T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Siyasette beklentiler

Recep Tayyip Erdoğan'ı nasıl yıksınlar? "Namussuz" deseler kimse inanmıyor. "Beceriksiz, iki kazı bile güdemez" iddiasında bulunsalar, bu sözler de, Erdoğan'dan ziyade Ecevit'i çağrıştırıyor. Öyle ya, Tayyip Erdoğan, hem de yıllarca, koskoca İstanbul'u, başarıyla idare etmedi mi?

Tek çare, kuşkuları pompalamak; hiçbir şeyin değişmediğini ileri sürmek, AK Parti çatısı altında toplananları, "takiyyeci ve laiklik düşmanı" ilan etmek.

Ya tersi olsaydı?

"Gelenekçi'ler", bir zamanlar, "Yenilikçi'lerin", medyadan destek aldıklarını söylemek suretiyle, Erdoğan, Gül, Arınç ve arkadaşlarının ilkelere ihanet edebilecekleri intibaını yaratmaya çalışıyorlardı. Bu yüzden, Kartel'in Erdoğan'a sürekli vurması, aslında, AK Parti açısından güzel bir referans.

Ya tersi olsaydı ve meselâ Aydın Doğan, köşkünün kapısında, Tayyip Erdoğan'ı pijaması ile karşılasaydı. Böyle bir poz, inanın, AK Parti'nin birinci olma şansını büyük ölçüde zedelerdi.

Saadet'in açmazı

Biraz da Saadet Partisi'nden söz etmek istiyorum. Genel Başkan Recai Kutan, hiç şüphesiz, Parlamento içinde yer alan liderlerin en samimisi, en hoşgörülüsü. Ve de değişime en açık olanı. Fakat, bütün bu özelliklerinin üzerinde, vefası var. Verdiği bütün doğru kararlar, itaat duygusu yüzünden yörüngeden sapıyor. Keşke, Eylül ayında Anayasa değişikliği ele alınırken, (Siyasi partilerin kapatılması zorlaştırılırken) Erbakan'ın da yasağı kaldırılsa.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden beklenen kararın çıkmaması, bu istikametteki umutları kırdı. Daha doğrusu, Erbakan'ın dayanağı elinden alınmış oldu. Ama, pekâla, iktidar partileri, sırf Tayyip Erdoğan'ın gücünü azaltmak için, "demokrat maske" altında, böyle bir taktiği yürütebilirler. Bence, böyle bir gelişme, Tayyip Erdoğan açısından da iyi olur. Kozlar eşit şartlarda paylaşılır.

Kısacası, Saadet Partisi, Recai Kutan gibi iyi niyetli ve hoşgörülü bir genel başkana sahip olmasına rağmen, büyüme şansını, ancak Erbakan'ın siyasete dönüşüyle yakalayabilir.

Hangi taban?

Bununla beraber, AK Parti'nin sadece, eski Refah ve Fazilet tabanına dayanacağı sanılmamalı. Bence rakip, Saadet Partisi değil. Anap, DYP ve MHP. Bu üç partinin seçmeninden AK Parti'ye büyük oranlarda kayma olacak. Erdoğan'ın partisi, Fazilet eksenli bile olsa, farklı eğilimlerdeki çok sayıda vatandaş tarafından mutlaka denenmeye değer bulunacaktır. Zaten tabana indikçe, merkez sağda politika yapan insanlar hep birbirine benziyor. Özellikle Anadolu'da, Fazilet, DYP, Anap ve MHP seçmeni arasında hemen hemen hiçbir fark yok. Fazilet'in seçmeni biraz daha dindardı ama, Türkiye genelinde, dindarlık eksi değil artı puan getiriyor. Güven duygusunu arttırıyor.

AK Parti'nin sola oy veren geniş kitlelerin de ilgisini çekeceğini söyleyebiliriz. Çünkü bu bozuk düzenden birilerinin hesap sorması lâzım. DSP ve CHP haricinde yeni bir sol hareket gelişmezse, bu kesimin de oyları AK Parti'ye yönelecektir.

Sol bir parti ve diğerleri

İşte bu noktada, Erdal İnönü'nün kuracağı parti önem taşıyor. Aydın Güven Gürkan, Zekeriya Temizel, Seyfi Oktay gibi isimler birarada hareket ederlerse, onlar da, samimi ve halka yakın bir oluşumun temellerini atmış olacaklardır. Sonbaharda, İnönü'nün kuracağı partiye, bazı DSP'liler katılabilir. İnönü, Meclis'te grup kurabilecek bir çoğunluk peşinde koşmalı. Meclis'teki grup, bu sol partinin sesinin daha gür çıkmasına yol açacaktır. Ayrıca Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ile ittifak kurulduğu takdirde, - bu parti liberal solu temsil ettiği için - İnönü başkanlığındaki oluşumun, geniş kitlelere daha sempatik gelmesini sağlayacaktır.

Sonra, Anap'ın küskünleri var. Bakalım onlar ne yapacak? Baraj %10'un altına indirilmezse -ki öyle görünüyor - Mesut Yılmaz'a karşı olanlar veyahut bir daha milletvekili seçilmek isteyenler bu partiyi terk edecektir. Eski Turizm Bakanı Erkan Mumcu; kongrede en yüksek oyu alıp genel başkan yardımcısı oldu. Siyasette istikbal vaad eden bir isim. Ama, Yılmaz boyunduruğundan kurtulmazsa, o da diğerleri gibi, siyasetin arşivinde yerini alacak. Hem de bu kadar genç yaşında. Yılmaz Karakoyunlu, Ekrem Pakdemirli, Mehmet Ali İrtemçelik, bir sonraki dönem, hiç biri Parlamento'da bulunamayacak. CHP'nin baraj altında kalması sürprizdi. Ama, Anap veyahut DSP için başka hiçbir ihtimal yok.

MHP'ye, vatandaş, halâ, kısmen destek verebilir. Ama, Devlet Bahçeli, bir süre daha Ecevit ve Yılmaz ile, bu kadar uyum içinde ilişkilerini sürdürürse, savcıların ısrarlı taleplerine rağmen, Güneş Taner'in, Cumhur Ersümer'in, Hüsamettin Özkan'ın soruşturulmasının önünü keserse, parti barajın altına düşer. Yolsuzluk ve yoksulluğa çözüm üretmek sloganı ile gelen MHP'nin kaderine bakınız. Yolsuzluk diz boyu. Yoksulluk baştan başa bütün ülkeyi sardı.

Sonbaharda transferlerin hızlanacağı belirtiliyor. Bakalım MHP'ye teveccüh olacak mı? Olsa bile, böyle bir desteğe dayanarak Bahçeli, siyasete MHP damgasını vurma çabasına girecek mi? Yoksa hep aynı konumda mı kalmayı tercih edecek?

Dosyalar açılacak

Yolsuzluklardan bezen vatandaşa seslenmek isteriz: Bugün, koalisyon partilerinin mâni olması yüzünden, siyasetçiler yargılanamasa bile, bir iktidar değişikliğinde, her birinin dosyası açılacaktır. İstanbul DGM Savcısı Ercan Cengiz veyahut Ankara DGM savcıları Talat Şalk ile Nuh Mete Yüksel'in söz konusu politikacılara yönelik çok ciddi suçlamaları bulunuyor.

Ama, bu dosyaların kapağının açılabilmesi için, Anasol -M yıkılmalı. Hesaba göre, pek fazla beklemeyeceğiz.


17 Ağustos 2001
Cuma
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED