|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bazı meslektaşlarımızın "beklediği", ya da bir başka ifadeyle "umduğu" Cuma protestoları gerçekleşmedi. Üzülmüşlerdir. Esnaf tepkisi, 28 Şubat sürecinde mağdur edilmiş bir kesimin "dini görünümlü" protestolarıyla birleşip "ideolojik" bir hüviyet kazanacak, böylece devlet müdahalesine zemin hazırlanmış olacaktı. Üzülmesinler. Çünkü bu, "devlet müdahalesi"ni meşru görenler açısından uzun, dolambaçlı ve son derece "tehlikeli" bir yol. Yine olacak belki... Ama, daha az riskli, daha elverişli enstrümanlarla... Esnaf tepkisi zaten bir tür siyasî destabilizasyon işlevi görmüyor mu? Krizin nedeni yalnızca parlamento ve temsil mekanizmasıymış gibi, Anadolu'nun dörtbir yanından yükselen protestolar, doğrudan siyaset kurumunu ve siyaset adamlarını hedef almıyor mu? Türkiye ayakta. Ama atılan sloganlar, sözcüğün tam anlamıyla dehşet verici: Hükümet istifa etsin... Meclis kapatılsın... Siyasete karnımız tok... Kusura bakmasınlar ama, benim "esnaf muhtırası", "esnafın haklı tepkisi", "esnaf intifadası" türünden laflara karnım tok. Bu tepkiler çünkü, haklı da olsa, son günlerde mihver değiştirip, parlamentoya ve siyaset kurumuna karşı, her düzeyden kabul gören bir "çürütme kampanyası"na dönüştü. Tehlikeli olan bu. Meydanları dolduranlar, neden getirisi çok yüksek ve daha az riskli alanlarda muhalefet rolü oynuyorlar dersiniz? Neden örneğin, aynı celadetle devleti oluşturan diğer kurumların üzerine gitmiyorlar? Neden yargıyı eleştirmiyorlar? Neden MGK'nın işleyişiyle ilgili en ufak bir rahatsızlığı dile getirmiyorlar? Neden bu eleştiriler içinde MGK Genel Sekreterliği Yasası yok? Neden Anayasa Mahkemesi yok? Neden Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve sair kurumlar yok? Neden mi? Muhalefet rolüne güdülen kara kalabalıklar, hedef olarak karşılarında parlamentoyu ve parlamenter organları görmeye alışmışlardır da, ondan. Daha doğrusu, alıştırılmışlardır. Medyanın ve "sivil" aydınların da payı vardır bu "alıştırma"da. Necip milletimize göre kabahat demokratik parlamenter sistemdedir. Bu bir reflekstir. İlginçtir, çoğu zaman bu "refleks" darbe arefelerinde gündeme gelir. "Meclis kapatılsın, siyasete karnımız tok" diyenler, örneğin millî mücadelenin "bu yıkılası kurum" tarafından kazanıldığını bilmeyebilirler. Mazurdurlar. Ama hiç değilse yaşadığımız ekonomik krizin, Meclis'i ve temsil mekanizmasını devreden çıkarmayı alışkanlık haline getirmiş o namütenahi iradenin eseri olduğunu görsünler yahu. Artık bunu görsünler!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |