|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ve "Kuşkucu Azınlık" RTÜK Tasarısı yasalaşırsa, televizyon kanallarının gerçek sahipleri belli olacakmış.. Böylece medya şeffaflaşacakmış.. Tabiî ki, Türkiye'de hiç olmazsa birşeyin şeffaflaşması, hepimizi sevindirir.. Gerçekten eskiden hepimiz, televizyonların sahiplerinin kimler olduğunu bilmediğimiz için, karanlık bir dünyada yaşıyorduk.. Acaba "ATV", Dinç Bilgin'in miydi, başkasının mıydı? Acaba "Kanal D", Aydın Doğan'ın mıydı, başkasının mıydı? Acaba "BRT" Kamuran Çörtük'un, "Kanal-8" Mehmet Nazif Günal'ın mıydı? RTÜK Tasarısı yasalaşırsa, bu soruların cevabı alınacak.. Bir de bakacağız ki, meğer bu isimlerin hiçbiri, bu kanalların sahipleri değilmiş.. Meğer, mevcut RTÜK yasasının yasaklarını delerek, kamu ihalelerine girdikleri, Borsa'da oynadıkları iddia edilenler, hiç böyle birşey yapmamışlar.. Gerçek sahipler, yeni RTÜK yasası ile ortaya çıkınca, onlar da, bizler de, bu kanallarda çalışanlar da rahatlayacak.. Eskiden yasalarla yasaklanmış işleri yapmayan gerçek sahipler de, yeni RTÜK yasası ile, yasaklanmamış işleri yapacaklar.. İhalelere de girecekler, Borsa'da da oynayacaklar.. Bu bakımdan Işın Çelebi de, Ertuğrul Özkök de, Nuri Çolakoğlu da şeffaflık istemekte haklıdırlar.. Sahibinin kim olduğu bilinmeyen ATV kanalında yapılan "RTÜK Tartışması"nda, "Şeffaflık cephesi"ni oluşturanları, hepimiz desteklemeliyiz.. Eğer Cavit Çağlar, NTV'nin açık ve seçik biçimde sahibi olsaydı ve bu sırada İnter-Bank boşaltılmakta bulunsaydı, Nuri Çolakoğlu, halkın mevduatından aktarılan kaynakları, bir televizyon kanalı kurmak için harcar mıydı? İşte öyle olmadığı için, şimdi Cavit Çağlar Kartal Cezaevi'nde, Nuri Çolakoğlu da TÜSİAD Yönetim Kurulu'nda.. Şeffaflık gibi bir erdem yoktur zaten.. Bir Çin atasözünü hatırlıyoruz.. Şöyle: - Sırça (cam) köşkte oturanlar, çamaşırlarını bodrumda değiştirir! Yani şunu demek istemiş Çinlilerin ataları: - Şeffaflık denilince, bunun da gözünü çıkartmamalı.. Herkesin ayıplı işleri vardır.. Bunların da şeffaflaşması gerekmez! Bu bakımdan Ertuğrul Özkök de, haklı.. Neden çırpınıp, duruyor? - Amerika'da, Fransa'da, İngiltere'de bütün televizyonların sahipleri belli.. Bizde neden olmasın, diyor Özkök.. Haklı.. İleride, Amerika'da "yalan söyledi" diye Başkan Nixon'ın istifa zorunda kaldığını, Başkan Clinton'ın sorguya çekildiğini de yazacak.. Moskova'da Çernomirdin'le görüşmedim diyen ve görüştüğü kanıtlanan Mesut Yılmaz'ın durumu ile Nixon'ın durumunu ve bu olayda "Washington Post"un oynadığı rolü de, yazacak mutlaka.. Ama önce, herkes patronunu bir bilsin.. Önce şeffaflık gelsin.. "NBC"ye "General Electric"in sahip olması ile, "28 Şubat generalleri"nin medyanın yayınlarına hakim olması arasındaki benzerlikleri de, ileride irdeler.. Sahiden bizde de, emekli general elektrikler, medyalı-bankalı sermayelerde görev alıyorlar mı? Medya bir şeffaflaşsa, bunları da öğreniriz.. Zaten ben patronu belli olan ve her türlü ihaleye de giren televizyonları severim.. Acaba Korkmaz Yiğit de, televizyon kanalı sahibi oldu mu? Şu RTÜK Tasarısı o zaman yasalaşsaydı, bunu da açık ve seçik bilirdik.. Ah bu kuşkular.. Hepimizi uykusuz bırakıyor!. Ah bir de bu Tasarı, Danıştay "gizli patronlar"ın enerji dağılım ihalelerini iptal edince, Meclis gündemine getirilmeseydi..
ŞAKAFiller şeffaflaşmalı!.Kuyumcu mağazasının önüne bir kamyon yanaştı.. Kamyondan inen bir fil, dükkanın camlarını kırarak içeri girdi.. Tezgahtaki bütün mücevherleri, hortumu ile emip, aldı.. Sonra çıktı ve kamyona binip uzaklaştı.. Kuyumcunun çağırdığı polis, sordu olaya tanık olan tezgâhtara: - Soygunu yapan fili teşhis edebilir misin? Tezgahtar şaşkın ve öfkeli cevap verdi: - Nesini teşhis edeyim? Fil fildir.. Polis soruyu açtı: - Afrika fillerinin kulağı büyüktür.. Asya fillerinin kulağı küçüktür.. - Bu konuda birşey söyleyemem.. Çünkü fil, başına çorap geçirmişti, dedi tezgahtar.. KISSADAN HİSSE - Fillerin şeffaflaşması için, mutlaka kanun yapılmalıdır..
TÜSİADÖzilhan iyi ki kovboy değil!.TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın Trabzon konuşması, çok tutarlı bir içeriğe sahipti.. Bir paragraf şöyle.. - Yaşadığımız kriz Türkiye'nin yönetilememesinden kaynaklanmıştır. Hem ekonomimizin bugüne kadar oluşturduğu olumsuz birikim, hem bu birikimi aşacak yeni yapısal düzenlemeleri engelleyen siyasal kilitlenme, esas olarak ülkeyi yönetenlerin kendi günlük iktidar çıkarlarını Türkiye'nin geleceğinden daha önemli görmelerinden kaynaklanmıştır.. Bu cümleleri okuyunca, arkasından ne gelmeli? - Ülke erken bir seçime gitmelidir.. Siyasi kadrolar değişmelidir.. Çünkü bunlar ülkeyi yönetemedi.. Günlük iktidar çıkarlarını gözettiler.. Ama Tuncay Özilhan, tam tersine konuşmasının başka yerinde şöyle diyor: - Herhangi bir hükûmet değişikliğinin Türkiye'ye en az 5-6 ay kaybettireceğine inanıyoruz.. Bu bakımdan Türkiye dereyi geçerken, at değiştirmeyelim.. Özilhan, iyi ki kovboy değil.. Dereyi geçerken sürekli aynı ata binmek merakı yüzünden, ikide bir nehre düşer ve sırılsıklam, aynı ata yeniden binip, yeniden düşerdi.. Belki de, atı çok yaşlı ve çok yorgun olduğu için, onu değiştirmeye kıyamaz ve nehirden hiç çıkarmazdı..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |