|
|
|
|
Dünkü yazımda değinmiştim; merkez medyaya bakarsanız çok şükür bu krizi de atlatmış bulunuyoruz. Hürriyet'ten Tufan Türenç'in "Hülya Avşar'ı kutluyorum" başlıklı yazısında pek güzel açıkladığı gibi, "ne battık ne de mahvolduk", "Biz zengin potansiyeli olan koca bir ülkeyiz." Eğer "aklımızı başımıza toplarsak", bugüne kadar "ne zor günler" gören bu memleketin insanları için bu krizin lafı mı olur! Herşeyin çözümü "beynimizde ve yüreğimizde" (Ne demekse?) bulunuyor... Sanırsınız ki, bazı açıklamalarda ülkenin bugüne kadar karşılaştığı "en büyük kriz" olarak nitelenen gelişmeler, "toplum"la uzaktan yakından ilgisi olmayan soyut bir dünyada ("beyinsiz ve yüreksiz" insanlar dünyasında) cereyan etmektedir. Dünkü yazımda Bulgaristan vatandaşlarının bu yıl 1 Mayıs'tan itibaren Avrupa Birliği ülkelerinde vizesiz dolaşma hakkına kavuşacaklarından da söz etmiştim. 12 yıl önce Todor Jivkov'un "en sosyalist" ülkesinden çıkıp Türkiye'ye sığınan göçmenler arasında da Bulgaristan'a dönüş eğilimi başgöstermiş. Söylemiştim 12 yıl içinde "Dünkü Bulgaristan" bile durumunu epeyce toparlamış görünüyor. Bu 12 yıl içinde biz nereye geldik, siz hesap edin... Söylemiştim, "zaman" nosyonu olmayan devletler için 12 yıl nedir ki? "Ebediyyen" varolacağını ilan ettiğimiz bir devlet için 12 yıl'ın lafı mı olur? Siz de biliyorsunuz ki, içinde bulunduğumuz "en büyük" ekonomik kriz henüz yatışmadan, önümüzdeki günlerde yeni bir krizin içine dalacağız. Önümüzdeki haftadan itibaren bizi bekleyen bu kriz de "yapısal"; bu kriz de devalüasyonlar gibi "döngüsel" nitelikte. Evet evet, doğru tahmin ettiniz, Türkiye önümüzdeki haftadan itibaren "kurban derisi" krizine giriyor! Hani şu, yılda hiç değilse bir kez doya doya yaşamazsak kendimize gelemediğimiz kriz... Milliyet'ten Hasan Pulur, dünkü yazısıyla artık geleneksel hale gelen bu krizi bir hafta önceden şu başlıkla açıyor: "Kurbanlar Mehmetçik'e..." Söylemiştim, "Dünkü Bulgaristan" bile 12 yılda neredeyse Avrupa Birliği'ne adım atmış durumda. Oysa biz? Dedim ya bizim vaktimiz bol; "zaman"ın sonsuzluğu içinde 12 yıl filan bizim için deryada bir damla misali... Bizim birçok 12 yılı geçirebilmek için daha çok "kriz"imiz var. "Kurban derisi" krizi, "başörtüsü" krizi, "Kürtçe TV" krizi, "Tarikatlar" krizi, "Cumhuriyetçilik" krizi, "Cumhuriyetin değiştirmesi teklif bile edilemeyen nitelikleri" krizi, "milliyetçilik" krizi, "devletin milleti ve ülkesiyle birliği" krizi, "Nazım Hikmet" krizi... Daha çoook, aramadığınız kadar kriz var bizde... İsterseniz, son günlerin gürültüsü içinde gözden kaçan yeni bir krize hızla bir göz atalım: ABD Temsilciler Meclisi Alt Komisyonu'nda Ermeni soykırım tasarısının görüşüldüğü günlerde Süryani Meryemana Kilisesi Papazı Yusuf Akbulut, bir sohbet sırasında "Ermenilerin yanısıra Süryaniler de katliama uğradı" demiş. Vay sen misin bunu diyen; Diyarbakır 2 nolu DGM'de görülen davada Yusuf Akbulut için "Halkı din, ırk, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçundan (TCK 312/2 ve 3'üncü maddeleri) 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Haklı olarak (çünkü "hür memleketler"de benzerleriyle karşılaşılmayan bir dava) duruşmayı birçok yabancı milletvekili ve gazeteci de izlemiş. Akbulut'un avukatları müvekkillerini şöyle savunuyor: "Bölgede yoğun bir Süryani ve Ermeni nüfusu bulunmadığından Akbulut'un iddianamede dava konusu edilen düşünceleri nedeniyle TCK'nın 312. maddesindeki suçu işlemesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle müvekkilimin beraatine karar verilmesini istiyoruz." Duruşma söz konusu konuşmanın yer aldığı video kasetin bilirkişi tarafından çözümünün yapılabilmesi için ertelenmiş. Akbulut'un avukatlarının bu "bilirkişi" meselesine de itirazı var. Avukatlar mahkemeye ulaşan kasetin çözümünün bir şeyi değiştirmeyeceğini, çünkü dava konusu olan konuşmaların bir basın açıklaması olmadığını, bir sohbet sırasında söylendiğini belirtiyorlar. Hürriyet'in ifadesiyle "Yabancılar"ın duruşmayla ilgilenmeleri çok anlaşılır bir şey değil mi? Bir Süryani (hem de bir "papaz") bir sohbet sırasında, bir tarihte "Süryanilerin de katliama uğradığını" söylediği için "Halkı din, ırk, (...) açıkça tahrik etmek" suçundan yargılanıyor... Bu memleketin öz be öz evlatları oldukları halde yıllar içinde sayıları şu kadara düşmüş bir cemaatin papazının bu sözleri söylemeye de mi hakkı yok? Yusuf Akbulut ağzını hiç açmasın mı? Açarsa da ne desin? Bir avuç kalmış cemaatinin önünde "Bizi böyle derli toplu bir cemaat haline getiren Tarih'e şükürler olsun!" mu desin? Söylediğim gibi bizde "kriz" aramadığınız kadar...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |