|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu hafta İstanbul'un Fatih tarafından fethinin yeni bir yıldönümü. Fatih'in Türk toplumuna verdiği en büyük hediye İstanbul'dur. Çünkü İstanbul'un Türk toplumunun tarihinde vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. İstanbul olmasaydı, Osmanlı Devleti'nin ömrü bu kadar uzun olmazdı. Doğu ve Batı su ve yağ gibi birlikte bulunur, ancak birbirine karışmaz. Çünkü Doğu ile Batı farklı kaynaklardan beslenir. Onların ilk insanla başlayan hesaplaşması Kıyamet'e kadar sürecektir. Hem Doğu'nun hem de Batı'nın bu hesaplaşmadan kaçması mümkün değildir. 'Rudyard Kipling'in dediği gibi: "Doğu Doğu'dur, Batı da Batı'dır. Batı'nın Doğu'ya İskender'le başlayan yürüyüşü Roma İmparatorluğu'yla devam etti. Roma'nın Doğu'daki ilerleyişinin önünü Müslümanlar kesti. İslam'ın doğuşunu izleyen yüzyıl içinde Müslümanlar, İspanya'yı baştan sona ele geçirerek, Fransa'nın içlerine kadar uzandılar. Doğu'nun Batı'ya yürüyüşü ise, Malazgirt'te Alpaslan'la başladı. Osmanlılar'la Avrupa'nın içlerine kadar uzandı. Osmanlı Devleti 1325'de Bursa'yı, 1360'da da Edirne'yi kendine başkent yaptı. Osmanlılar Roma'nın en büyük mirasçısı oldular. Böylece Doğu ile Batı'nın hesaplaşması, Asya'dan Avrupa'ya taşındı. Fatih'in gözü adını ölümsüzleştirecek İstanbul'daydı. İstanbul Sultan'ın her gece gördüğü bir rüya olmuştu. İstanbul'u alacak orduya Fatih: "Amacım İslam'ın bayrağını Konstantiniye üzerine dikmektir. Bu şehrin tarafımdan alınması buyrulmuşsa eğer kuleleri ve burçları taş toprak yerine saf demirden de olsa, balmumu gibi eriyecek. Yok eğer nasip değilse, bu durumda da iyi niyetimden dolayı mükafat göreceğim" diyordu. İstanbul'un Fatih tarafında fethi Doğu'da olduğu kadar Batı'da da köklü değişim ve dönüşümlere yol açtı. Avrupa medeniyetinin temel kaynaklarından olan Roma dönemi bütünüyle bitti. Bu yüzden, İstanbul'un Osmanlılar'a geçişi yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul edildi. Osmanlı Avrupa'nın en güçlü devleti haline geldi. Doğu'nun Batı'da kalabilmesi, Akdeniz ile Karadeniz'in ve Anadolu ile Balkanlar'ın kontrol altında tutulmasına bağlıydı. Bu yüzden Osmanlı'nın Avrupa'daki yürüyüşü "İkinci Viyana bozgunu"na kadar devam etti. Bu arada Avrupa yeni bir kıtayla karşılaştı. Amerika'nın bulunuşu Batı'nın kurtuluşu oldu. Bu yüzden Avrupalılar yeni çağın başlangıcı olarak Amerika'nın bulunuşunu alırlar. Anadolu insanı 550 sene önce İstanbul'da yoktu. Bu yüzyılın sonunda da nerede olacağını kim tahmin edebilir? AB Doğu ile Batı arasındaki sınırları kaldırıyor. Anadolu insanı AB'nin sağladığı imkanlarla Fatih'in ulaşamadığı "Birinci Roma"ya ulaşabilir. Artık İstanbul'un fetih yıldönümünün, karadan çekilen gemilerle kutlanılmasından vazgeçilmeli. Sonraki kutlamalarda İstanbul'un AB'de yükleneceği yeni fonksiyon ve görevler tartışılmalı. Artık Doğu'nun Batı'ya yürüyüşünde güç ordulardan aydınlara geçti. Yeni dünyanın fatihlerinin başında aydınlar geliyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |