|
|
|
|
Bir milli maç oynandı.. Oynamaktan utanıyormuşuz gibi oynandı. Televizyonlar, haber merkezleri, haber kanalları, spor tekelcileri, iddialılar ve iddiasızlar hep uyudu. Tamam.. 5O bin dolar fazla geldi. Yanılıyorsam 100 deyin, o fazla gelmiş olsun. Amatör takımlarla yapılan hazırlıkları bile yayınlarken içine düştüğünüz "reyting" hesabı elinizi tuttu. Cebinize akrep koydu ve veremediniz. TRT de aynı gaflete düştü. Popüler kültüre yatırım yapmaya başlayan ve her gün Hıncal Uluç'tan "ne de güzel televizyon" övgüleri alırken ve parayı oraya kullanırken, medyanın bir kesimini susturmak üzerine bedel öderken, milli maça sırtını dönüverdi. Konum aslında o değil.. Kimin ne kadar yayınlamadığından fazlası beni ilgilendiriyor.. Bir radyo anlatımı bile gerçekleştiremeyen TRT'ye üzüldüm. Ama onlara üzüldüm. Diğerleri ise beni bir kez daha kahretti.. "Ben televizyoncuyum"dan öteye çoktan geçmiş "ben haberciyim" diyen "çağdaş televizyonların özel maymunlarına" sözüm. Bir haber bile veremeyenler bakın neler yaptılar.. Sporun tekelcisi ve "LİG TV" ile spor kanalı olmaya soyunan bir yerin Show'unda Türkiye ile Norveç maçından iki gol haberini gazeteye koymaya çalıştığımız dakikalarda spor bülteni başladı. 4 kulübün 4 görüntüsüz haberini oluşturan birer cümle ardından "tüm bu gelişmeleri gece yarısından sonra spor haberlerinde izleyebilirsiniz. Şimdi sizi soluk almadan izleyeceğiniz macera filmi kıyıdaki düşman ile başbaşa bırakıyoruz.." Spor kanalı haa.. İki haber kanalından neteve olanı, ülkenin devam eden ve sona ermekte olan milli maçını haberden saymayıp, banttan bir sohbet programı tekrarı ile yetindi. Haberciler bara erken çıkmışlardı herhalde.. Öteki, yani cenene olanı ha keza.. Yok saydılar maçı.. Sibel Can'a naklen yayın arabası gönderecek, Seda Sayan'ın peşinden kulise kadar girecek, ucuz ve yeteneksiz kadınların baldırları için yere diz çökecek, koynunda ve spor servisinde beslediği magazin muhabirine yağmur çamur demeden idman izleyen kulüp muhabirinin 10 misli para verecek suplekse sahip olan Türk televizyonları birdenbire başlarını kuma sokmuşlardı. Göstermek istedikleri şekilde görmeye alıştırdıkları seyirciyi aptal zannedip, onlar söz etmezse halk yok bilir, anlayışıyla uyudular.. Bilmiyorlar ki halk onlara göstermek üzere.. Rüştü penaltı tutmuş, Okan kavga etmiş, Hakan gol atmış.. Federasyon araya girip maçın naklen yayınını bir yaptırımla yükleyememiş kanalın birine ama koca koca kanallar da maçın görüntüsünü saatler sonra vermek bir yana haberini bile vermediklerinden utanmadılar.. Onların işi ihbar ve muhbirlerle reyting yapmakta.. Onların işi haberde tefrit peşinde koşmakta.. Haberde ve görüntüde manipülasyon yapmak onların işidir. Bir Beşiktaş-Trabzonspor maçını yarım saatte derleyip toparlayan ve bütün gücünü Fenerbahçe-Sanmsunspor maçında harcayan spor tekeline sahip LİG TV ve onlara peşkeş çekilen, görüntüleri kaçırılan diğer takımlar. Özellikle Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un çerez olduğu programlar.. Antep'teki yanlış kart olayı bir de Kadıköy'de yapılsaydı neler olurdu düşünebiliyor musunuz?. Ç-EŞİT
Bu ligin geçen yıldakinden hiç bir farkı yok.. Bazı takımlara içerde iyi ve güçlü hakem.. Bazı takımlara içerde kolay etki altında kalabilecek hakemler.. İlk iki haftanın hakem atamalırını alt alta koyun ve kimin şumpiyon olup kimlerin düşeceğini anlayın. Ben biliyorum.. Çünkü.. Yine her takım eşit ama bazı takımlar daha eşit..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |