|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Umran dergisi bayağı yenilendi. Yusuf Kaplan'ın bu dergiye katkısı çok oldu [Yazışma adresi: Kıztaşı Cad. No: 56/1 Fatih-İst. Tlf: (0212) 533 72 02]. Mayıs (2001) sayısında pek değerli yazılar yer alıyor. Bunlar arasında yine Y. Kaplan'ın çevirdiği bir metin dikkati çekiyor. Ünlü tiyatro yazarı Eugene Ionesco, 1972'de Avusturya'nın Slazburg şehrinde düzenlenen bir Müzik Festivali'ne onur konuğu olarak katılmış ve bir konuşma yapmış. Metin bu konuşmanın çevirisinden oluşuyor. Cehennemle Yüzleşmek başlığını taşıyan yazı bütünü ile okunmalı. Ben burada bir kısmını alıntılamak istiyorum. "Hakim güçler dünyada sadece şiddet tohumları ekiyorlar. Yerküremizde fakirlere (fakir ülkelere-YK) yardım eli uzatmak, adaleti tesis etmek, manevi açlığı, susamışlığı gidermek gibi kaygılar artık hedeflerimiz arasında yer almıyor. Egemenler, tek bir hedefin peşindeler: Dünyayı daha fazla kendi kontrollerine almak ve her ne suretle ve hangi yolla olursa olsun egemenliklerinin alanlarını genişletmek. Ancak bu kültürün bizi hayal kırıklığına uğrattığını artık farketmiş durumdayız. Bu Batı kültürünün bizi, korku, ümitsizlik ve çaresizlikten kurtaracağını; bizi özgürleştireceğini ve selamete erdireceğini düşünmüştük. Ama artık çok iyi farkettiğimiz bir şeyi açıkça itiraf etmek zorundayız: Kültürümüz, hem humanistik (insancıl) değil, hem de gayr-ı insani bir kültür. Ayrıca kültürümüzün bizi felaket ve sefaletlerden de kurtaracağına inanmıştık. Ama kültürümüz ve uygarlığımız şu an derin bir bunalım yaşıyor; bu bunalımı herkes görüyor ve itiraf ediyor. Sırtımızdaki o ağır yükü hafifletecek, içimizi ışıtacak ve aydınlatacak büyük edebiyat eserlerine, sanat eserlerine, oyunlara, filmlere rastlayan var mı artık? Karşı karşıya kaldığımız mutsuzluğumuz sürgit daha bir derinleşiyor, daha bir dayanılmaz hal alıyor ve daha bir büyüyor. Handiyse tüm sanat, edebiyat eserleri, tüm oyunlar, filmler, ruhumuzdaki yaraları saracak, açlığı giderecek büyülerini, sarsıcılıklarını ve yaratıcılıklarını yitirdi. Aksine, ruhumuzdaki boşluğu, ruhi açlığımızı daha bir artırmaktan başka bir işe yaramıyor; sınır tanımaz tutkularımızı, arzularımızı sürgit ruhsuzlaştırıyor ve yoksullaştırıyor. Kültürün, kültür ve sanat ürünlerinin ifşa edip kıyasıya eleştirmeleri gereken kötülükler, sürgit daha bir yaygınlaşıyor ve içten içe ruhumuzu kemiriyor. Karşı karşıya kaldığımız köklü, deruni sorunlarımızın nasıl çözümlenebileceğine dair hiçbir şey söyleyemez hale geliyor. Köklü sorunlarımız karşısında kendimizi çaresiz ve ümitsiz hissetmemiz, her şeyi aşırı politize etmeye zorluyor bizi. Belki de insanlar, artık, edebiyatın, sanatın, müziğin veremediği şeyi politikanın (ideolojinin-YK) vereceğini düşünüyorlar. Ancak asla gözardı etmememiz gereken bir şey var: Politika, sadece ve sadece insanlığın çöküşüne, yıkımına yol açmayı başaracaktır! İnsanın insan tarafından sömürülmesi, artık insanlığın temel sorunu olarak görülmüyor! Aksine, insanın insana hükmetmesi, insanoğlunun en amansız, en kontrol edilemez ve en vazgeçilemez arzusu ve tutkusu olarak algılanıyor artık! Oysa, çağımızın en temel sorunu, küçük bir azınlığın büyük çoğunluğa hükmetmesi sorunudur." Küreselleşme tartışmalarının yoğunlaştığı şu günlerde, Ionesco'nun otuz sene öncesinde yaptığı tesbitler meseleye ışık tutmaktadır. Küreselleşme kapitalizmin yeni yüzüdür. "Küçük bir azınlığın büyük çoğunluğa hükmetmesi" konusunda sayısız formül, desise, tarz ve moda üretmektedir. Hatta "bir muhalefet lazım ise onu da biz hallederiz" diyerek muhalif düşünce ve hareketleri dahi örgütlemektedir. Küreselleşme'nin varsa bir vicdanı ne renktir acaba? Ionesco'nun konuşması bu soruya verilmiş bir cevap.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |