T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Yağlı, "kuru" olmaz

Geçen Pazar, Babaeski yakınlarındaki Büyükmandıra kasabasındaydım, binlerce araba dizilmiş, en az onbin seyirci daire şeklinde Er Meydanı'nın çevresini almıştı. Davul-zurna bir kere işaret verdi miydi çiftini-çubuğunu bırakıp da güreş kapışmalarını izlemeğe gidenlerin haddi hesabı olmaz. İşte geçen Pazar da böyle olmuştu. Davul bizlerde müjde, savaş, zafer, yenilgi, hücum, eğlence işaretidir. Davulun sesini duyan, sadece çifti-çubuğu değil, sevgilisini bile bırakıp güreşe koşar. Ne demiş Tamburacı Osman Pehlivan: "A benim mor çiçeğim/Sen doldur ben içeyim/Ahdettim yemin ettim/Uğrunda öleceğim..."

Yaylı tambur ustası aynı zamanda bir başpehlivan olan Tamburacı, maşukasıyla fayton gezintisi yaparken uzaklardan davul-zurna sesi duyar ve onu bırakıp güreşe giderken bu unutulmaz besteyi yapar. Büyükmandıra, yedi bin nüfuslu, burada mandıracılık revaçta ama şimdilerde 1 litre süt, su'dan ucuz, sadece ve sadece 160 bin Lira! Sultan Abdülaziz, sırtı yere gelmeyen pehlivanlardan Kavasoğlu'na: "Git, atla bir gün dolaş ve bu dolaştığın arazi senin olsun" demiş. Bu kasaba böylece kurulmuş. Şamdancıbaşı Kara İbo da Kavasoğlu'nun yakını. 77 yıldır bu kasabada iki unutulmaz sporcunun aziz hatırası yadediliyor. Yörede dayanılmaz bir güreş tutkusu var, 2 yıl önce Kırkpınar Ağalığı yapan Ayhan Sezer de Kavasoğlu İbrahim Pehlivan'ın ana tarafından torunu olduğundan Kırkpınar'a el uzatmıştı.

Ayhan Sezer'i, 30 yıl öncelerinin belediye başkanı Ali Rıza Özel'i de Pazar günü güreşleri izlerlerken gördüm. Ayhan Sezer, oğulları Hasan Ekin'le Ayhan Can'ı da getirmişti, kimbilir gelecekte belki bugünün minikleri de güreşin sponsoru "Ağası" olarak kolları sıvayacaklar. Kırklareli Valisi, çevre kasabaların belediye başkanları, kaymakamları da Er Meydanı çevresindeydiler. Birkaç yıl önce "Hükmü Karakuşi" dememiz gereken ani bir kararla Deste, hatta Küçükorta'ya kadarki kapışmalar, karakucak'a çevrilmişti. Büyükmandıra'da da bu "adet" devam etti.

Hani bir atlı bir suç işler, Kadı da hüküm verir: "Suçu işleyen atlı sağ yana kaçmış, peşinden gidin ve o tarafta gördüğünüz ilk atlıyı öldürün." Hükmü Karakuşi budur. Bir defa bilinmesi gereken şudur: "Güreşte zirve yağlı olanıdır. Bu tür kapışmalarda pişen, her türlü güreşte bir numara olur." Pehlivanlar arasında benim en yakın arkadaşım Hamid Kaplan'dı. O'na bir gün "Karakucakta, grekoda ve serbestlerde Türkiye Başpehlivanlıkları kazandın, şimdi sıra yağlı da, Kırkpınar'a da gir." demiştim ama bu tür mücadelede temeli yoktu, bu yüzden girmedi. Aynı manzarayı dilerim Kırkpınar'da görmeyiz. Meşhur Bomba Kemal Demirsüren'e Mandıra'da hakemlik görevi vermediler, sebebi yaşlıymış. Kemal Demirsüren 74'ünde ve zinde. Ben bu meydanlarda Suyolcu Mehmed Pehlivan'ı (80), Şileli Rahmi'yi (80) hakemlik, Sucu Paşa Mustafa'yı (85) yağcılık yaparlarken gördüm, cinsi, benzeri az bulunur renkli kişileri, davul-zurna vurduğunda Er Meydanı dışında bırakmamak gerekir. Kırkpınar'a tam 50 yıl emek veren Bomba Kemal'e, "Sen öldün, artık işe yaramazsın" demek doğru mu?

Sert bakış!

Eski Milli Güreşçilerimizden ağır sıklet Hasan Hüseyin Yaşar, bu günlerde elinde fotoğraf makinası, güreş dünyasında geziniyor, amacı, hastanelerde "sus" işareti yapan hemşireden çok daha sert bakışlı birini bulup resmini çekmek. Diyor ki Hasan Hüseyin: "Öyle sert bakışlı birini bulmalıyım ki, hastanelerde bu fotoğrafı gören korkudan konuşamasın!" Bakalım aranılan yüz bunulabilecek mi?

Tayfun Bayındır

Takdir ettiğim gazetecilerden biri de Tayfun Bayındır'dır. Geçen hafta yayınlanan yazımda isim vermeden bir konuya değinmiştim, telefon açıp "Yoksa kasdedilen kişi ben miyim?" diye sordu. Ben, yıllar önce Bermuda Şeytan Üçgeni'nden geçtim, ne tayfunlar gördüm, tayfunlar tehlikelidir ama Tayfun Bayındır'a lafım olmaz. Bayındır'ın haber ve röportajlarını zevkle okuyorum. Takdir ettiğim gazetecilerden biri de Tayfun Bayındır'dır. Geçen hafta yayınlanan yazımda isim vermeden bir konuya değinmiştim, telefon açıp "Yoksa kasdedilen kişi ben miyim?" diye sordu. Ben, yıllar önce Bermuda Şeytan Üçgeni'nden geçtim, ne tayfunlar gördüm, tayfunlar tehlikelidir ama Tayfun Bayındır'a lafım olmaz. Bayındır'ın haber ve röportajlarını zevkle okuyorum.

İbret için

Günümüzden tam 2500 yıl önce Herodod, şunları yazmış: "Demokraside yolsuzlukların önüne geçmeğe imkan yoktur. Devlet hizmetindeki yolsuzluklar, kişisel düşmanlıkları değil, kişisel gruplaşmaları meydana getirir. Bu tür işlerden sorumlu olanlar kafa kafaya vererek karşılıklı birbirlerini desteklerler. (Perihan Kuturman çevirisi. Sayfa 145). Demokrasi, ancak vatandaşlık bilinci olursa işler."

Yiğid lakabıyla

Çerkesköylü bir güreşçi vardı: İsmet Bıçkıcı. Bu delikanlı gölgede güreşmeyi sever, güneşe çıkmazdı. Büyükmandıra'daki kapışmalar sırasında Çorluspor'un eski Başkanı Mehmed Diktaş, bağırırken kulak verdim: "Saçakaltı İsmet!.." Ne demişler yiğid lakabıyla anılır. Çorluspor'un unutulmaz amigosu Cengo da güreşlerdeydi, Mehmed Diktaş'la Cengo'ya "Çorlu'dan ayrıldınız, bu külup, 1 trilyon 100 milyar lira borca soktular ve yine de küme düştü" dedim. Üzüntüyle önlerine baktılar.


30 Mayıs 2001
Çarşamba
 
ALİ GÜMÜŞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED