T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
sayısı: "Piyasa", Derviş, hükümet, anamuhalefet, esnaf

Bütün derme çatmalığına rağmen anamuhalefet partisinin yüzbinlerce insanı kapsayan görkemli bir miting yapması, toplum ile ülkenin idare edilmesi arasındaki "boşanmayı" en çarpıcı biçimde gösterdi. Bu "boşanma", "siyasal meşruiyet" ile "siyasal iktidar" arasındaki boşanmadır aynı zamanda... Çünkü, "yolsuzluğa ve yoksulluğa hayır" başlığına destek vermek üzere meydanı dolduran yüzbinlerce insan, anamuhalefet partisine destek vermekten çok, ülkeyi idare etmek adına "krizler arasında sörf" yaptıran hükümete tepki duyarak doldurdular o meydanı.

Nereden mi belli?

Müstakbel hükümetin başbakanı olarak anons edilen anamuhalefet liderinin, bu ortamda bile, yüzbinlerce insanı coşturabilecek bir konuşma yapamamasından... Anamuhalefet sözcüleri ile, kabından taşan yüzbinler arasındaki "siyasi duyuş" alışverişinin kriz ortamında beklenmeyecek kadar "düşük yoğunluklu" olmasından... Şu şartlar altında sadece geçmişte kalmış bir hükümeti övmeyi meydanlara taşımak, sadece anamuhalefet partisinin buluşu olabilirdi ve öyle de oldu. Bu nedenle, yüzbinlerin katıldığı görkemli bir mitingin, "siyaset sahasını işgal" etmekten başka bir sıfatı ve işlevi kalmamış mevcut hükümetin iş başından gönderilmesine son noktanın koyulmasına dönüştürülmesi fırsatı elden kaçırıldı. Gerek anamuhalefet partisi gerekse yavrumuhalefet partisi, "sayısal ağırlık"larına eşdeğer bir "siyasal ağırlık" oluşturamamanın bagajlarını hâlâ taşıyorlar üzerlerinde. Ve bu durum, Hükümetin "kriz sponsorluğu"ndan çok daha fazla kilitliyor ülkeyi...

Bunun yanısıra, anamuhalefet partisinin yüzbinleri meydanlara doldurması, Kemal Derviş'in "siyasi pozisyonu"nu farklı bir bağlama sokuyor. Kemal Derviş'in ustaca "siyasal söylem spekülatörlüğü" yaparak, bu ülke siyasetinin temel kodlarından olan "siyasi fırsatçılık"la "yanaşık düzen" durduğunu söyleyenleri haklılaştıran işaretler veriyor. Sürekli "toplumsal mutabakat"tan bahseden Derviş, tenis oynamaya ayırdığı kadar bir vakti bile anamuhalefet partisine ayırmadı. Anamuhalefet liderinin kendi partisi içinde söylem tutarsızlığı inşa etmeye yönelmesine kadar varan ve özünde, Derviş'i, "şeklen" bile olsa kendilerini dikkate aldığını gösteren bir hareket/jest yapmaya mecbur kılmayı amaçlayan "manevrasına" rağmen, Derviş anamuhalefet partisini "taammüden" görmezden gelmeye devam ediyor...

Buna ek olarak, cumhuriyet tarihinde ilk defa sokağa dökülen esnaf temsilcilerini de muhatap kabul ettiğini gösteren bir hareket yapmış değil Derviş. Dolayısıyla Derviş'in "toplumsal mutabakat"tan anladığının, arkasında toplumsal destek kalmamış hükümet ve büyük sermaye temsilcileri olduğu ortaya çıkıyor. Böylece Derviş, "toplumsal mutabakat"tan bahsederek, ardında hiçbir toplumsal destek kalmamış odaklarla mutabık kalmayı içeren "siyasi söylem spekülatörlüğü" yapmanın ötesinde bir tutum sergilemiş olmuyor.

Ve " sayısı"nın son ayağı... Siyasete karşı "piyasa"yı güçlendirme ayinlerinin gerçekte neyi "kutsadığı" ortaya çıktı artık. Günlerdir bu köşede dikkat çekmeye çalıştığımızdan bile vahim bir durum olduğu çıplaklaştı. Son krizin -küçük harfle- "siyaset"in rant düzeni ile yapışık olmasından kaynaklandığı şeklindeki haklı yargıdan yola çıkarak, -büyük harfle- "Siyaset"ten boşandırılmış bir "piyasa" inşa edilmeye çalışıldığını ve bunun, "siyaset"i mevcut durumdan çok daha fazla kuşatacağını söyledik. Olan biten bundan da beter. "Siyaset"ten boşandırılmış bir "piyasa"nın aslında büyük şirketlerin bilançolarına göre "hizalanmış", "kamusal kaygı" melekeleri felçleşmiş bir "piyasa" olduğu bundan daha açık ilan edilemezdi herhalde.

Büyük şirketler, dolar, borsa ya da kestirmeden ifadesiyle TÜSİAD tepki verdiği zaman, "piyasaların asabileştiği" ve siyasetin dikkatli olması gerektiği olanca açıklığı ile söylenirken, esnafın günlerdir yaptığı eylemler bir asayiş probleminin ötesinde değerlendirilmiyor. Yani TÜSİAD tepki verirse, "piyasalar asabileşmiş" oluyor ve bu son derece meşru kabul ediliyor, ama ülkenin en statükocu kesimi olan esnafı sokağa dökülmeye mecbur eden gelişmeler, "piyasa" denen yaratığın sinir sisteminden başka yerlerine dokunmuş kabul edilerek, "kamu düzeni"ni ilgilendiren asayiş problemi olarak adlandırılıp, anlamlı sayılmıyor... Böylece "piyasa"nın, kimlerin siyaseti kuşatmasının ve toplumsalın görmezden gelinmesi yoluyla nasıl antidemokratik güç ilişkileri inşa edilmesinin adresi olduğu görülüyor...


9 Nisan 2001
Pazartesi
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED