T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Taşralı"yı "Taşralı"ya vurdurmak

Melih Gökçek de bir "Taşralı", Meral Akşener de... Meral Akşener'in giyim kuşamının, konuşma üslûbunun ti'ye alındığı günler çok gerilerde değil. Melih Gökçek, kendisinin kimi çevrelerden nasıl göründüğünü bilecek bir siyasi bilince sahiptir, ayrıca "taşralı" olduğunu ispata gerek yok.

Meral Akşener, kendisine milyarlarca liralık tazminat ödeten bir gazetede 9 sütuna sür-manşete çıkıyor. AK Parti'nin kurulduğu günün ya da ertesi günün akşamı, kendisine "kartel"in ekranları açılıyor... Sevgili Melih birdenbire CNN-Türk'ün gündüz bültenlerinin, Star'ın ana haber bülteninin konuğu oluyor... Üstelik hiç de "sıkıştırıcı" olmayan sorularla... Ayaklarının altına kırmızı halılar serilmiş sanki...

Her iki siyasetçimiz eğer "Düğün değil bayram değil" duyguları içine düşmedilerse, gerçekten hem onların siyasi bilinç düzeyleri adına, hem de onlara "Taşralı" diye gönül vermiş toplum katmanları adına hayıflanırım. "Taşralı" gitmiş, kartelin söyletmek istediğini söylüyor, bu nasıl iş! Tetikçinin elindeki silâh... Kartelin konu mankeni...

Şöyle basit bir soru sorulabilir:

-Acaba Meral Hanım ve Sevgili Melih, orada kartel medyasının siyaset dizaynı üzerine birkaç kelime söylemek isteselerdi, onlara o fırsat verilir miydi?

Hemen belirteyim, ben onların Ak Parti'ye getirdikleri eleştiriyi dışlamıyorum. Aksine mutlaka dikkate alınması gerekli uyarılar olarak da görüyorum. Ama keşke bunu bir başka ve sanırım çok temiz olmayan "siyaset"e eklemlenerek, bir başka ve sanırım zaman zaman kendi çizgilerini de vuran "siyaset"in konu mankeni olmadan yapsalardı...

Yani Ak Parti hareketini kimi sür-manşetlerde, kimi ekranlarda vurunca, Türkiye'ye mi hizmet edilmiş olunuyor yoksa, Türkiye'yi sürekli patinajda tutan, ve bu süreci sadece kendi çıkarları için ranta dönüştüren çevrelere mi? Bu eklemlenmenin "Tayyip Erdoğan'ı vurmak"tan, yani "FP versiyonu" suçlaması ile bu harekete yöneleceklerin önünü kesmekten başka anlamı var mı ve Tayyip Erdoğan'ı vurma misyonu, Melih Gökçek için, Meral Akşener için bugün benimsenmesi gereken biricik misyon mu?

Akşener, içinden geçilen sürecin en sıcak günlerinde sınavı iyi vermiş bir siyasetçidir. Onun sıcak Anadolu duruşuna hep saygı duyulması gerektiğine inandım.

Melih Gökçek'i 30 yıldır tanırım ve zekâsının, cevvaliyetinin ve düzgün istikametinin tanığıyım. Arkadaşım, dostumdur.

Ama bu tavırları sevimli bulmadığımı belirtmek zorundayım.

Burada şunu da söylemem gerekir: Melih Gökçek'le geçtiğimiz bir ay içinde yaptığımız iki görüşmede, "siyasi tasarı"sını anlattı. Bir araya getirmek istediği bir kadro var, meselâ Tantan, Ağar, Somuncuoğlu, Kesici, Sungurlu gibi isimleri sayıyor bu kadro içinde... Kendisine söylediğim şu oldu: "Bu kadroyu bir araya getirmek zor bir, bu kadronun iç insicamı tartışılır iki, bu kadronun sizi lider seçmesi zor, üç..." O, "iyi bir liderin kendisinden daha güçlü isimlerle çalışmayı başaran kişi" olduğunu ifade ediyor. Ve "ümit"le bakıyor.

Melih Gökçek'in bu tasarısından ve bugün kartel medyası ile söylem birlikteliği içine düşmesinden ayrı olarak, ben henüz Ak Parti'yi bütünüyle "defterden silmediği"ni de düşünüyorum. "Daha geniş açılım" konusundaki duyarlılığı önemli, ilk çıkışta "Türkiye'yi kucaklayan bir görüntü verme" hassasiyeti önemli, ama Melih Gökçek'i bu noktaya getiren daha farklı konular olduğunu da, kendisiyle yaptığımız konuşmalardan çıkarıyorum.

Bir kere "dışlanma - mesafe koyma" tavrıyla karşılandığı duygusu var Gökçek'te... Tayyip Bey'in Ankara'da ilçe belediye başkanını ziyaret edip kendisine uğramamasını çok anlamlı buluyor. "Melih'in burnunu sürtecekler..." kuşkusu... Sonra "Mücadeleciler ekip halinde hareket ediyorlar" tarzında bir başka söylemin (ki bu camianın içinden gelen bir insan olarak bunun tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmeliyim, sanırım benim tavrım da bunun açık göstergesidir) dolaştığı bilgisi ulaşıyor Gökçek'e... Sonra, "ayağa çağırma-ayağa gitme" duyarlılıkları... Bunlar, duygu kırılmalarına yol açacak önemli hususlar... Kimbilir belki de, Tayyip Bey ve diğer merkez kadro bilinçli olarak bu duygu kırılmalarına yol açacak bir tavrın içinde olmamışlardır. Ama "yapılan"dan daha önemli olan şeyin "algılanan" olduğunu ısrarla vurguluyorum.

Israrla vurguladığım bir şey daha var: Tayyip Erdoğan'a "Senin karizman her şeye yeter, başka herkes seninle anlamlı" diyerek onun nefsini parlatmaya yönelen varsa, ona fena halde kötülük ediyorlar. Bu hareket ancak sağlıklı bir kadro yapılanışını gerçekleştirebilirse ve Türkiye'nin yetişmiş beyinlerini bünyesine katabilirse başarılı olabilecektir. Bu da "merkez insan"ın veya "insanlar"ın yüreklerinin genişliği ile ilgili bir husus. Sadece yağdanlıkları içine alabilen bir yürekle olmaz bu.

Onun için önce Tayyip Erdoğan'ın sonra da etrafındaki herkesin Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye vasiyetini bir kere daha okumalarını heyecanla tavsiye ediyorum. İşte ondan birkaç paragraf:

"Ey oğul, beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana... Güceniklik bize, gönül almak sana... Suçlamak bize, katlanmak sana... Acizlik, yanılgı bize, hoş görmek sana... Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana...

"Ey oğul, bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana.... Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana...

"Ey oğul, yükün ağır, işin çetin, Allah yardımcın olsun."

Bazan bağırma ihtiyacı hissedeceksiniz belki "Ömer, Ömer, neden aldın bu bârı sırtına sen!" diye... Ama işin mahiyeti böyle...

Melih Gökçek'i, Cemil Çiçek'i kuşatamazsanız işiniz zor.

Burhan Özfatura'yı alamazsanız...

İnsan henüz Muhsin Yazıcıoğlu ile konuşmamışsa nasıl olur? Hasan Celâl Güzel'le görüşmemişse... Şunu da söyleyeyim: Geniş açılımın sırrı, bazı simalarla beraber bulunmaktan korkmak da değildir.


17 Ağustos 2001
Cuma
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED