|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anadolu'da eskiden toplumu sarsan büyük acılar için destanlar yazılır ve mahalle mahalle dolaşılarak okunurdu. Bir cinayete kurban gitmiş taze gelin "Aliye'nin Destanı", askerden yeni dönmüş, yavuklusuna kavuşamadan canına kıyılmış "Mehmedin Destanı" gibi... Hafta sonunu Rize'de, Ensar Vakfı'nın konferans davetlisi olarak geçirdim. Orada tanıştığımız dostlardan Mazlum-Der Başkanı Emrah Doğan, kendi yazdığı "Esnaf destanı"nı tutuşturdu elime... Anlaşılan "Esnafın durumu" onun ilgi alanına girmeye başlamış ve gönlünden kopanlar kağıda dökülmüştü... Tam 15 kıtalık bir destan halinde... Hepsini yayınlamam mümkün değil. Ama bu acılı destandan birkaç kıtayı sizlerle paylaşmak isterim: "Başımız sağ olsun ey aziz millet - Esnafı kaybettik en son krizde - Deme ki bu sondur bitti ha zillet - İnsafı kaybettik bu son krizde. "Ek vergiler onu yedi bitirdi - Zam üstüne zamlar gına getirdi - Döviz borcu boyna inen satırdı - Esnafı kaybettik bu son krizde "Kepengini maliyeci indirdi - İcracılar aceleyle bindirdi - En son nefesini vergi sindirdi - Esnafı kaybettik en son krizde "Dövizleydi dükkanının kirası - Mülk sahibiyle çoktan açık arası - Telefon, su, bağkur, ceryan parası - İsnafı kaybettik en son krizde "Kimi intiharı görüyor çare - Kimi küçülerek örtüyor yare - Kimi iş bıraktı kaldı avare - İsnafı kaybettik en son krizde... "Teneşire Devlet hoca yatırdı - Suyunu dereden Mesut getirdi - Kefeni de Bülent sardı, bitirdi - Esnafı kaybettik en son krizde... "Daha ne söyleyim neyi yazayım - Anlayana sivrisinek saz bayım - Ben de gemideyim, ben de burdayım - İmdatı kaybettik biz bu krizde..." Böyle acılı bir destan... Aslında destandaki kadar acılı, öfkeli ifadeler esnaf eylemlerinde taşınan doğmaca pankartlara da yansıyor. Esnafın hiç olmadığı kadar bıçağı kemikte hissettiği kesin. Ve bundan doğan esnaf eylemleri, Türkiye'nin tanıdığı yeni bir vakıa... Herkes "bunun sonu nereye varacak?" diye de tedirginlik yaşıyor... 30 Mart MGK'sında kriz sebebiyle meydana gelecek sosyal patlamaların da gündeme geldiğini öğreniyoruz. Ve sosyal olaylar kontrolden çıkarsa devreye girmek üzere daha önceden hazırlanmış EMASYA (Emniyet - Asayiş - Yardım) birliklerinin nasıl istihdam edileceği tartışılıyor. Şu ana kadar esnaf eylemleri için EMASYA birlikleri kullanılmış değil. Daha çok polis müdahalesi ile yetiniliyor. Doğru da yapılıyor... Belki bir şeye daha dikkat etmek gerekiyor; polis müdahalelerinin esnaf öfkesini derinleştirici nitelikte olmamasına... Kayseri'deki eylemlere müdahalesini izledim tv'den polisin... Bir polis panzeri dört dönerek kalabalığın üzerine su sıkıyor, insanlar kaçışıyor, kimi coplanıyor, kimi yerlerde sürükleniyor... Su, ateşi söndürmek için kullanılır... Oysa böyle ortamlarda halkın üzerine sıkılan su, öfke ateşini söndürmüyor, aksine büyütüyor. Daha etkin psikolojik yöntemleri olmalı polisin eylemlerin taşkınlığa dönüşmesini önlemek için. Aslında bizim esnaf kesimimiz, böyle eylemlerde haddi aşmama hassasiyetine sahiptir. Dükkan taşlamak, araçlara zarar vermek gibi saldırganlıklar onun tabiatına aykırıdır. Çünkü atılan taş kendi vitrinine değilse, komşunun vitrinine isabet edecek, tahrip edilen araç kendisininki değilse, dükkanına gelen müşterinin olacaktır. Bunu bilir esnaf ve şiddet gösterileri içinde olmaz asla... Ama onunla diyalog içinde olmak gerekiyor. Artı biraz geniş yürekli davranmak gerekiyor. Bir ara Demirel söylerdi: Yollar yürümekle aşınmaz, diye... O zaman çok tartışılan bu söz, belki de en çok esnafa sağlanacak bir genişliği tarif ediyor... Bırakın yürüsün insanlar, kendilerini ifade etsinler, yürüyüşlerin sağlıklı gelişmesi için tedbirleri alın, provokasyonları önleyin, ama insanların kendilerini ifade ederek deşarj olmalarını önlemeyin... Çünkü ondan ötesi derin psikolojik travmalardır... İşte insanlar intihar için dama çıkıyor, çocuğunu boğazlıyor, yazar kasasını parçalıyor, daha bir yığın havsalaya sığmaz panikler yaşıyor... Evine, işyerine haciz memuru gelen onurlu insanların acısını anlamak lazım... Onun üstüne su sıkarak, öfke ateşini söndüremezsiniz. Yapmayın bunu. Esnafa karşı takınılacak tavır, güvenlik birimlerimizin demokratik bir devlette, toplumsal olaylara nasıl müdahale edileceği noktasında verdiği bir sınavdır aynı zamanda. Yanlışlıklar anında evlere taşınacak bir toplumsal gerginlik demektir. Bir kişinin maruz kaldığı mağduriyeti 5'le çarpmak gerekir. Cop yemiş bir babanın, ya da üzerine sıkılan suyla ıslanmış bir insanın evine yansıyan öfkeyi hesaba katmak gerekiyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |