|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şimalden tekno-türkü esti
Türkiye'de dönem dönem bir müzik türünün yıldızı parlamıştır. Bütün müzik türlerinde yapılan başarılı çalışmalar yerine, sadece bir alandaki müzik türü öne çıkarılmış ve bu müzik türünün sinema ile reklam filmlerinde rol alacak, basının magazin ihtiyacını karşılayacak starı çok geçmeden oluşturulmuştur. 1970'lerde Anadolu rock-pop tarzı öne çıkarken, 80'lerde ülkeyi arabesk furyası sardı. 1990'lara gelindiğinde ise 'medyatik popçular' öne çıkmaya başladı. Ülkenin doğusundan batısına, köylerinden şehirlerine yaşanan yoğun göç, bölgesel müzik türlerini / türkülerini de beraber getirdi. Arabesk melez bir müzikti ve çok yaygınlaşmıştı ama yöresel türküler de hep revaçta oldu. Doğu gırtlağına sahip starların popülerleştirdiği türkülerin ardından rüzgar, ülkenin başka bir bölgesinden kuzeyinden esti. Son günlerde Karadeniz'in sıcak ve ritmik müziği dalga dalga tüm Türkiye'ye yayılarak herkesi sarıp sarmaladı. Daha önce Karadenizliler dışında çok az insanın dinlediği Karadeniz müziği, şimdilerde herkesin dinlememezlik edemeyeceği bir müzik oldu. İsmail Türüt'le yaygınlaşmaya başlayan Karadeniz'in esprili ve canlı müziği, Davut Güloğlu'nun geleneksel Karadeniz müziğini tekno müzikle kaynaştırmasıyla dinlenme oranı bakımından zirveye ulaştı.
Son star Davut Güloğlu
Bugünlerde Karadenizliler'in çıkardığı en popüler isimler arasında yer alan ve 'Nurcanım' adlı kaseti çıkar çıkmaz müzik listelerini altüst eden Davut Güloğlu, 1972 yılında Rize'de dünyaya gelmiş. Güloğlu, başarıya birden bire 'Nurcanım'la ulaşmamış. Popüler şarkıcının müzikle olan ilişkisi sekiz sene öncesine dayanıyor. Önce deneme besteleri yapan Güloğlu, Arif Sağ'dan aldığı derslerle müzikal alt yapısını tamamlamış. 'Nurcanım'da dört parçanın söz ve müziğini kendisi yapan Güloğlu, bu kasetinden önceki çalışması için "ben beni yansıtmamıştım" diyor. Sanatçı, müzikle ilgilenmeden önce ticaretle uğraşıyormuş. Müzik aşkı uğruna birçok gencin rüyalarını süsleyen futbolcu olma hayalinden vazgeçen Güloğlu, Nurcanım adlı çalışması hakkında "Albümün bu kadar ses getireceğine inanıyordum, ama bu kadar sevileceği mi hiç tahmin etmiyordum." diyor.
Çıtayı yüksek tutuyor!
Son yıllarda İsmail Türüt'le alevlenen Karadeniz müziği fırtınasının tüm Türkiye'yi etkisi altına almasını ve 7'den 77'ye herkesin sevgilisi olmasını ise şöyle yorumluyor: "Ben, Karadeniz müziğini modern müzikle, pop soundlarıyla beraber yorumladığım için bu kadar ilgi gördüm heralde. Zaten Karadeniz halkı da kendi içinden çıkan sanatçıyı daha çabuk anlıyabiliyor ve kabulleniyor. Amacım hangi tarzda olursa olsun bir sanatçı ve yorumcu olarak halkın beğenisini kazanacak parçalar yapmak. Ben toplum için birşeyler yapmaya çalışıyorum. Demek ki son dönemlerde Karadeniz müziği bunu başardı." Aranjör Suat Aydoğan, Şahin Özer ve Davut Güloğlu kafa kafaya verip beyin fırtınası yapınca, bir anda tüm Türkiye'nin müzikal istikametinin rotasını değiştirecek olan meşhur tekno-karadeniz tarzı ortaya çıkmış. "Albümün çok satmasından ziyade, şarkılarımın halkın dilinde olması beni mutlu etti." diyen Güloğlu, ileriki yıllarda yapacağı çalışmalarda Karadeniz müziğini hiç unutmayacağını, ama başka tarzları da deneyeceğini ifade ediyor.
Karadeniz'in 'Ricky'siKendisine gösterilen medyatik şefkatin ve bu albümle yakaladığı başarının bundan sonraki çalışmalarında da devam edip etmeyeceği sorusuna, "Bunu şimdiden söylemek doğru olmaz. Tabiiki ilerisini düşünerek yola çıkıyoruz. Başarıyı devam ettirmek ve daha güzel işlere imza atabilmek tek isteğim. Sağlık olsun, zamanın ne getireceğini kestiremezsiniz" cevabını veriyor. Sanatçı, yeni çıkan tüm albümleri hangi türde olduğuna bakmaksızın dinlemeye çalıştığını kaydediyor. Karadenizli hemşerilerinin büyük bir sevgiyle bağrına bastığı ünlü şarkıcı, hayranlarının kendisine yaptığı 'Karadeniz'in Ricky Martin'i yakıştırması için, "Tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği bir sanatçıya benzetilmek güzel tabii. Amacım Karadeniz müziğini dünyaya tanıtmak ve müziğimizi evrenselleştirmek." diyerek bu benzetmeden hoşnut olduğunu ifade ediyor. Kemençe eşliğinde horon tepenler sadece Doğu Karadenizliler değil. Bir zamanlar Trabzon'da yaşayan Pontus Rumları buna güzel bir örnek. I. Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan nüfus mübadelesiyle Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan bazı Pontuslular, kültürleri gibi kemençelerini de beraberlerinde taşıdılar. Ve o gün bugündür tıpkı Karadenizliler gibi horon tepip kemençe ve kaval çalıyorlar. Ünlü kemençe ustası Trabzonlu Niko da yüreğindeki Karadeniz aşkını, elindeki kemençesi ile yaşatmış. Kemençe çalışı dillere destan olan Niko gibi bugün Yunanistan topraklarında yaşayan birçok Rum, eski vatanını anıyor her kemençe çalışında. Türkiye'nin diğer bölgelerinde müzik listeleri, ülke genelindeki müzik listelerinden etkilenirken, Karadenizliler kendi yerel sanatçılarıyla müzik listelerini oluşturmayı yeğliyorlar. Karadeniz'de bugünlerde en çok dinlenen sanatçılar arasında elbette Davut Güloğlu başta geliyor. Peşinde ise Hülya Polat, Adnan Yılmaz, İsmail Türüt, Erkan Ocaklı, Fuat Saka, Cimilli İbo, Sait Uzar, Ayhan Alptekin ve Şeref Kara var.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |