|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Melesem kuzular gibi, koşar gelir mi bir anne koyun? Beğirsem oğlaklar gibi, dikleşir mi kulakları bir anne keçinin? Böğürsem buzağılar gibi, ürperir mi derisi bir anne ineğin? Kişneme denemelerine kalkışsam taze taylar gibi, parlar mı gözleri bir kısrağın? Miyavlasam yavru kediler gibi, kabarır mı tüyleri bir anne kedinin? Cikcik etsem civcivler gibi, yetişir mi imdâdıma bir anaç tavuk? Yavru aslanı anmaya dilim varmıyor; sanki hepsi kafeslere tıkılmış anne aslanların, baba aslanların. Cesaretim yok fil yavrularından söz etmeye; anne fillerin, baba fillerin de hepsi hayvanat bahçelerinde tutsak sanki. Yavrusunun öcünü alan fil, Mesnevi'de bir öykü sadece. O öyküden taşan umudun tepemize yağdırılan bombaları durdurmaya, kurşunları savuşturmaya yeteceğini düşleyebiliyorum elbette. Ama kulaklarımı uçakların uğultusu dolduruyor; tankların homurtusu, eziyor düşlerimi. İnsan oğlu bir oğlancık gibi haykırmak, insan kızı bir bebecik gibi ağlamak, neden ve nasıl ve ne zaman böylesine anlamsızlaştı? Aç bebelere uzanan memelerden süt yerine zehirli bir sıvı sağılıyor da, ondan mı? Okşamayı vaad ederek uzanan parmakların bıçaklara, testerelere dönüştüğünü göre göre mi vardık bu umarsızlık duvarına? Hakikatin ateşinde yeterince pişmediğimiz için mi, kalbimizin ateşinde yeterince pişirmediğimiz için mi hakikati, hakikatin aşına yalan sosları katmayı marifet sandığımız için mi; bunca pervasız, bunca pişkin davranıyor yalanlar, yalancılar? Tanrısal solukla onurlu kılınan insanı nesneleştirenler, şeytancıl emelleri için her türlü desiseyi utanmadan kuranlar; insanlığın sözcüsü, uygarlığın öncüsü gibi davranmakta bir çıkar, bir kurnazlık görebilirler. Ama onların ikiyüzlülüğünü içtenlik gibi görmek, onların kurnazlığını akıllılık gibi göstermek için budalalık sınırlarının aşındırılması gerekmiyor mu? Vicdanımızı kamaştırmıyor mu eğe sesleri? Köroğlu'nun "Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu!" dediği gün mü doğdu nâmertlerin karanlık günü? Bozulan mertliği tüfeklere rağmen, tüfeksizliğe rağmen onarmanın imkânında mı saklı kurtuluşumuz? Bu bayram gününde bayram güzelliklerinden söz etmek niyetiyle oturmuştum makinenin başına. Olmadı. Yine de bütün okuyucularımın bayramını kutlarım. Bayramlaşırken hısım akraba ile, eş dost ile, "mübarek olsun", "iyi bayramlar", "bayram da olmasa görüşemeyeceğiz yahu" gibi sözler söylüyoruz. Çay, kahve, şeker, lokum, tatlı, vb. yiyecekler içecekler ikram ediyoruz birbirimize. Çocukları sevindirmeye çalışıyoruz. İyi ediyoruz. Cenab-ı Hak'tan bizi daha güzel bayramlara eriştirmesini niyaz ediyoruz. İnanıyoruz ki, bizim ettiğimizi O etmez.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |