T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hey medya! Akkise'ye de baksana!

Akkise'de olup biteni yerinde inceleyen İçişleri Bakanlığı'nca görevlendirilen müfettişlerin hazırladığı raporu hatırlıyorsunuzdur. Müfettişler "Olayın jandarmanın saldırıya uğrayan personelini kurtarmak için silah kullanmak zorunda kalmasından kaynaklandığı, ateş açılmasının kişileri yaralamak veya zayiat vermek amacıyla olmadığı, uyarı amaçlı, topluluğu dağıtmak ve kalabalıktan kurtarmak amacı taşıdığı anlaşılmıştır" demişler ve meseleyi kapatmışlardı... Bu fevkalade aydınlatıcı raporu kaleme almak için şu bunaltıcı günlerde kalkıp ta Akkise'ye kadar gitmeye ne gerek vardı! Vekalette iki müfettişi görevlendirirsiniz, olur biter... Müfettişse müfettiş, raporsa rapor...

Akkise'ye giden müfettişlerin Akkise meydanında toplanan (toplanabilen) dokuzyüz küsur boş kovandan haberi yok herhalde. Bu nasıl "uyarı amaçlı" ateşmiş ki, Akkise meydanına bir tane uçan kuş düşmezken bir delikanlı ölmüş, iki delikanlı da komadan bir türlü çıkamamıştır. Onlar da birer insan olduğuna göre, müfettişlerde de biraz "iz'ân" aramak hakkımız değil mi?

Müfettişler raporlarını hazırlayıp açıklayadursunlar, Akkise beldesi Belediye Başkanı Abdullah Kayaalp da boş durmayıp o da bir açıklama yapmış. Kayaalp, bu açıklamayı niçin yapıyor? Niçin olacak, bu "anti-rapor" da basın mensuplarının eline geçsin ve halkımız olayın mağdurlar cephesinden nasıl göründüğünü de öğrenebilsin diye değil mi? Fakat ne gezer! Açın bakın dünkü gazetelere ve arayın Başkan'ın açıklamasını... Sayıları yirmiyi bulan günlük gazetelerimizden kaçının bu açıklamaya yer verdiğine şahit olunca, bakın nasıl tepki vereceksiniz. (Laf arasında, Başkan'ın açıklaması "insan hakları" ihlalleri karşısında diğerlerinden farklı bir hassasiyete sahip Radikal ve Cumhuriyet'te bile yok!)

Basın kuruluşlarının "ezici" çoğunluğu Akkise ile ilgilenmiyor. Ellerine ulaşan müfettiş raporları onlar için fazlasıyla doyurucu nitelikte... Hiçbiri zahmet edip Akkise'ye muhabir filan yollamıyor. Yolluyorsa da yayımlamıyor. Çünkü basın son günlerin "ulusal güvenlik" tartışmasında fazla ileriye gittiğini düşünüp "asker-sivil" meselelerine artık uzak durmayı tercih ediyor... Akkise'de bir delikanlının hayatına mal olmuş bunca olaylar olmuş, İçişleri, gayri ciddi bir rapor hazırlatıp açıklamış, ama kimsenin umurunda değil... Bakın, adını biryerlerden mutlaka hatırladığınız bir yazar, Gökhan Özcan, Medyakronik'te yayımlanan yazısına nasıl bir başlık atmış: "Akkise'ye hiç vesait yok mu?" Yok mu, diyor Özcan, "Manisa'ya uzaylı gelince kabarıp, full-dikkat olayın üzerine çullanan" medya mensupları içinde Akkise'ye giden bir "vesait" bulabilen tek Allahın kulu yok mu?

Medyada ses yok, peki ya "siyasi partiler" olarak adlandırılan ve "demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları" olarak nitelenen unsurlarda, ses var mı? Hadi diyelim ki AK Parti henüz pek küçük (aslında bu "unsurlar"ın büyüyebilmesi ancak bu yolla olur ama neyse...) peki ya pek yaşlı, orta yaşlı, vesaire olanları? Benim izleyebildiğim kadarıyla sadece Liberal Demokrat Parti Başkanı Besim Tibuk'un sesini duyabildik. (Tibuk, epeyce bir şey söyledikten sonra şunu da ekledi: "Burası vatanına bağlı ve çocuğunu askere yollayan ve şehit olan zavallı bir Türk beldesi." (!) Tibuk, "yani yanlış anlaşılmasın" der gibiydi!)

Gelelim Yeni Şafak'tan naklen Akkise Belediye Başkanı'nın açıklamasına:

Başkan, çok net konuşuyor. Mazlum-Der'in olayın hemen ertesinde dikkat çektiği hususlara Başkan da dikkat çekiyor. Bakın, okuyun: "Akkise kasabasındaki tek taraflı saldırının ardından askerlerin yaralandığı söyleniyor. Şimdi soruyorum: 10 Ağustos Cuma akşamı ve 11 Ağustos Cumartesi ünü hastanelere, sağlık ocaklarına, görevli doktorlarına ve kayıtlarına bakalım, tedavi için bir asker gelmiş mi? Olay yerinde inceleme yapan savcılık ise tahrip edildiği iddia edilen araçlara ait hiçbir cam kırığı veya araç parçasına rastlamamıştır. Peki bu kadar er ve rütbeli asker yaralanmışsa, araçlar tahrip edildiyse bunlar neden iki gün sonra açıklandı?"

Başkan'ın Akit gazetesinin tamamını yayımladığı açıklamasından bir bölüm de şöyle: "Söz konusu ön raporda Akkise halkının karşı koyması, karşılık vermesi, mukavemet etmesi sonunda silah kullanıldı deniliyor. Bu tamamen yanlış ve gerçek dışıdır. Böyle bir şeyi değil düşünmek, hayal etmek bile son derece çirkin ve acıdır."

Bilmiyorum, belki de beni "objektif olmamakla" suçlayacaksınız.. Ancak bu riski göze alarak yine de diyorum ki, Akkise olaylarında "gerçek", müfettişlerin raporunda anlatıldığı gibi değil, Başkan'ın açıkladığı gibidir... Niçin mi? Çok basit; çünkü olup bitenle Başkan'ın açıklamasını bir araya getirince olay kendiliğinden açıklanıyor...


18 Ağustos 2001
Cumartesi
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED