T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
TRT Genel Müdürü olmak, iyi birşey mi?

Bu TRT Genel Müdürlüğü, meğer ne kadar önemli bir makammış..

"Ödenekli" habercilik ve programcılık, demek hâlâ çok gözde bir uğraş..

Baksanıza.. Tam 52 kişi, TRT Genel Müdürü olmak için başvurmuş.. Pazartesi günü, bu adayların içinden üç isim, RTÜK tarafından belirlenecekmiş.. Bakanlar Kurulu da, bunlardan birini "Genel Müdür" atayacakmış..

İsim listesine baktım..

İçlerinde, TRT'ye değil, herhangi bir özel yayın kurumuna da, en ehil şekilde genel müdür, hatta "patron" olabilecek nitelikte, çok değerli isimler var..

Şimdi yükselen değer "ekonomik kriz" olduğu için, özel televizyon ve radyolarda yaprak dökümü yaşanıyor..

Hemen hepsinde, program üretimi kısılıyor, maaşlar indiriliyor ve yapımlardan doğan borçlar, inletilerek ödeniyor ya da ödenmiyor..

Herhalde bu yüzden, sırtını "Devlet Bütçesi"ne dayamış TRT, bu mesleğin insanlarına cazip gelmekte..

Oysa dayanılır bir yer değildir TRT..

Aslında bir okuldur.. Çok heyecanlı ve bilgili insanlarla doludur..

Ama TRT, "Ankara malı" bir kurumdur..

Haberler de, programlar da Ankara'da esen rüzgârlara göre yapılır..

Dünyanın en önemli haberi önünüze gelsin.. Eğer bu haber, "Ankara protokolu" ile ilgili bir haberin önüne geçmişse, kıyamet kopar..

Sosyal içerikli bir program veya bir kültür programı yapın.. Eğer iktidardaki koalisyonun felsefesine aykırı ise, hiç tahmin edemeyeceğiniz, tepkiler ve fırçalar gelir umulmadık yerlerden..

Ben de, TRT'de 1974-75 yıllarında çalıştım.. Haber Dairesi'ni yönettim.. Kıbrıs'a askeri müdahalenin haberleri, benim sorumluluğumda yayınlandı..

Ama, topluma ve dünyaya farklı şekilde yansıyan bu önemli olayın TRT içine yansıması, o zamanki koalisyon ortakları olan Ecevit'le Erbakan'ın, birbirleri ile "sen ön plana çıktın" şeklindeki kavgalarıydı..

O zaman Demirel "Baba İktidar" değil "Ana Muhalefet"ti..

Durmadan Adliye'ye gidip, "resmi görevi kötüye kullanma" suçlamalarından ötürü, savcılara ifade verirdim..

Çünkü Demirel her dakika, "TRT'nin haberlerinde tarafsızlık bozuldu.. İktidar fazla tanıtılıyor" diye, suç duyurusunda bulunurdu..

Bir gün Demirel'e gittim..

- Sayın Demirel.. Üç soru yazın.. TRT habercisi, bu üç soruyu size sorsun.. Cevaplarınızı hiç makaslamadan, TRT'nin ana haber programında yayınlayacağım, dedim..

Demirel, kendisine sorulacak üç soruyu yazdırdı.. Bizim muhabir arkadaş da, kameramanla, Güniz Sokağa gitti.. Demirel'in soruları, kendisine yöneltildi..

Demirel, üç soruyu da, "erken seçim neden şart.. Bu iktidar neden başarısız" çizgisine oturtmuştu.. Üç soruya cevabında da, erken seçim istedi..

Oysa, genel seçimin üzerinden henüz 5 ay geçmişti..

Akşam ana haberler "ana muhalefet lideri Demirel'in, TRT'ye özel demeci" duyurusuyla açıldı.. Yarım saatlik programın ilk 20 dakikası, "Demirel demeci" ile geçti..

Tabiî kıyamet koptu Ankara'da..

İktidar deliye döndü.. O zamanki Genel Müdür İsmail Cem, zor durumda kaldı..

Ve 3-4 gün sonra, Demirel yine "TRT tarafsızlık ilkesine aykırı davranıyor" diye, benim hakkımda suç duyurusunda bulundu..

Gerçi şimdi ana muhalefetler farklı.. Onlar suç duyurusunda falan bulunamıyor.. Onlar hakkında suç duyurusu yapılıp, sonunda kapatılıyorlar bile..

"Derin Devlet" o zamandan beri daha derinleşti.. Yani şimdiki TRT, bir yandan "iktidar"a, öbür taraftan da "Derin Devlet"e iyice bağlandı..

Genel Müdür adayları, bu gerçeği bilerek, aday olmuşlardır herhalde..

Bana göre özgür bir insanın, zor dayanabileceği bir mekan TRT.

Allah yeni genel müdür kim olacak ise, onun yardımcısı olsun!.

ŞAKA

Aç-kapat modeli!.

Garip bir ülke olduk..

BDDK bankaları devletleştiriyor, Anayasa Mahkemesi siyasi partileri kapatıyor..

İMF ise, ne varsa hepsinin dünyaya ve halka açılıp, şeffaflaşmasını istiyor.

Dünya bize "yeni açılımlar" yapın diyor..

Ankara ise, "yeni kapanımlar"ın peşinde..

Acaba şu İMF, biraz da siyaset ve özgürlükler konusunda mı "Niyet Mektubu" istese Ankara'dan..

RAUF TAMER

2,5 gazete ve 2,5 banka mı?

Haberx.com'da Rauf Tamer şöyle yazmış,

- Turgut Özal ikibuçuk gazete kalacak demişti.. Haklı çıktı.. Ben de haddim olmayarak ikibuçuk banka kalacak diyorum..

Galiba "usta yazar" olmak, böyle birşey.. İki cümlede, çarpıcı gerçeği, hem de geniş bir zaman boyutu içinde sergileyerek, gözlemini seslendirmek..

Ne dersiniz?.

Rauf Tamer'in gözlemini, sizler de paylaşmıyor musunuz?

Acaba bu kriz ne kadar sürecek ve bunu, kaç banka, "kamulaştırılmadan", ayakta atlatacak?

Bütün bu değerlendirmelere kulak veren mevduat sahibi için, endişe edecek bir durum, tabiî ki yok. Çünkü mevduatlara "kamu garantisi" verilmiş..

Ama o kadar çok banka var ki..

Yani neredeyse, banka sahibi sayısı, mevduat sahibi sayısına eşit olacakmış..

Bunlardan 18-20'si devre dışı kaldı..

Hâlâ, "acaba sıra kimlerde" sorusu bitmedi..

Endonezya ve Rusya'da kriz sonrası yok olan banka sayılarına bakılınca, işin daha başında olduğumuz da görülüyor..

İşte Rauf Tamer, bunu amma güzel yakalamış..


15 Temmuz 2001
Pazar
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED