| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sıcak çatışmada içgüdü haberciliği
Önceki gün Kavacık'ta meydana gelen çatışmada medya mensupları, Noam Chomsky'nin de belirttiği gibi "eleştirel anlayışı ve araştırma gayretini askıya alma" şeklindeki tutumlarıyla objektiviteden uzak bir görünüm çizdiler yine. İlgi çekici görüntüler, derinlik ve detaydan uzak anlatımlarla izleyenlere sunulan çatışma, inanılmaz bir önyargıyla sunuldu. Emniyet Müdürlüğü'nden "Hizbullah olabileceği tahmin edilen terörist grup" şeklinde açıklama yapılmasına rağmen, NTV teröristleri ısrarla 'Hizbullah' nitelemesiyle sundu. Olayda sözkonusu olan Hizbullah ya da başka bir örgüt olabilir, ancak o anda 'muğlak' olan bilginin 'kesin bilgi' gibi lanse edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Ve bir haber kanalı için ne büyük prestij kaybı... Kavacık'ta çatışma başlar başlamaz "olay yeri"ne akın eden medya ordusu, canlı yayın araçları ve helikopterlerle polisin görev alanını kısıtladı. Helikopterle sıcak çatışmanın yaşandığı binanın üst katında uçmaya başlayan 'medya güvercinlerimiz', yarı zorla olay yerinden uzaklaştırıldı. Bütün kanallar haber atlamamak için olay yerini canlı yayın araçlarıyla ablukaya aldı. Ancak canlı yayın araçları cep telefonlarıyla haberleşmeyi önlediği için, -medya mensuplarının mukavemetine rağmen- polisin gayretleriyle olay yerinden uzaklaştırılmaya çalışıldı. TV muhabirleri için neredeyse bir mesleki davranış kodu haline gelen bağıra çağıra haber sunuş biçimi, sıcak olaylarda daha da bir göze batıyor ki, bu olayda da muhabirlerimiz bu görüşün tersi bir tutum içine girmediler. İlginçtir, NTV muhabirleri silahların konuştuğu çatışmada, belki görevlerini kotarmış olmanın verdiği iç huzurla, belki de olayı bir oyunun prömiyeri olarak telakki etme gafletine düştükleri için, konuşup şakalaşmakta, sesli olarak gülmekte bir sakınca görmüyorlardı. Canlı yayında olduğunu belki de farketmeyen muhabir, gülünecek en son yerin bir çatışmanın ortası olduğunu bilmiyor gibiydi. Önemli ve sıcak olaylarda, birbirlerini eze çiğneye haber toplamaya çalışan muhabirler, hem konu hakkında detay bilmedikleri hem de haberi görüntüden ibaret sandıkları için yanılıyorlar, yanıldılar. Ve muhabirlerimiz 'toplumun "doğru" haber alma hakkına' riayet etmek durumunda. Polisin kesin bilgi vermediği konularda, içgüdülere göre haber yapmak ve -henüz kimliği polis tarafından açıklanmamış- failleri zan altında bırakmak, herşey olabilir... Ancak habercilik olmadığı kesin...
oalbayrak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|