|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnsanların günlük yaşantılarını büyük oranda etkileyen "Müzmin Yorgunluk Hastalığı"nın temel sebebinin stres olduğu belirtildi. SSK Vakıf Gureba Hastanesi Nöroloji Bölümü uzmanlarından Dr. Ali Akben, işsizlik, geçim sıkıntısı, trafik ve benzeri sebeplerle insanları canından bezdiren stres faktörlerinin bir sonucu olarak kendini gösteren hastalığın giderek yaygınlaştığını belirterek, "Hâlâ kas romatizması, virusa bağlı halsizlik gibi isimlerle de anılan hastalığa yakalananların başlıca şikayetleri bitkinlik, yorgunluk ve tükenmedir. Bunun yanında ateş, ürperti, boğaz ağrısı, kaslarda zayıflık, unutkanlık, huzursuzluk, konsantra olamama, baş ve boyun ağrısı, uyku düzensizliği gibi şikayetler de olabilmektedir" dedi.
Uykuları kâbusla bölünür
Müzmin Yorgunluk Hastalığı'na yakalananların günlük yaşantılarını zorlukla devam ettirdiklerini ifade eden Dr. Akben şunları söyledi: "Bu hastalıktaki bitkinlik şikayeti zaman içinde, hatta gün içinde dalgalanma gösterebilir. Hastalarda, alınan bilgileri işleme sokma hususundaki düşüş dolayısıyla unutkanlık, hatırlamada zorlanma ve kelimeleri telaffuz etmede başarısızlıklar görülebilmektedir. Vakaların yarıdan fazlasında uyku bozukluğu şikayeti vardır. Hastalar sık sık uykularının kabuslarla bölündüğünü ifade ederler. Yine bu hastaların yüzde 50-85'inde baş ağrısı görülür. Ancak bunlardaki baş ağrısı bilinen baş ağrısı tiplerine uymayan karakterdedir. Hastaların çoğu huzursuz, sıkıntılı ve agresifdir. Genel bir sinir çöküntüsü içindedirler. Hastalarda görme bulanıklığı ve ışığa hassaslaşma söz konusudur."
Hekim-hasta diyaloğu önemli
Hastalığın ayrıntılı bir muayene ve gözlem sonucu yapılan bazı tetkiklerden sonra teşhis edilebildiğini kaydeden Nöroloji Uzmanı Akben şöyle devam etti: "Hastalığın teşhisi oldukça önemlidir. Gerektiğinde guatr ve karaciğer testleri ile tanı netleştirilir. Hastalığın seyri hastadan hastaya değişmekle birlikte, kurulacak iyi bir hekim-hasta diyalogu ile olumlu yöne götürülebilir. Hastalığın tedavisinde de bu önemli bir noktadır. Hastası ile iyi bir diyalog kuran hekimin mesleki başarısı da eklenince tedavideki başarı oranı yükselmektedir. Tedavide ilk iş hastanın korku ve şaşkınlığını gidermek ve ona rahatsızlığı hakkında yeterli bilgiyi vermektir. Başlangıç döneminde düşük dozlarda kullanılacak ilaçların yanında, yoğun bir istirahat programı uygulanmalıdır."
|
|
|
|
|
|
|