|
|
|
|
Türkiye "24 Ocak" kararlarıyla "devlet"in ekonomideki alanını daraltarak dış pazarlara açıldı. "Serbest döviz kuru" uygulamasıyla "pazar ekonomisi"ne geçişte önemli bir adım atıldı. Siyasi yapıya "28 Şubat"la yapılan müdahale, kısa zamanda ekonomide de kendini gösterdi. "Açık toplum" olmanın meyvalarını devşirecekken, Türkiye dünyayla arasına yeni bir "Berlin Duvarı" inşa etti. Kapalı bir ülke ve kapalı bir ekonomi olmanın son faturası, yüzde kırklara varan devalüasyon oldu. Yani, Türk parası dolar karşısında yüzde kırk değer yitirdi. Türk toplumu, dünyadaki gelişmeleri ayak uyduramayan siyasi kadrolar yüzünden, neredeyse yarı yarıya yoksullaştı. Türk toplumunun satın alma gücü önemli oranda tırpanlandı. Devalüasyonla ithal ürünlerin fiyatları TL. bazında yükseldi. İhraç ürünlerinin fiyatları da TL bazında devalüasyon oranında düştü. Ancak Türkiye'nin sorunu üretim güçsüzlüğü olduğu için, dış pazarlarda ürünlerin fiyatlarının düşmesinin kimseye bir faydası olmaz. Çünkü ihracı cazip kılacak çok yol ve yöntem var. Önemli olan dünya standartlarında üretim yapabilmektir. İhracat devalüasyonla cazip kılınmaz. Ayrıca dünya pazarlarında sağlam bir yer tutabilmek için, "fiziksel ağırlıklı" ürünlerden "bilgi ağırlıklı" ürünlere kaymak gerekir. Bilgi ve haberleşme teknolojisindeki gelişmelerle, ürünlerin ağırlıkları azalırken, fiyatları da artıyor. Haberleşmede ağır ve kalın bakır telli kabloların yerine saç teli kalınlığındaki fiber optik kablolar geçti. Özellikle bilgisayarlar ve onların kullanıldığı ürünlerin hacim ve ağırlıkları küçülürken, kullanılan bilgiyle birlikte fiyatları da büyüyor. Bir ülkenin hazinesinin gücü, milli gelirinde bilgi ve teknolojinin ağırlığına göre değişir. Artık ihracatta büyük hacimli değil, bilgi ağırlıklı ürünler önem kazanıyor. Başka bir deyişle, milli gelirin ağırlığı, ürünlerin hafifliğinden kaynaklanıyor. Türkiye sanayi devrimini kaçırdı. Hazinesini yönetemeyen siyasi kadrolar ve dünyadaki gelişmeleri izlemeyen sivil ve asker bürokratlar yüzünden bilgi devrimini de kaçıracak. Bir ülkenin gücü, hazinelerinin zenginliğinden başka bir deyişle milli gelirindeki artıştan kaynaklanır. Türkiye'nin milli geliri ise, dolar bazında düştü. Avrupa'nın en yoksul ülkesiydi. Son devalüasyonla Avrupa yoksulluk sınırının da altına düştü. Hazine yönetimi çöktü. Parasının değerini koruyamayan bir hükümet, içeride ve dışarıda itibarını da koruyamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |