|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
40 yıl saklanan gözyaşı
Gazeteci Nuriye Akman, merhum Menderes'in 16 ay boyunca hergün eşine yazdığı mektupları 40 yıl sonra gün ışığına çıkardı. Gazeteci Nuriye Akman, Adnan Menderes'in eşi Berin Menderes'e yazdığı mektupları kitaplaştırdı. 27 Mayıs 1960'da bir askeri darbe sonucunda Başbakanlık görevinden düşürülen ve 1961 yılında idam edilen Demokrat Parti Genel Başkanı Adnan Menderes, tutuklu bulunduğu Yassıada'dan eşi Berin Menderes'e 16 ay boyunca hergün mektup yazdı. Yakın tarihimizin en dramatik olaylarından biri olan ve hâlâ acısı hafızalarda yaşayan Menderes'in her biri elli kelimeyle sınırlanan mektupları okurlara sunuldu. "Elli Kelime" başlıklı kitapta 27 Mayıs'tan sonra oluşturulan olağanüstü mahkemenin uygulamalarına da değinmelerde bulunuluyor. Kitapta 1950'de oyların büyük çoğunluğunu alarak iktidara gelerek Tek Parti dönemini ve Milli Şeflik rejimine son veren DP'den Başbakan olarak seçilen Menderes'in 10 yıllık bir iktidarın ardından adım adım idam sehpasına doğru yürümesinin arkaplanına ilişkin ilginç bilgiler yer alıyor.
Elli kelimelik mektuplar
Akman'ın aile kaynaklarından elde ettiği özel mektuplar, Menderes'in elli kelimeyle sınırlanan ruh halini gözler önüne seriyor. Mektuplar 27 Mayısçılar'ın insanlık dışı uygulamalarını kanıtlayan tarihi bir belge niteliği taşıyor. Mektupların en belirgin özelliği ise elli kelimeyle sınırlanmış olması. Menderes'in tutuklandığı 27 Mayıs 1960'dan idam edildiği 17 Eylül 1961 yılına kadar hergün yazdığı mektuplarda eşi Berin Menderes ile çocukları Yüksel, Mutlu ve Aydın Menderes'e duyduğu hisleri anlatması bakımından da çok önemli. Menderes'in bilinmeyen insani yönlerini anlatan mektuplar ailesi tarafından itinayla korunduktan sonra gün ışığına çıktı.
KUR'AN'I YERE İNDİREN SUBAY KORKTU
Başçavuş İsmail Şenyüz, "Menderes'in kahvaltı yaptığı masada iki Kur'an-ı Kerim vardı. Fotoğraf çekerken, bu kitapların görüntüye girmemesi için görevli subaylardan biri bunları yere indirdi. Ben de tesadüf o anda deklanşöre basmışım. Makinem flaşları ampüllü olduğu için patlarken ses çıkarırdı. Kur'an'ları yere indiren subay, bu sesi duyunca ürktü" dedi.
Mektuplar: Dışarıya açılan pencere
Menderes, 14 ve 22 Haziran ile 8 Mart tarihli ve 50 kelimeyle sınırlı mektuplarda eşi Berin'e duygularını şöyle ifade ediyordu: "Âlemim sensin, bu âlemin hadiseleri de mektupların. Onlar olmayınca şimal kutbu geceleri gibi, gün doğmuyor. Yarabbi bu kısa yaz geceleri meğer ne uzunmuş; hasretiniz herşeyi değiştiriyor; rengi, ışığı, geceyi, ölçüleri, herşeyi.." "Berin'im, dün mektup gelmedi, hep onları beklemekle ümit etmekle vaktim geçiyor; o kısacık mektupların sayılı kelimelerinin her birinde ta içten gelen bir elem ve endişenin titrediğini, hasretin ateşini ve sevginin sıcaklığını ta içimde duyuyorum. Yazdıkların kadar yazmadıklarını da anlıyorum, yalnızlığımda o kadar seninle doluyum ki yanımda nefes alışını duyar gibiyim" "Hergün yazıyorum. Yirmidört saatte içimi dolduran his ve düşünceleri birkaç cümleye sığdırabilmek, iğne ile kuyu kazmak gibi. Birkaç cümleden bir his âlemini sezebilmek sırrına bağlı bir şey; anlarsın; işte bu duygularla seni kucaklar, ikinizi binlerle öperim, güzel Berin'im"
Menderes'i savunmak zordu
Menderes'i savunacak avukat bulmak o günlerde çok zordu. Avukat Talat Asal ve Burhan Apaydın ise hertürlü engellemelere rağmen devrik Başbakan Menderes'i savunmayı üstlendiler. MEKTUP YAZDI, KUR'AN OKUDU
Yassıada'daki hücresinde tek başına kalan Menderes'in başında bir asker 24 saat nöbet tutuyordu. Menderes'in askerle konuşması yasaktı. Sadece Kur'an-ı Kerim okumasına izin veriliyordu. Bunun dışında kitap okuması, radyo dinlemesi yasaktı. Avukatlarıyla düzenli ve sağlıklı bir görüşme yapamıyordu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |