T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kar yağdı böyle oldu

İstanbul'a hepi topu bir karış kar yağdığında okulların bütünüyle tatil edildiğini, yolların tıkandığını, trafiğin felç olduğunu haberlerden öğrenen Erzurumlular, Karslılar, Vanlılar, kısacası yılın yarısını iki metrelik karla geçiren insanlarımız, acaba ne düşünüyorlar bu manzara karşısında?..

Teknolojinin ne kadar ilerlediğini mi hatırına getirir insan, bir-iki bin kilometre uzaktaki görüntüleri aynı anda "canlı canlı" evinde seyrettiği için... 40-50 milyarlık arabaların, bir santimlik buz üstünde savruluşlarını gördüğü için... Yoksa, insanoğlunun tabiat karşısında bugün de tıpkı bin yıl önceki kadar çaresiz olduğunu mu?

Kar, bin yıl önce de aynı kardı, iki bin üç bin yıl önce de, milyonlarca yıl önce de...

Yağmur yine aynı yağmur.

Rüzgâr, aynı rüzgâr.

Ama insan da aynı insan; ne kadar alet edavat sahibi olursa olsun.

Çaresiz, zavallı.

Yine sele teslim, yine kara teslim, yine rüzgara, ateşe ve depreme yenik.

İnsanoğlunun tekerleği bulmasına mı daha çok şaşmalıyız, parkettiğimiz yerde arabamızı bulamayışımıza mı?

İnsanoğlunun ateşi bulmasına mı daha çok hayret etmeliyiz, çakmağı yarım saat arayışımıza mı?

İnsanoğlunun telefonu bulmasına mı daha çok ağzımızı açmalıyız, sık sık telefon kaybedişimize mi?

İnsanoğlunun gen haritasını çıkarmasına mı daha çok şaşmalıyız, o haritada Kürdistan'ın bulunmayışına mı?

Bir soru daha:

İnsanoğlunun yer çekimi kanununu bulmasına mı daha çok güleriz, buzda ayağı kayıp düşmesine mi?

Ve son:

Sahi, insan düşen birine niye güler ki?

KIZ BABASI

Zengin bir iş adamının kızı, kendisiyle evlenmek isteyen delikanlıyı anne ve babasıyla tanıştırmak için evlerine yemeğe çağırdı. Yemekten sonra zengin iş adamı damat adayıyla başbaşa konuşmak istedi ve onu çalışma odasına götürdü.

"Senle şöyle erkek erkeğe konuşalım" dedi.

- Evlendikten sonra aileni geçindirmek için ne iş yapmayı düşünüyorsun?

Damat adayı duraksamadan cevapladı:

- Aslında benim elimden her iş gelir efendim, evlendikten sonra bir yerde kesinlikle bir iş bulurum. Sonra da nasıl olsa, Tanrı yardım eder.

Damat adayının bu cevabını pek hoş bulmayan baba, bu defa daha somut bir soru sordu:

- Peki içinde kızımı oturtabileceğin bir eve nasıl sahip olmayı düşünüyorsun?

Delikanlı yine beklemeksizin cevap verdi:

- Ben aslında çok calışkan biriyimdir, dedi. Gece gündüz demez çalışır, para biriktiririm. Sonra da nasıl olsa Tanrı yardım eder, biz de bir ev sahibi oluruz.

Kız babasının neşesi iyice kaçtı. Sesini yükselterek sordu:

- Peki oğlum ilerde çocuklarınız olunca onlara nasıl bakacaksınız?

Damat adayı o soruyu da tereddütsüz cevapladı:

- Biraz önce söyledim ya efendim, gece gündüz çalışır kazandığım tüm parayı biriktiririm. Sonra da nasıl olsa Tanrı'nın yardımıyla çocuklarımızı büyütürüz.

Damat gittikten sonra, kızı koşarak babasının yanına geldı:

- Damadını beğendiğini gözlerinden anlıyorum babacığım, lütfen söyler misin onun en çok neyini beğendin?

Babası, kızın yüzüne dik dik baktı:

- Onun en çok hoşuma giden yanı benim hakkımdaki görüşü, dedi ve ekledi:

"Beni Tanrı sanıyor!"

Ayak zinciri diye bir şey vardı

Eskiden daha çok kar yağdığı için son yıllarda göremiyoruz belki de.

Ayakkabının üzerine takılır ve üstten tokalanırdı.

O zincirle yürüyen birinin karda buzda kayması mümkün değil.

Beş-altı ufak halkadan oluşan zincir, deri kayışa sağlamca tutturulmuştu ve ucunda tokası vardı.

Eğer kar yağışı devam ederse, ayak zincirlerine tekrar rastlayabiliriz.

Ters yarış

Her yarışta birinci gelene ödül veriyoruz, bu sefer de tersini yapalım diyerek, sonuncu gelen ata ödül vermeyi kararlaştırmışlar.

Fakat o takdirde herkes en yavaş gitmeye çalışacağından, yarışın bir zevki kalmayacak.

Öyle bir kural koyalım ki hem atlar var gücüyle koşsun, hem de sonuncu gelen kazansın düşüncesiyle binicileri değiştirmişler.

Herkes bir başkasının atına binmiş.

KAZA FOTOĞRAFI

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu, sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti... Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca "Yol verin.. Yol verin... Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler. Foto muhabiri yaklaştı. Arabanın önünde bir eşek yatıyordu!

RUS FIKRASI

Zorunlu askerliğini yapmakta olan genç, babaannesine koli içerinde bir el bombası yollar; pimine yapıştırdığı kağıda: "Babaanneciğim, benim acilen izine gelmemi istiyorsan lûtfen bu halkayı yerinden çekip çıkar!" şeklinde bir not yazmıştır.


22 Aralık 2001
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED