T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Drakula'nın çivisi

Ne yapacaksak, ne olacaksa içinde yaşadığımız bu dünyanın, üstünde yaşadığımız bu toprakların taşıdığı şartların içinden çıkacak. Yeni şartlar da, içinde yaşadığımız mevcut şartların içinden hasıl olacak. Kimse yeni şartların gökten zembille ineceğini, kimse ortalığın durup dururken değişeceğini düşünmesin. Mevcut şartları eskiye iade çabası ne denli boş ve lüzumsuzsa, mevcut şartların durup dururken hayalî bir dünyaya dönüşmesini beklemek de o denli zavallı bir umuttur. Kırılan bir kristali onarmaya çalışmak yenisini yapmaktan meşakkatlidir, üstelik de sarfedilen emeğin karşılığını almak asla mümkün değildir.

İnsanoğlunun tarihini de kırılan yerlerinden tutturmaya çabalamak kristali onarmak gibisinden boş bir çabadır. Kırılanı kırıldığı yerde bırakıp yenisini imal etmenin çaresine bakmak daha akıllıca olur. Geriye dönüp bakmamak geçmişle hesaplaşmayı öngörmüyor elbette. Fakat geçmişin bugüne taşınması gibisinden boş bir hevese de yol açmıyor. Ölüler diriltilemiyor. Tasarruf onların cesetleri üzerinde gerçekleştirilmeyecek. Bu, aptalca bir davranış olurdu. Tasarruf onların mirası üzerinde gerçekleştirilecek. Hesaplaşma böylece uç noktalarına kadar uzatılabilecektir.

Sonra gelenlerin önce gelenleri hiç bir zaman bütünüyle anlayamaması onları mazur görmenin gerekçesini oluşturmamalıdır. Fakat kurulacak yeni dünyanın bir unsurunun da böyle bir hesaplaşmadan neşet ettiği hesaba katılmalıdır.

Eflak voyvodası Vlad-Drakul'un (sonradan vampir Drakula'ya esin kaynağı olmuş ünlü Kazıkçı Voyvoda), Padişah'ın kendisine gönderdiği elçilerinin serpuşlarını başlarına mıhlatması olayını hatırlayın: elçiler, kendi ülkelerinde bir saygı nişanesi olarak algılanan başı örtülü tutmayı, Drakula'nın huzurunda da uygulamışlardı. Oysa Drakula'nın kültürü, saygının başı açık tutmakla gerçekleştirileceğine kani idi. Böylece Osmanlı elçilerinin kendisine saygısızlıkta bulunduğu zehabına kapılan voyvoda, elçilerin serpuşlarını onların başlarına mıhlatmıştı.

Halen bazı insanlar arasındaki algı farklılaşması Drakula ile onun nezdinde zulme uğrayan Osmanlı elçileri arasındakine benziyor. Bu farklılaşma bu ülke tarihinin bir yerde kırılmış olmasından hasıl olmuştur. Olmasa iyiydi, ama şimdi yaşanan şartlar bu olgunun üstünde duruyor. Yeni dünyamızı olanları hiç olmamış gibi farzederek kurmaya teşebbüs edemeyiz. Olanlar olmuştur ve kırılma vakidir. Yeni dünya, bu şartların hasılası olarak ortaya çıkartılacaktır. Bu, Drakula'ya anlayış gösterelim demeye gelmiyor, fakat girişilecek teşebbüste böyle bir faktörün hesaba katılmasının gerekliliğine atıfta bulunuyor.


15 Temmuz 2001
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED