T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ölümlerden ölüm beğen

Başkent Buenos Aires'te çıkan 'Herald' gazetesinde, James Neilson, gerçeği bütün yalınlığıyla kayda geçirmiş: "Fazla uzak olmayan bir geçmişte Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Doğu Almanya'nın başına gelenler bir gerçeğe işaret ediyor: Milli devletler de ölür. Bir gün vardırlar ve güçlü görünürler; ertesi gün ise, Leon Trotsky'nin deyimiyle, 'tarihin çöp yığını' içerisinde yerlerini alırlar..." Bir zamanlar gelişmekte olan ülkelere 'örnek' gösterilen Arjantin, henüz 'tarihin çöp yığını' içine atılacak duruma gelmese de resmen iflâs etmiş bulunuyor. Siyasi merkez çöktü, yağma başladı, tuzu kurular sokağa çıkamıyor. Bizde, Milli Güvenlik Kurulu'nun bir kaç ay önce gündemine aldığı 'sosyal patlama' Arjantin'de gerçekleşti.

Çok bilmişlerin "Arjantin farklı, Türkiye farklı" demelerine aldırmayın. İki ülke birbirinin tıpatıp benzeri olacak değil elbette; sosyal, ekonomik ve siyasi göstergeleri arasında farklar var. Bakalım şu cümle tanıdık gelecek mi: Yetişkin insan gücüne, gelişmiş sınai altyapısına ve nisbi bir siyasi istikrara rağmen, ekonomisinin dümenini IMF'nin eline bırakmak zorunda kalan Arjantin, ilk sinir savaşında, IMF karşısında yenildi. Hiç kuşkunuz olmasın, 11 Eylül dünya dengelerini Türkiye lehine değiştirmeseydi, ya da konjonktür Türkiye yerine Arjantin'den yana gerçekleşseydi, iflâsından söz edilen ülke biz olabilirdik...

Arjantin, IMF ile girdiği sinir savaşından yenilerek çıkan ilk ülke değil; ancak ekonomisi onun kadar büyük bir ülke ilk defa 'iflâs' durumuna geliyor. Son üç yıl içerisinde Uzak Doğu ve Rusya'da yaşanan ekonomik krizler o ülkelerde derin izler bıraktı, ancak herbiri Arjantin'in bugünkü durumuna düşmemeyi başarabildi. Küreselleşen ekonomilerin kendilerine telkin edilene uymadıkları taktirde başlarına ne geleceğine dair 'canlı örnek' konumunda Arjantin.... Dünya sistemine siyasi ve silâhlı meydan okumanın mâliyetini Afganistan temsil ediyorsa, ekonomik meydan okumanın faturasını görmek için de Arjantin'e bakmak yeterli.

Türkiye'nin belki de en büyük şansı, ekonomistlerin bugüne kadar 'şanssızlık' veya 'başarısızlık' olarak yansıttıkları 'yabancı sermaye' için fazla câzip görünmemesi, sıcak paranın iltifatından az yararlanması... Arjantin'e baktığımızda görünen şu: Ekonomik değerleri bir ara imrenilecek hale getiren, ülkenin para spekülatörlerinin aşırı ilgisine mazhar olmasıydı. Yabancıların az bir bölümü özelleştirme kapsamında üç otuz paraya satılan kamu mallarına üşüşürken, daha çoğu paradan para kazanma mekanizmaları üzerinde yoğunlaştı. Arjantin'e diz çöktüren Uzak Doğu krizinden beri bilinen aynı kısır döngü: Yabancı spekülatör piyasadan çekildiğinde, ülke, o boşluğu, IMF'den gelecek para ile doldurmak zorunda; öyle bir ortamda IMF'ye meydan okunduğunda yığınları sokağa döken bir daralma kaçınılmaz oluyor...

Aslına bakılırsa, Arjantin, 'diz çökme'nin iki seçeneğinden daha kısa vâdelisini tercih etti. IMF'nin her dediğini yapmaya devam etseydi, Washington'dan gelecek taze kredi geçici bir rahatlama sağlayabilecekti; ancak IMF ile varılan anlaşma, elde avuçta kalanları bedavaya elden çıkarmayı, memur maaşlarıyla işçi ücretlerini gülünç rakamlara çekmeyi öngörüyordu. Gününü geciktirse bile, Arjantin, kıyametin gelişini engelleyemeyecek durumdaydı...

Arjantin Cumhurbaşkanı Fernando de la Rua, yüzbinlerin protesto gösterilerinden sonra istifasını sunup "Yuh" sesleri arasında helikopterle Saray'ı terk etti. O sırada, başkentliler, Saray'ın iki kilometre ötesinde zengin evlerini taşlamakta, mağazaları yağmalamaktaydılar. Kışkırtılmış yığınların önünde devlet iradesi zor durur; kitleler, beceriksiz hükümetin iflâs durumuna getirdiği ülkeleri yerine kendilerini düşündüler ve Arjantin'i tarihinin en kötü noktasına sürüklediler. İlk elde siyasilere kusulan öfke, kaçınılmaz biçimde, yeni hedeflere yönelecektir...

Türkiye ve Arjantin aralarında okyanuslar bulunan iki farklı ülke; ancak birinin iflâs hali diğerine 'ders' olmazsa, benzemezlikler önemlerini yitirir, benzerlikler ön plana çıkabilir. Küreselleşme mağduru Arjantin'in düştüğü durum, bundan böyle, zaten 'sosyal patlama' endişesi duyan Ankara'daki yöneticilerin kâbusu olacaktır. Arjantin'de sokaklara dökülenler, kendileri farkında olmasalar bile, Türkiye'nin uluslararası arenadaki bağımsız hareket kabiliyetini biraz daha sınırladılar.

Arjantinli gazeteci haklı; milli devletler de yaralanır, zâfiyet geçirir, hatta ölürler...


22 Aralık 2001
Cumartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED