|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Farklı kimlik' heyecanı
Abant'ta Çoğulculuk ve Toplum Komisyonu ile Çoğulculuk ve Siyaset Komisyonu'nun çalışmaları tek rapor haline getirildi. Rapordaki 'farklı kimlikler' nitelemesi heyecanlı tartışmalara yolaçtı. Çoğulculuk ve Toplumsal Uzlaşma başlıklı 4. Abant Platformu'nun ikinci gününde komisyonlar birleştirilerek maddeler üzerinde müzakerelere geçildi. Çoğulculuk ve Toplum Komisyonu 13 maddelik, Çoğulculuk ve Siyaset Komisyonu ise 11 maddelik rapor hazırladı. İlk günkü komisyon çalışmaları sakin geçerken genel kurul müzakerelerinin tartışmalı ve hararetli geçmesi dikkat çekti. Her iki komisyon raporunda yer alan maddeler arasında benzerlikler ve çelişkiler olduğu gerekçesiyle yapılan itirazlar sonucunda tartışmalara 45 dakika ara verilerek yeni ve tek bir rapor hazırlandı. Prof. Dr. Mete Tunçay başkanlığında yapılan müzakerelerde raporun giriş kısmı ve maddeler tek tek okunarak katılımcıların görüşlerini açıklamaları istendi. Katılımcılar ilk maddelerde daha çok çoğulculuk, siyasal çoğulculuk, farklı kimliklerin kamusal alanda temsil edilmesi gibi ibareler hakkındaki itirazlarını ve tekliflerini dile getirdiler. Tartışmacılar arasında raporun giriş kısmında yer alan "farklı kimlikler" ibaresi hakkında tartışmalar yaşandı. Aralarında Prof. Orhan Kavuncu'nun da bulunduğu bazı katılımcılar ise farklı kimlikler tabirinin siyasi kimlikler olarak da algılanabileceği gerekçesiyle endişelerini dile getirerek, bu ibarenin rapordan çıkarılmasını istediler. Katılımcılardan İhsan Dağlı ve Davut Dursun ise Toplum Komisyonu'nun I. maddesindeki dibacede bulunduğunu ve bir öneri üzerine değişikliği yaptıklarını söylediler. Ali Bulaç ibarenin çıkarılmasının büyük bir eksiklik olacağını belirterek, "İnsanlar kendilerini neyle ve nasıl ifade ediyorlarsa öylediler" diye konuştu.
Muhalefet şerhi koyarımBulaç, ibarenin çıkarılması halinde bu maddeye muhalefet şerhi koyacağını ifade etti. Daha sonra söz alan Cengiz Çandar da "Bu platformun başlığı Toplumsal Uzlaşma ve Çoğulculuk ise kimlik ibaresini çıkardığınızda geriye hiçbir şey kalmaz. Burada Anayasa yapmıyoruz" dedi. Dr. M. Ali Kılıçbay'ın "Kimlik dendiği zaman tuttuğunuz futbol takımı ya da ait olduğunuz şehir değil etnik ve dinsel kimlikler kastediliyor. Kısmîlikler siyasal alana girerlerse kamusal alan berhava olur, rejim tartışması çıkar" şeklindeki sözlerini de eleştiren Çandar, Kopenhag Kriterleri'ne de hatırlatarak, Avrupa'da etnik, dinî ve hatta cinsel kimlik üzerine kurulu partiler vardır. Siyasi feodalleşme ve kısmîliği getirir diyerek bir yere varamayız" dedi.
Korkuyla bir yere varılmazİlahiyat Profesörü Mehmet Hayri Kırbaşoğlu da "Kimlik ibaresi çıkarıldığı zaman sorunlar ortadan kalkacak mı, neyi çözeceğiz? Buraya uzlaşma kültürünü ve çoğulculuğu yaygınlaştırmak için geldiğimiz halde korkularla hareket edilmesi beni şaşırttı. Ben korku ve evhama gerek olmadığını düşünüyorum. Kelime çıkararak bir yere varılamaz" dedi. Van Bağımsız Milletvekili Hüseyin Çelik'in de "Zenci bir hanımın ismini Gülbeyaz koyarak beyazlaştırmış olmazsınız" şeklinde konuşması esprilere neden oldu. Söz alan Orhan Kavuncu ise korku hissetmediğini, bu platformda herkesin fikrini özgürce ifade etmesi gerektiğini ifade etti. Müzakerelerin devamında Anayasa hukukçusu Prof. Burhan Kuzu da maddelerde uluslararası sözleşmelere atıf yapılmamasını daha uygun bulduğunu ifade ederken, Av. Kazım Berzeg, "Atıf yapılmamalı" dedi. Müzakerelerde laiklik ve demokrasi kavramları da tartışıldı. Demokrasinin laikliği de içerdiğini, ancak laikliğin her zaman demokrasiyi içermediği vurgulayan katılımcılar, birinci maddedeki "laik" ibaresinin yerine "demokrat" ibaresinin konulmasının daha uygun olacağını ifade ettiler. Ali Bulaç, önceki Abant Toplantıları'nda üzerinde mutabakata varılan laiklik tanımının ibarede yer alması halinde "laik" kelimesinin kalabileceği, aksi takdirde maddeyi mevcut haliyle kabul etmeyeceğini ifade etti. Katılımcılar Bulaç'ın önerisini olumlu buldular.
Karpat'tan çoğulculuğa ilginç örnekler
Abant Platformu'nda en fazla tartışılan siyasal kimlikler ve kamusal alan arasındaki ilişkiler oldu. Aralarında Prof. Kemal Karpat'ın da bulunduğu çok sayıda katılımcı çoğulculuğun tarihi ve toplumsal dayanaklarına dikkat çektiler. Hatta Karpat, toplumun geleneksel olarak gündelik hayatta çoğulculuğu yaşadığına dikkat çekerek, "Bir sokakta farklı etnik ve kültürel kimlikler yan yana veya birlikte yaşıyorlar. Bunları illa isimlendirmek veya formüllendirmek gerekmez" dedi. Çoğulculukla ilgili olarak Amerika'dan ilginç anekdotlar aktaran Karpat, "Benim de hoca olduğum Visconsin Üniversitesi
Kampüsü'nde 5 adet kilise var. Kimse bir şey demiyor. Kampüsün hemen dışında bir sinangog var. Bir de cami yaptık. Kimse sormadı, izin de alınmadı. Hristiyan öğrenciler Paskalya'da, Noel'de tatil yapıyorlar. Musevi öğrenciler de kendi dini günlerinde tatil edilmesini talep ettiler. Bize talimat geldi, o günler sınav yapmayın, sonra yeniden yapmak zorunda kalırsınız diye. Okulda ikiyüz kadar Türk öğrenci var. Bizim de iki dini bayramımız var. Sordum çocuklara. 'Bayram tatili talebiniz yok mu' diye. 'İstemeyiz, biz laikiz' dediler. Arap kökenli öğrenciler talep ettiler ve aldılar" şeklinde konuştu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |