer sıkıntıları yakın bir gelecekte AB'de de yaşanacağından hiç şüpheniz olmasın.


19 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Melikşah UTKU

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...