Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gözaltında bir oluşum

Abdullah Gül'e önce şöyle bir örnek anlattım:

-Holdingleşme furyası sırasında birkaç kafadar Avrupa'ya açılıyor. Amaçları 2 milyon mark civarında bir para toplayıp, ufaktan iş kurmak. Avrupa'da para toplamanın gerekli şartları hazırlanıyor ve sahaya iniliyor. Sonuç: 2 milyon mark yerine 200 milyon mark. Ondan sonra başlıyorlar düşünmeye: Şimdi biz bu 200 milyon markı ne yapacağız?

Sonra da sordum:

-Halkın ilgisine bakılırsa yeni oluşum iktidara yürüyor, buna hazır mısınız?

Gül:

-Evet, iktidara hazırlanıyoruz, dedi. Türkiye'nin sorunlarını çözmeye hazırlanıyoruz.

Refahyol iktidarı döneminde de üzerinde ısrarla "RP'nin bir iktidar stratejisi var mı?" sorusunu gündeme getirmiştim. RP, farklı bir iktidar olacaktı ve bunun sancısız yürümesi için, mutlaka bir iktidar stratejisi oluşturmak gerekiyordu. Her parti için iktidar stratejisi önemliydi, RP için daha da önemliydi. Çünkü özellikle Türkiye'de iktidar "rodeo"ya, yani "at üstünde durabilme sanatı"na benzetilirdi.

Hiç şüpheniz olmasın ki, her çevrede "tek başına iktidar olacağı" işareti veren "Tayyip Erdoğan'lı hareket" çok daha geniş soruların hedefidir.

Deyim yerdindeyse "gözaltında bir oluşum" söz konusudur.

Birisi soruyor:

-Şeriatçı olmadığınızı, takıyye yapmadığınızı, hayat tarzımıza müdahale etmeyeceğinizi açıklayacak mısınız? Bir Truva atı sendromu ile mi karşı karşıyayız?

İslâmî camiadan sorular geliyor:

-Acaba bu, sistemin bir dönüştürme operasyonu mudur? "Büyüme" tutkusu, gide gide kimlik aşındırma, silme operasyonunun bir aracı haline mi gelecektir? Olay, 28 Şubat sürecinin siyasal alandaki devamı mıdır? Yoksa bölme projesini hayata mı geçirmiş olmaktayız?

Gene islâmî camia soruyor:

-Sistemik odaklar kimliğinizi kaybetmeden büyümenize, iktidar olmanıza imkân verecek mi?

Bu oluşumun, Amerika'nın, Avrupa'nın, Rusya'nın, Asya'nın, özellikle İsrail'in gündeminde olduğu muhakkak.

-Acaba dünyaya nasıl bakıyorlar? Türkiye'nin jeo-stratejik, jeo-kültürel, jeo-ekonomik konumunu nasıl değerlendirecekler? Kültürel birikimleri ile reel politik arasında nasıl bir ilişki kuracaklar? Türkiye'yi dünyada nereye oturtacaklar?

Türkiye siyasetinde çok önemli etkileri olan TSK'nın gözaltındalar:

-Laiklikten, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne, oradan genel güvenlik sorunlarına, Türkiye'nin dış ilişkilerini hangi perspektif içinde yürüteceklerine kadar Türkiye ile ilgili her projeyi satır araları dahil altını çize çize okuyacağı muhakkak TSK'nın...

En kuşkucu ve muhtemelen düşmanca yaklaşımla, diğer siyasî kadroların gözaltındalar:

-Acaba yeni hareket tabanda nasıl kaymalar oluşturacak?

İçinden çıkıp geldikleri siyasî hareketin gözaltındalar. Değerler dünyasında yaptıkları her yanlışın bir siyasî bedelinin olacağı kesin.

Halkın gözaltındalar.

-Politikayı niçin yapıyorlar? Değerlerin anlamı ne? Dönüşüyorlar mı? Başkalaşıyorlar mı? Farklı toplum kesimlerine yeterince açılıp, kucaklayabiliyorlar mı? Sevgileri yeterli mi? Farklı toplum kesimleri, birbirini yoketmeden bu oluşum içinde kendini bulabiliyor mu? Toplumsal barış projeleri bu geniş yüreğin yansıması olabilecek mi? Türkiye'yi herkesin onurlu bir biçimde doyacağı, dünyada saygı duyulan, burnu sürtülmeyen, gelen geçenin terbiye etmeye yeltenmediği bir ülke haline getirebilecekler mi?

Doğu-Güneydoğu'nun gözaltındalar:

-Acaba bu sorunlu dünya için projeleri ne? Bölgenin acılarını dindirmek için proje ne; hem bölge insanının içine sinecek, hem de bölgeye tedirginlikle bakan çevrelerin gönlünü durultacak proje, yani, hem sorunu çözücü, hem de ülke bütünlüğünü güçlendirici proje ne?

Aynı şekilde Doğu-Güneydoğu'da olan bitenden ülke bütünlüğü adına kaygı duyan farklı toplum kesimlerinin de gözaltındalar.

Yani deyim yerindeyse 7 düvelin gözaltındalar.

Doğrusu ben de soruyorum:

-Tayyip Erdoğan'ın etrafında ortaya Türkiye'yi taşıyacak bir oluşum çıkacak mı? Böyle bir kadroyu biraraya getirebilecekler mi? Bu organizasyon becerisini gösterebilecekler mi?

Türkiye sathında bir heyecan tutuşması olduğu doğru. Bunun içinde bir iktidar potansiyeli saklı. Karşıt veya taraftar bunu herkes böyle okuyor.

Öyleyse, bu hareketin mimarları da buna böyle inanmalı ve Türkiye'yi taşıyacak bir yapıyı inşa etmek üzere yola koyulmalılar. Sıkılacak her el, söylenecek her söz, ortaya konacak her davranış satır aralarına kadar, jest ve mimiklere kadar aleyhinize delil olarak kullanılabilir, demek abartı sayılmamalıdır. Ankara'dan, il ve ilçelere kadar sıkılacak her elin temizliği, stratejik anlamı, farklı yerlerde nasıl okunacağı, iki kişilik fısıltılardan meydan konuşmalarına kadar her sözün, kişinin hayat defterine de, bir takım odakların arşivlerine de kaydedileceği unutulmamalı. Dudakların okunduğu bir ülkedeyiz, dudakların şahitlik edeceği bir dünyaya gideceğiz. İkisi arasında denge kurmak, gerçekten bir yiğitlik gerektiriyor.

Sevgi, barış ve samimiyet... Tayyip Erdoğan'ın vurgu yaptığı bu üç kelimeyi doğrusu ben tuttum. Bunu Türkiye'de her kesimin hücrelerine taşıyacak bir ilişki ağı oluşturulabilirse, bu sürdürülebilirse ve buna her kesime güven verecek gerçekçi sosyo-ekonomik projeler eklenirse, uluslararası ilişkilerde sağlıklı parametreler oluşturulabilirse... Vitrin hem temiz karakter hem de yetkinlik açısından sağlıklı isimlerle düzenlenirse.... İşte böyle temenniler... Zor iş. Bu gözaltı hem bunaltır insanı, hem de sağlam adımlar atılmasını sağlar. Büyük misyon yüklenenlerin işi zordur.


26 Temmuz 2001
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED