|
|
|
|
Hiç olmazsa insanlar böyle bir günde mutlu olmalılar diye düşünmüştüm. Ama ne gezer.. Gerilim içindeyiz. İcraatlarıyla içimizi karartanlar var. Hayallerimiz yıkılıyor. Ne yazık ki, kendimizi gerçeklerden de soyutlayamıyoruz. Her yerde somurtan, tartışan, kavga eden bir toplum olduk. Daha yeni yıl gelmeden, vatandaşın beline balta gibi inen zam sinyalleri, yüzde yüze varan vergiler geldi. Elektrik, su, telefon faturaları yüzünden, şu bayram günü çocuklarımızı, "El öpenlerin çok olsun" diyerek avutuyoruz. Ama yine de akıllanmıyor, gidip onlara oy veriyoruz! Geçmişten ders almayanların, geleceği de elbette karanlık olacaktır. Zamanı gelince bunları hatırlamak, kendimiz için olmasa da, çocuklarımız için görev olmalıdır. MENTAL TEDAVİYE İHTİYACIMIZ VAR Her hafta sonu canlı yayınlarda pozisyonları tekrar tekrar göstererek hakemleri yerden yere vuruyoruz. Hakkı yenen takımların isyanlarını izliyor, geriliyoruz. Herkesin kendine göre haklı olduğunu dinliyor, kendi değer yargılarımızı ortaya koyarken, öfkeleniyoruz. Çünkü biz de kendimize göre haklıyız. Ama ifade tarzımız kavga boyutlarına ulaşıyor. Eli kalem tutan, ağzı laf yapan, toplumu yönlendiren aydın kesimi oluşturuyoruz. Merak ediyorum, acaba o ekranda saatlerce ahkam kesenler programdan sonra, "ben ne söylemişim, nasıl söylemişim" diye kendilerini izliyorlar mı? Aralarında doktorlar bile var. Ama inanın, onların da, onlara inanan insanların da mental tedaviye ihtiyaçları var. Onlar böyle yaparsa, tribündeki insan ne yapmaz? Bir ara bunalım yaşadığı için Beşiktaş kalecisi Fevzi'ye mental tedavi önermiştik. Şimdi ne yazık ki, böyle bir tedavinin, tüm toplumun ihtiyacı olduğunu görüyoruz. LUCESCU- DENİZLİ- DAUM Sezon başında Galatasaray yönetimi Lucescu'ya, Fenerbahçe yönetimi Denizli'ye, Beşiktaş yönetimi de Daum'a güvenmişti. O gün bu gündür biz yazdık, siz okudunuz. Biz, tribünlerden yükselen feryatları, yönetim kurullarından çıkan kararları ve yorumlanan maçlarla doldurduk sayfalarımızı. Ortaya çıkan sonuç, başlığa çıktığımız sonuç değil mi? Daha bir hafta önce Galatasaray yönetimi, Fatih Terim'e teklif götürerek Lucescu'ya güvenmediğini göstermedi mi? Bir kaç hafta öncesine kadar Daum, yönetimine "Bu takımla şampiyonluk hayalleri kurmayın" demedi mi? Ve hemen her hafta sonu televizyon ekranlarında otoriteler (ben de dahil) Mustafa Denizli'nin Fenerbahçe'ye hala bir sistem oturtamadığını, Denizli'nin geçen sezon da şampiyonluğu şansı ile kazandığını yazıp söylemediler mi?.. YANAR DÖNER MEDYA 3 puanlı bir ligde havalar ne çabuk değişiyor. 6 hafta önce Beşiktaş'ta yaşananları, söylenen ve yazılanları hatırlamanızı isterim. 1 hafta önce Galatasaray yönetiminin etiğine yakışmayan kararlarını hatırlayın. Fenerbahçeli yazarların, yöneticilerin Denizli ile ilgili yorumlarına bir bakın. Spor okuyucusunu, izleyenini allak bullak ettiler. "Skor yazarları" diye suçluyorlar bizi. Ayağı yere basan birkaç kişi hariç. Aralarında öyle pişkinler varki, "Ben dememiştim, ben yazmamıştım" diye de iddiaya giriyorlar. Şimdi, bu insanların size inanmasını nasıl bekliyorsunuz?.. NOT: Cenabı Allah'tan başka hiçbir şeye ve kimseye inanamayacağımız gerçeğini bir kez daha görerek, Ramazan Bayramınızı kutluyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |