|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sur'a üflendiğinde ne hissedeceksiniz? Nasıl bir müzik inletecek kulaklarınızı? Bu soruların cevaplarını arıyor şair Ali Emre. Onun şiirinde yeniden dirilmek herşeyden önce geliyor. Çünkü bu hayatın ancak tekrar diriltildiğimizde gerçekten anlam kazanacağının farkında. Milyon Sesli Mızıka'daki şiirler, bana Mevlana Hazretleri'nin bir teşbihini hatırlattı. Dünya hayatını bir denize, insan kalbini de onun üzerinde yüzen bir gemiye benzetir Mevlana Hazretleri. Eğer, der, denizin suyu geminin altında ve çevresinde ise gemi sıhhatle yüzecek ve limanına varacaktır; ancak deniz suyu kalbin üstüne çıkar ve içine girerse gemi batar. Limanına varamayacağı gibi tek elde ettiği helak olmak olacaktır. Ali Emre zarif bir kalbe sahip. Bu dünya hayatının tıpkı deniz suyunun gemiyi yüzdürmesi gibi, ahirete varabilmek için, yol alabilmemiz için mutlaka var olması gerektiğini biliyor. Ama yine biliyor ki, bu dünya hayatı bir "kıyamet mevsimi" içinde çiçek açabilecek toprağı olanlar için bereketlidir sadece. O toprağa sahip olanlar da "milyon sesli mızıkayı" üfürebilenlerdir: Kelime-i Tevhid'i dili sürçmeden bağırma cesareti olanlar. Sur üflendiğinde korku değil, sevdiğine kavuşmanın o dizleri titreten heyecanını duyacak olanlar. Milyon Sesli Mızıka'daki şiirleri okuyun, dilinizin kendiliğinden bir ahiret türküsü mırıldandığını; ayaklarınızın köprüye doğru cesurca ilerlediğini farkedeceksiniz. Tabii eğer siz, Ali Emre'nin şiirinde sözünü ettiği şu kişilerden değilseniz:
Lütfen atın sırtınızdan çarmıhınızı. Çarmıhınızı atın ve aynaya bakın bir boy aynasına. Gemi su alıyor olmasın? Milyon Sesli Mızıka: Birey Yayınları, Kırklar Edebiyat Dizisi
|
|
|
|
|
|
|