|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yeni Şafak, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın isteğiyle Yenilikçi Oluşum'un öncüsü Recep Tayyip Erdoğan'ın aleyhine bilgi elde etmek için tezgahlanan telefon izleme skandalını sorguluyor. Kanunlara aykırı bir şekilde gerçekleştirilen telefon izleme, gazeteci Tuncay Özkan'ın yönlendirmesi ve dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın talimatı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi'nce gerçekleştirildi. İstihbaratçılar, Erdoğan'ın dosyası Yargıtay'da görüşülürken bazı Yargıtay üyelerinin telefonunu izlemeye aldılar. Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Müdür Yardımcısı Osman Ak'ın da aralarında bulunduğu polis şefleri, Telekulak skandalının açığa çıkmasının ardından başka gerekçelerle görevlerinden alındılar. Telefon izleme, Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt'teki konuşmasından kaynaklanan dosya Yargıtay'da ele alınırken gerçekleşti. Telekulak skandalı nedeniyle açığa alınan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak; Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne verdiği ifadede, "Gazeteci Tuncay Özkan'ın yönlendirmesi ve dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın isteğiyle" telefon izlediklerini itiraf etti. Ak'ın ifadesinde, şimdi Aydın Doğan'ın gazetesi Milliyet'te yazan ve yine onun televizyonu Kanal-D'nin Haber Genel Yönetmenliği görevini yürüten Özkan ile ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın yasalara aykırı telefon izleme oyunu tüm detaylarıyla gözler önüne seriliyor. Ak, ifadesinde şunları söylüyor: "Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, yanında Kanal D Televizyonu'nun yöneticilerinden Tuncay Özkan olduğu halde İl Emniyet Müdürümüzü konutuna çağırarak, 'eski İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan'ın hakkındaki yargılama kararını bozdurmak için Yargıtay'da bazı kişilere rüşvet verileceğini, bu işlemde aracı olanlardan birisinin Tuncay Özkan ile ilişki halinde olduğunu beyanla, anılan şahısla işbirliğine girilerek çok gizli bir çalışma yapılması, safahata ilişkin ara makamların yazılı ya da şifahi olarak bilgilendirilmemesi' yolundaki talimatı üzerine, Özkan, İstihbarat Şubesi'ndeki ilgili personelimizle ilişkiye geçirilmiş, aracı olduğu iddia edilen şahısla temas sağlanmış, verdiği bilgiler doğrultusunda yapılan ön çalışmalarda anlatımları tatmin edici bulunmayınca şahsın ilişkide olduğunu iddia ettiği yargı mensubumuzla teması gözlenmiş ve olayın tamamen uydurma olduğu kanaatine varılmıştır." Ak ifadesinde izleme sonucunda Yargıtay üyelerinden birinin rüşvet alacağı yönünde bulguya rastlanmadığını söyledi. CEVAP BEKLEYEN SORULAR 1- Dinleme veya izleme için mahkemeden karar alındı mı? Alındıysa hangi mahkemeden ne zaman alındı? 2- Faaliyetten dönemin İçişleri Bakanı'nın bilgisi var mıydı? Başbakan, bakandan bilgisiz polis şeflerine böyle talimat verebilir mi? 3- "Türkiye polis devleti olmamalıdır" diyen ANAP lideri Yılmaz, telefon izleme emriyle bu temennisine aykırı davranmadı mı? 4- Doğan'ın gözde medya yöneticisi Tuncay Özkan'ın polisle yaptığı işbirliği, "yalnızca haber edinme kaygısıyla" açıklanabilir mi? İzleme yasalara aykırı 4422 sayılı yasanın 2. maddesindeki, "İletişimin dinlenmesine veya tespitine ilişkin kararlar, ancak kuvvetli belirtilerin varlığı halinde verilebilir" hükmüyle keyfi bir şekilde ve maddi bulgulardan yoksun gerekçelerle telefon dinleme veya izleme kararı verilemeyeceği açıkça belirtiliyor. Yine aynı yasanın aynı maddesi, "Dinleme veya tespite veya kayıtların incelenmesine hakim karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da bu hususlarda yetkilidir. Hakim kararı olmaksızın yapılan bu gibi işlemlerin 24 saat içinde hakim kararına bağlanması şarttır. Sürenin dolması veya hakim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır" hükmü ile dinleme veya izlemenin sadece mahkeme kararıyla yapılabileceğini bildiriyor. Mesut Yılmaz'ın talimatıyla telefon izleme olayında ise polis şefi Osman Ak, mahkeme kararı alındığından bahsetmedi. Eğer alınmış olsa bile Ak'ın ifadesine göre, "olay bir komplo"dan ibaret olduğu için 4422 sayılı yasanın hükme bağladığı "kuvvetli belirtiler"den yoksun bir şekilde, yani yasalara aykırı bir şekilde izleme yapılmış. Gazeteci Tuncay Özkan ise, 16 Haziran 1999 tarihle yazısında skandalı "araştırmalarının Ankara Emniyeti ile çakışması" gibi ilginç bir gerekçeye bağlamıştı.
|
|
|
|
|
|
|