T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

M. Emin Kazcı'nın "Başağrıtmayan Yazılar"ı

Okumak, gayet ciddi bir eylemdir. Dolayısıyla kolay bir iş değildir.

Hele bizim ülkemizde, kişi başına düşen kitap sayısı, telaffuz edilmeyecek derecede utanç verici olduğu için, çok daha zordur okumak.

Kişi başına ilk düşen kitap, herhalde fena sarsmış ve serseme çevirmiş olmalı ki bizleri, aman bir daha düşmesin diyerek köşe bucak kaçıyor, kitaptan sakınıyoruz. Buna rağmen ara sıra başımıza kitaplar düşmeye devam ediyor. Son düşen kitaplardan biri, değerli arkadaşım Mehmet Emin Kazcı'nın yeni kitabı. İlginçtir, bu kitap düştüğü başa bir zarar vermiyor. Adı da "Başağrıtmayan Yazılar".

Kısaca "MEK" diyebileceğimiz yazar, gündelik hayatın dağdağası içinde gözden kaçan önemli ayrıntıları gözönüne seriyor ve mizahın doruklarında okurunu düşündürmekten vazgeçmiyor.

İşler nasıl sorusuna niye çorba kaynıyor deriz?

Belde cep telefonuyla ben özgürüm demek mümkün müdür?

Birisi size fazla paran var mı dese tepkiniz ne olurdu?

Kadınlar önce kurtarıcılarından mı kurtulmalı?

Kapitalizmin abdestlisi var mıdır?

Bazı hocalar neden acayip rahatlatıyor?

Çıplak uyarıcıları bilirsiniz, ya giyinik dövücüleri?

Siz de ehl-i sünnet vel fert misiniz?

Ateşin yaktığı kesin mi?

Herkesin meşgul olduğu ülkede üretim niye düşük?

Bu gibi soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız. Ve Birey'in cengaver editörü ile yazarın ortaklaşa verdiklerini tahmin ettiğim karar: Bu kitabı okurken başınız asla ağrımayacak.

Ne âlâ...

Fakat Kazcı'nın şu fotoğrafına bakar mısınız? Bu yazıları yazarken kendi başının ağrıdığını rahatlıkla iddia edebiliriz. Eliyle destek vermese, düşecek gibi.

Sol taraf

Sevgili Başkan R. Tayyip Erdoğan, oğlunu evlendiriyordu. Nikah şahitlerinden biri Recai Kutan, diğeri Muhsin Yazıcıoğlu.
Kadıköy'deki salonda nikah öncesi Muhsin Yazıcıoğlu kalabalık arasındaki dostlarıyla tokalaşırken, sol tarafında kalan Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ü görmemişti. Sonradan farketti ve aralarında şu şekilde bir diyalog geçti:
- Biz hep sağ tarafa baktığımız için, solumuzu görmemişiz.
Selami Öztürk:
- Arada bir sola da bakmak lazım. Solda da iyi insanlar vardır.
- Çok doğru.

Aykırı muhabbet

- Dalgalandım da duruldum... Koştum ardından yoruldum... Onlarca hükümet gördüm ah... En son sana vuruldum...
- Dövizler durulmaz dalgalanmadan.
- Maaşlar da dalgalansın o zaman!
- Dalga geçme, kırarım kafanı!
- Rica ederim. Dalga geçmiyorum. Dalgalı kur geçiyorum.

SONUNDA BEN DE OLDUM Kİ ŞUNA KANİ

KOLTUK HIRSI OLUYOR HİZMETE MANİ

BRİTANİKA
BRİTANİKA
BRİTANİ
KA
NIYORUZ
BRİTANİKA'YI KINIYORUZ.

Neden kınadığımızı ise, bir aksilik olmazsa yarın anlatırız. Ancak merak edenler çıkacağıı hesabıyla, kısaca "Hani şu Ermeni meselesi" deyiverelim bugünlük.

Kahve

Yakops makops anlamam arkadaş!
Kahve kahvedir.
Benim bildiğim, kahve Yemen'den gelir.
Bol köpüklüdür ve az şekerli...
"Türk kahvesi" demekse,
hem kahveye ihanettir,
hem vatana!


27 Şubat 2001
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED