Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Maaşımı dolar olarak isterem"

Dün sabah berbere gittim. Tam traş olurken uzun süredir görmediğim "Peynir Kralı" diye anılan dostum Ali Zafer Taciroğlu geldi. Bir işadamı, bir gazeteci-ekonomist biraraya gelir de -hem de berberde- ne konuşur, elbette "memleketin halini" yani ekonomiyi.

Taciroğlu, "anlaşılamamaktan" şikayetçi. "Yıllardır söylediklerimizi, rapor halinde sunduklarımızı dikkate almıyorlar, bir Kemal Derviş geliyor ne derse yapıyorlar" diyerek hükümettekilerin "vurdumduymazlığından" şikayetçi.

Bütün Türkiye'de üretim olmadan hiçbir şeyin olamayacağına, ekonominin "üretimsiz" düze çıkamayacağına inanıyor. "Kemal Derviş bankacılıktan anlıyor. Daha önce ekonomimizi zor durumlardan atlatanlar "planlamacı" idi. Onun için başarılı oldular. Kemal Derviş varsa yoksa banka diyor. Reel sektörü üretime sokmadan, para gelmiş, pul gelmiş, döviz olmuş olmamış ne farkeder" diyor.

Tam o sırada söze berber Mustafa katıldı ve "Döviz dediniz de aklıma geldi. Bizim oralarda bekçilik yapanlar dolar mark tartışmasına girdiler. Komşu çiftlikteki bekçi, "Türk parası para etmiyor. Ben artık maaşımı dolar olarak isterem" demeye başladı." diyerek ekonomimizin ulaştığı "çarpık" durumu bir güzel özetleyiverdi.

Berberden çıkıp gazeteye geldim. Masamda Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Aygün'ün bir faksı duruyordu. Günlerdir "dikkat çektiğim" bir konuda yalnız olmadığımı anlatan faks bana daha bir güç verdi.

"Düzenli bir okurunuz olarak, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu duruma ve Sayın Bakan Kemal Derviş'in faaliyetlerine ilişkin gözlem ve eleştirilerinizin yer aldığı 24 Temmuz 2001 tarihli "Paralar yastık altına gidiyor" başlıklı değerli yazınız için teşekkür ederim.

"Altına imza atarım" dedirtecek kadar doğru tespit ve değerlendirmelere yer verdiğiniz yazınız Ankara Ticaret Odası olarak bizim hemen her gün dile getirdiğimiz gerçekleri içeriyor. Türkiye maalesef Kasım ayında girdiği kriz ortamından çıkamamıştır. Buna rağmen, iyi niyetli uyarı ve gerçekçi çözüm önerilerinin göz ardı edilmesi, Türkiye'de sarılması daha güç yaralar açacaktır.

Sayın Bakan Kemal Derviş'in uygulamaları konusundaki eleştirilerinizin tamamına katıldığımı belirtir, yazınız için tekrar teşekkür ederim."

Sayın Sinan Aygün'e, yazılarıma verdiği "destek" için ben de teşekkür ederim.

Bilgisayarımı açmış e mailleri okurken Reklam Genel Koordinatörümüz Tayfun Gökdeniz geldi. "Can Ağbi, olmaz böyle şey, çocuğu okutabilmek için her yıl bir araba parası veriyorum" dedi.

Ben şaşkın şaşkın bakınırken "Özel bilmem ne koleji yıllık 7.5 milyar, bilmemneoğlu Koleji 6 milyar 800 milyon, KED 8 milyar" diye saymaya başladı.

Hyundai 8.7 milyar, Renault Clio 8.2 milyar, Tofaş Şahin 8.2 milyar, Tofaş Siena 8.3 milyar. Tayfun haklı. Çocuğu okuturken o okula her yıl bir otomobil armağan etmiş oluyorsun. Karşılığında iyi bir eğitim alınırsa, bu parayı "helal" etmek gerekir ama işte "eğitimli Türkiye"nin halini görüyorsunuz.

Bakanlar ağızlarını açmayıp, teknik açıdan sadece Derviş, "birlik beraberlik" açısından da Ecevit konuşunca piyasalar biraz "rahatlamış" gibi gözüküyor. Sakın ola bu "sanal aleme" kendinizi kaptırmayın. Çünkü IMF İkinci Başkanı Stanley Fisher, Türkiye'ye geliyor. Önemli işadamları ile de bir toplantı yapacak. Bakalım oradan neler çıkacak?

Siz tedbiri elden bırakmadan gelişmeleri izleyin. Tamam mı?


26 Temmuz 2001
Perşembe
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED