|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önce size bir haber: ABD başkanı George W. Bush, yarın, Amerikan İslâm cemaati temsilcilerinden oluşan bir heyeti Beyaz Saray'da kabul edip bayramlarını kutlayacak... Bu, Amerikan tarihinde bir 'ilk'... Bu ilki bir başka 'ilk' takip edecek: Önümüzdeki haftadan başlayarak, bir çok Ortadoğu ülkesi televizyon, radyo ve gazetelerinde, parası Washington tarafından ödenmiş reklâmlar yayınlayacak ABD... Bu yeni halkla ilişkiler bombardımanının arkasında, Bush'un, Hollywood ile işbirliği kursun diye 'dışişleri bakan yardımcısı' sıfatını vererek görevlendirdiği reklâmcı Charlotte Beers var. "Sen ve terörizm" veya "Kadınlar terörizmi durdurabilir mi?" gibi başlıklar taşıyacak reklâmlarda, terörist faaliyetlerin muhbirlerine milyonlarca dolarlık ödüller vaad edilecek... Kampanyanın adı "Adalet ödülleri"... Vahşi Batı günlerinin "Ölü veya diri" duyurularından bugünün "Terörist ihbar edin, biz de sizi görelim" reklâmlarına... Bir arpa boyu yol gidilmiş... Amerika bir şeyin farkında: 11 Eylül uğursuz eylemleri ardından şoka giren dünya, Washington'un 'savaşkan' tavrı karşısında yavaş yavaş kendine geliyor. Eylemlerin, Pentagon'un yıllar boyu geliştirip müsait bir fırsat kolladığı dünyaya Washington'un çıkarlarına uygun bir nizam verme amacıyla kullanıldığı bilinci dünyanın her tarafında uyanmaya başladı. Batı dünyası ve Batıcı seçkinlerin önemli bir bölümü "Amerika'dır, ne yapsa yeridir" felsefesine sahip, ABD'nin onlardan yana bir sorunu yok; ancak, "Amerika'nın yaptığından kuşku duyacaksın" inancına sahip İslâm Dünyası içinden geniş kitleler ABD için ciddi bir sorun teşkil ediyor... Yeni halkla ilişkiler kampanyası İslâm Dünyası'nın 'kuşkuculuğunu' giderme amaçlı... İkna kampanyası ABD'nin kendi sınırlamaları ve çifte standartlı uygulamaları yüzünden peşinen başarısızlığa mahkum görünüyor. "Üsame bin Laden'in eylemleri planladığını ikrar konuşması" diye piyasaya sürülen video kasetin serencamını biliyorsunuz. Zihnini kiraya vermiş tipler dışında pek az kişi kaseti 'inandırıcı' buldu. ABD'nin bu 'manipülatif' tutumunun ters sonuç vermeye başladığı bile söylenebilir. Halkla ilişkiler kampanyası biraz da bu tutum yüzünden zorlanacak... Çifte standart yaklaşımı ise ABD'nin elini kolunu iyice bağlıyor. Çatışmalarda ölen Filistinli sivillerin ağlayanı yok, buna karşılık İsraillileri hedef alan eylemleri kınamada ABD yetkili ağızları yarış ediyorlar. Yaser Arafat'ın başı üzerine pazarlık yürütüyor İsrail ve Washington'dan ses çıkmıyor. En son, önceki gün (cumartesi), Arap Birliği'nin İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler'deki bir girişimi ABD tarafından veto edildi. Batı Şeria ve Gazze'de boy gösteren şiddet olaylarını sona erdirmek için bir uluslararası denetleme mekanizması öngören girişim Mısır ve Tunus tarafından başlatılmıştı; Fransa da girişimi desteklediğini açıklamıştı. Topraklarını uluslararası denetleyicilere açmadığı için Irak'ı savaşla tehdit eden ABD, aynı türden bir uluslararası denetim mekanizmasının Filistin için kurulması girişimini engellemede hiçbir mahzur görmedi. Bu çifte standart kimsenin dikkatinden kaçmıyor... Washington'un halkla ilişkiler kampanyasının, böyle bir zemin üzerine oturduğu için, hedef kitleden olumlu tepki alması çok güç. Cicili bicili ürünleri pazarlamada başarılı olmuş Amerikan reklâm piyasası, tutarsız, çelişkili, kendi sınırlamalarıyla eli kolu bağlı ve çifte standartçı Amerikan politikalarını savunmada yetersiz kalacaktır. Almanya, Fransa ve İtalya'nın kendi geleneksel politik çizgilerine çekilmelerinden sonra, Moskova'nın da, hafta sonu, Irak'a yönelik muhtemel bir saldırıyı alenen kınaması dikkat çekici. ABD'nin 11 Eylül sonrası kurduğu ittifak çatlıyor... Doğru olan, ABD'nin, 11 Eylül'deki 'mağdur' görüntüsünü bozmayacak çelişkisiz bir politika benimsemesidir. 'Manipülatif' çabalar ters tepiyor ve ABD çıkarlarına zarar veriyor. Terörü gerçekten ortadan kaldırmanın yolu, terörü gereksiz bırakacak âdil bir nizam arayışından geçiyor. Adil bir nizam ise, farklılıklara saygı göstermek, zengin-fakir ayrımını asgari sınırlara çekmek, demokratik hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı standart haline getirmekle mümkündür. ABD'nin, 11 Eylül sonrasında kendi ülkesinde bile feda etmeyi göze aldığı temel kriterlere yeniden sarılması gerekiyor. Bugünkü Beyaz Saray bayramlaşmasında ABD'deki İslâmi cemaat önderleri George W. Bush'a böyle bir uyarıda bulunsalar ne güzel olur...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |