T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Heveslilere benden dost nasihati

Bir dostumla Sheraton Oteli'nde buluşmak üzere randevulaşmıştık, son anda fikir değiştirdi. Biraraya geldiğimizde, "Zafer Mutlu ve adamları oradaydı" dedi dostum; benim karşılaşmadan rahatsızlık duyacağımı düşünmüş. Görün, ne ince düşünceli dostlarım var...

Oysa, geçenlerde gazetelerinin manşetinden "Tetikçiler" diye saldıran Sabah'ın tavrına en fazla ben şaşırmıştım. Her şeyden önce, 'Etibank' ile ilgili rahatsızlığın, Dinç Bilgin'i Kartal Cezaevi'ne düşürecek biçimde gelişeceğini görebiliyordum. Sahipleri ve yöneticileri cezaevlerini dolduran Egebank, Yurtbank ve Sümerbank'tan Etibank'ın pek farkı olmadığı meydandaydı çünkü.

"Borçlarımı ödeyeceğim" savunmasının ise durumu değiştireceğini hiç sanmıyordum. Hayatı baştan sona 'leasing' (kiralama) sistemi üzerine oturanlar, 1 milyar 200 milyon dolar olduğu söylenen borçlarını hangi mal varlıklarıyla ödeyeceklerdi ki? Dinç Bey gibi 105 yıl boyunca üç nesil gazeteci bir aileden gelen, bankacılığa heveslendirilmeden öncesine kadar müthiş gazetecilik heyecanı duyduğunu yakından bildiğim birinin DGM'ye ve cezaevine düşecek olması beni üzerdi. Sabah'ı bana saldırtan Zafer Mutlu da bunu biliyor...

Egebank,Yurtbank ve Sümerbank'tan ayrı bir özelliği bulunuyor Etibank'ın: Bir yıl öncesine kadar, yönetim kurulunda, eski bir kuvvet komutanının yer alması... Deniz kuvvetleri komutanlığı yapmış Oramiral Vural Bayazıt'ın yönetiminde bulunması, Etibank'ı ötekilerden ayırıp İnterbank'a yaklaştırıyor... Bildiğiniz gibi, Cavit Çağlar'ın bankası İnterbank'ın yönetim kurulunda da, Jandarma genel komutanlığı ve MİT müsteşarlığı yapmış Org. Teoman Koman vardı. Bu ne kadar rol oynamıştır, bilemem, ama sonuç meydanda: İnterbank'a uzun süre yaklaşılmadı, eğer raporlarda yazıldığı gibi banka hortumlanmışsa, bu durumdan mutlaka haberdar olması gereken yönetim kurulu üyeleri bugün de hesaba çekilmiyorlar... Dinç Bilgin, ifadesinde, "Ben gazeteciyim, bana akılları Cavit Çağlar verdi, kadroyu o buldu" demiş; "Yönetime emekli bir askeri de mutlaka al" aklı da onun eseri mi acaba?

Vural Bayazıt'ın DGM'ye çağrılıp ifadesinin alınması bile önemli bir gelişme. MGK genel sekreterliği ve özel harp dairesi başkanlığı da yapmış rahmetli kardeşi Org. Doğan Bayazıt'la birlikte aynı dönemde kuvvet kademesinde yer alan Vural Amiral'i Susurluk sanığı İbrahim Şahin'in avukatı Birsen Uluğ'un temsil etmesi insanları neden bu denli şaşırttı, doğrusu anlayamadım...

Bazıları, "Dinç Bilgin içeride, ama Zafer Mutlu serbest" diye hayret ediyorlar. Bizde adalet 'integral' anlamda 'eşitlikçi' değilse bile 'lineer' anlamda 'eşitlikçi' sayılabilir; bu sebeple, Zafer Mutlu'ya karşı da, Vural Bayazıt'a yapılandan farklı bir muamele beklememek gerekir DGM'den... Haksızlık belki, ama ne yapalım: Dinç Bilgin, Etibank konusundaki sorumluluğu tek başına taşımaya mecbur kalabilir...

Ülkemiz medyasının yüzde 80'ine hükmeden Aydın Doğan da gelişmeleri yakından izliyor. "Daha ne kadar destek?" diye soranlara, "Ben bir meslektaşımın işleri akamete uğramasın derdindeydim; hiç kimseyi DGM ve cezaevine kadar desteklerim diye bir iddiam olmadı" diyormuş... Zafer Mutlu ve yakınları, etraflarındaki alacaklı çemberinin daralması yüzünden hergün daha fazla sıkıntı hissediyorlar; bunu aşmak için Sabah'ın iflâsını isteyip sıfırdan bir gazeteyle yola devam niyeti Aydın Doğan desteğinin kesilmesiyle ilgili galiba... Sabah, şu anda, 100 bini marketlerde bedava olmak üzere, 250 bin kadar satıyor... 'Yeni Sabah' o kadar şanslı olmayabilir...

Uğur Dündar yeniden Kanal-D'ye mi dönüyor? İlk haber sunuculuğu deneyimi Cem Uzan tarafından 'başarısız' bulunan Uğur Dündar kendisini 'başarılı' sayıyormuş. İstediği, eski kanalına sunucu olarak dönmek... Bunun için hem kendisi, hem de destekçileri yaman bir çalışma içerisindeler... Geçen gün, Aydın Doğan, hiç ummadığı bir muhataptan, "Uğur Bey'i yeniden alın" teklifini duymuş...

Aydın Doğan'ın epeyden beri Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu ile görüşmeyi arzu ettiğini biliyordum. Genelkurmay bu tür görüşmelere kendini kapalı tutuyor. İsteyenin randevu talebi kabul edilmiyor, tabii aktarılacak kendilerine ait bir mesaj olmadığı sürece... Bu yüzden de, aylardan beri, "Aydın Doğan Bey sizinle görüşmek istiyor" taleplerine hep olumsuz cevap verdi Genelkurmay...

Aydın Bey nihayet muradına ermiş ve Org. Kıvrıkoğlu ile biraraya gelmiş... Buluşmada neler konuşuldu, Aydın Bey ne istedi, ne gibi cevaplarla karşılaştı bilmiyorum. Biri, "Kafası iyice karışık" dedi bana... Dışbank yönetiminden Vural Akışık'ın birleştirilecek üç devlet bankasının başına gelmesi bile gönlünü rahatlatmadı Aydın Bey'in...

İşler eskisi gibi değil; bugünlerde medya patronu olmak ateşten gömleği giymek demek... Aydın Doğan, bazılarının kendisine yakıştırdığı "İmparator" sıfatını almaya yaklaştıkça işlerinin daha da zorlaştığını fark ediyor... Bir ortak dostumuz, bana, "Şunları elimden çıkarsam da kurtulsam havası bile var" diye aktardı ruh halini... Belki de Milliyet'i satar Aydın Bey, frekans ihalesini vesile edip kanal sayısını azaltabilir...

Bir medya baronu içeride, diğeri dışarıda ama kafası karışık; siz siz olun onlar kadar güçlü hale gelmeyin, olur mu?


9 Nisan 2001
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED