T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

İ Z L E N İ M

DSP, CHP'den çok daha geri

Ünvanının başında "Demokratik" kelimesinin bulunduğu DSP'nin demokrasi açısından çok geride kaldığını gerek hükümetteki icraatları ve gerekse 5'nci genel kurullarında gördük.

Çarşamba günü yayınlanan CHP Kayseri İl Başkanı ile ilgili yazıma bir yanıt geldi İlker Karakuzu diye bir vatandaştan.. "Mehmet Bey, CHP'yi göklere çıkarmışın; hayırdır, yılların sağcısı Mehmet Akyol sol kulvarda koşmaya mı başladı?" diyor.

Sağcılık, solculuk kavramını sevmiyorum ben artık... Milliyetçilik, mukaddesatçılık, demokrasi yolunda verdiğim mücadele ve inançlara, inandığı gibi yaşamak isteyenlere karşı tavır alanlara saygısızlığım bilmem beni hangi cenahta gösteriyor... Bazı CHP'lilerle yaptığım görüşmelerde artık 1920'li yılların, 1930'lu yılların kafası ile siyaset yapılmayacağını söylüyorum. CHP'nin Anadolu felsefesini beğeniyorum... Ancak tabandaki teşkilatlar, henüz bu konuda iyice bilinçlendirilmiş değiller.. Bu konuda Sayın Baykal ve genel merkez yöneticileri; seminerler, konferanslar ve bilime dayalı toplantılarla CHP tabanını aydınlatmalıdırlar.

DSP çok geride

Değişimci olmayan ve hem fikrî, hem de fiili olarak kendini yenilemeyen hiç bir kişi ve kuruluş beni mutlu etmiyor. Ünvanının başında "Demokratik" kelimesinin bulunduğu DSP'nin demokrasi açısından çok geride kaldığını gerek hükümetteki icraatları ve gerekse 5'nci genel kurullarında gördük. Ayrıca benim Anadolu'da yaptığım tesbitlerim de, bu partimizin hâlâ daha eski kafalarla idare edildiği yolunda...

DSP il başkanları da aynı görüşte

GİRESUN İl Başkanı Ömer GÜRE başörtüsü konusunda bakınız neler söylüyor ve insan haklarını ve inanç kavramını nasıl arka plana atabiliyor: "Bugün başörtüsü ile okumak isteyen öğrenciler, yarın erkeklerle ayrı ayrı otobüslere binmek isteyebilirler, laik ve demokrat yasa ve anayasa çerçevesinde idare edilen bir sisteme uymak durumundayız."

Bir başka DSP'li Fikri Bilge (İlçe Başkanı) ise "Kılık kıyafet kanunu var, bu kanun başörtüsü ile okullara girilmesini yasaklamış, böyle bir kanun ve yönetmelik olmasaydı, erkekler de 'fes'le girmeye kalkışırlardı" diyerek acayip bir örnekleme ile karşılık veriyor.

DSP Giresun İl Başkanı Ömer GÜRE'ye "DSP ne zaman demokrat olacak, bu eski kalıntı fikirlerden ne zaman vaz geçeceksiniz?" dediğimde ise şu cevabı alıyorum: "Bizi halkımız böyle tanıyor ve oylarını verirken bu düşüncede olduğumuz için destekliyor, önümüzdeki seçimlerde biz tek başımıza iktidar olacağız."

DSP'lilere Giresun'da hangi parti daha fazla yıprandı, veya hangi lider dediğimde ise Metin Atalay, "En fazla Mesut Yılmaz yıprandı çünkü onun adı daha fazla yolsuzluklara karıştı" derken Harun Arslanoğlu şöyle diyor:

"Mesut Yılmaz'dan Karadenizli umduğunu bulamadı, şu anda en sıkıntılı parti ANAP.. MHP de göreceksiniz ilk seçimde büyük sıkıntıya girecek."

Kırşehir İl Başkanı beni şaşırtıyor

KIRŞEHİR İl Başkanı Emrullah YILMAZ diğer DSP il başkanlarından daha radikal düşünce yapısına sahip. Hatırlanırsa Kırşehirle ilgili yazdığım yazılarımda DSP'nin Kırşehir'de bittiğini, bunda DSP Kırşehir milletvekili Fikret Tecer'in hiç bir kusurunun olmadığını söylemiştim.. DSP İl Başkanı Emrullah Yılmaz'la görüştükten sonra bu partiye Kırşehirlilerin oy vermeyeceğiz demelerindeki manayı daha net bir şekilde anlamış oldum. Gerek Kur'an Kursları ve İmam Hatip Okulları ve gerekse başörtüsü ile okumak isteyen kızlarımızın üniversitelere girebilmeleri konusunda sayın başkanın net bir şekilde "Başörtüsü okullarda yasaklanmalı" demesi beni hayrete düşürdü. Başkan anlaşılıyor ki Kırşehirliyi tanımıyor.. Acaba Kırşehir'de kaç kişi vardır okullarda başörtülü kızlar okumasın diyen!.. Bu tavrını Kırşehirliler öğrenirlerse sanırım meydanlarda kendisini yuhlarlar ve halkın arasına çıkıp konuşamaz bile.. Hatta başkan İmam Hatip ve İlahiyatlarda bile kızlarımızın başörtülü okumalarına karşı.. Yani hiç değilse "Onlar dini tedrisat yapıyorlar, onları idare etmek lazım" bile diyemiyor.

Başkana, Kırşehir'de başörtüsü sorunun olmadığını ve fakültelerde kızların başı kapalı derslere girebildiğini ve halkın bu konuda son derece duyarlı olduğunu söylediğimde ise, biraz da şaşkın bir ifade ile "Ben onu bilmiyordum sanmıyorum başları kapalı olarak derslere girebilsinler" diyerek yanıt veriyor.

PETLAS kurtarılmalı

DSP Kırşehir İl Başkanı Emrullah Yılmaz'ın iyi şeyler düşündüğünü de burada belirtmem lazım ki hak yerini bulsun... Örneğin partisinin Kırşehir'de ve tüm illerde puan kaybettiğini, aynı şekilde diğer iktidar ortaklarının da yara aldığını söylüyor ve PETLAS'ın son durumu ile ilgili olarak şu görüşleri aktarıyor:

"Halkımız'ın sayın Ecevit ve partimize kızgınlığı doğrudur. Ecevit dürüst bir liderdir ve daima halk bu yönü ile onu taktir etmektedir. Son yolsuzluk olaylarını sayın Ecevit'in daha önceden bildiği halde halka neden haber vermedi, bu ekonomik kriz bizi yakalamadan haberdar etmedi diye kızgın.. Yani sizin anlayacağınız halk Ecevit'ten ummadığını bulduğu için darıldı. Ancak alınan ekonomik tedbirlerle krizin üstesinden geleceğiz ve DSP yine ilk seçimlerde birinci parti olacak.

Kırşehir demek PETLAS demek değildir ama, bizim için Petlas'ın büyük önemi vardır. PETLAS'ın bugünkü duruma düşüşünün altında yanlış seçim yatmaktadır, burası KOMBASSAN'a verilmemeliydi. Ancak verilmişse şimdi hepimiz sırt sırta verip buna bir çözüm yolu bulmak zorundayız."


 

Kul kaderini çeker
Nevşehir'in Kozaklı ilçesine bağlı Kaşkışla köyü verimli arazileri, bereketli toprağı ve Allahın verdiği her türlü tabiat güzellikleri ile bilinen Anadolu'nun müstesna köylerinden birisi.. Kaşkışla'da bir zamanların en zenginleri arasında yer alan, siyasi ve sosyal manadaki çalışmalarıyle kamuoyunda ün salan bir isim vardı "Osman Güneş." Kader bu ya... Şanssızlık yakana sarılmaya görsün; talihsizliğin biri gider, biri gelir! Osman Güneş bir köylü olmasına rağmen zekası, çalışkanlığı, cesareti ve hatırnazlığı ile zirveye doğru tırmanışa geçer.. Zaman içinde büyük bir tüccar ve hatırı sayılır bir işletmeci olur. Hatta öyle bir an gelmiştir ki, bir siyasi partinin ilçe başkanlığına kadar yükselmiştir.
Osman Güneş'in bu inanılmaz yükselişi bir bahtsızlığın olumsuzluğu ile son bulmuştur. Sonuçta malından, mülkünden olan Osman Güneş "eyal"ini de kaybetmiştir: "Gençliğimdeki azmim hiç bitecek gibi değildi. En büyük hedefim helalından kazanıp haram katmamaktı kazancıma. Tarlam, tabanım, malım, melalim herşeyim mevcuttu. Bu arada kaplıca işletmeciliği, ayçiçek alım satımı yapıyordum. Kazandıkça da yeni yeni kazanç yolları arıyordum.

Çiftçilik beni bitirdi

"Mercimekte iyi para var" dediler. Ben de 750 dekar mercimek ektim. Tam 300 işçi çalıştırdım. "Gökkurusu" diye bir hastalık bütün tarlayı vurdu. Tam 80 ton mercimek beklerken 40 ton ancak alabildim. Piyasaya borçlandım, elimdeki avucumdakini bitirdim.. Bu durumuma üzülen eşim önce felç oldu, daha sonra vefat etti. Sizin anlayacağınız, çiftçilik hevesi bizi hem maldan, hem de candan etti. "Kul kaderini çeker" diye bir söz vardır bizim oralarda.. Ben kaderime, çoktan razı oldum. Şu an Allah'a şükür hiçbir sıkıntım yok, ama o dost bildiklerim yok mu? İşte beni onların vefasızlığı kahrediyor." Osman Güneş oğlunu evlendirip bir de işe koymuş (kadrosuz da olsa) kimseye muhtaç olmadan yaşayıp gidiyor. Onun asaleti yüzünden okunuyor. O yıkılmış gibi görünse de hâlâ dimdik ayakta. Osman Güneş "çiftçiliğin önemi kalmadı" derken içini çekiyor; ama yine de bugününe şükrediyor, biliyor ki beterin beteri var.

30 Mayıs 2001
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED