|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yok, hayır, FP'nin gelenekçi çizgisinin kuracağı partinin adının Saadet olacağını ve başına yeniden Recai Kutan'ın getirileceğini tahmin etmek güç değildi. O çizgi, 1970'de MNP kurulduğu gün, Necmettin Erbakan'ın ağzından çıkan sözlere ve yakın arkadaşlarına bugün bile kendisini bağlı kabul ediyor. Esas zor olan, yenilikçilerin kuracağı partinin adını tahmin etmek... Saadet Partisi adı nasıl kısaltılacak? İşte size bayağı önemli bir soru. SP dediğinizde, ilk akla gelen Saadet Partisi olmuyor; dünyanın her tarafında bu iki harf hep aynı siyasi kuruluşu hatırlatır: Sosyalist Parti... Bir formül 'SAP' biçiminde kısaltmak; onun da bizim dilimizde çağrışımları iyi değil. 'SEPE' demek bir çare belki, ama o da hafif kaçıyor... Dün bütün günü Saadet'in kısaltılması üzerine kafa yormakla geçirdim; galiba en iyisi Oğuzhan Asiltürk'ün dediği gibi yapmak. "Neden kısaltmayı düşünüyorsunuz ki?" diye sordu Oğuzhan Bey ve ekledi: "Bizden bahsederken partinin adını bütünüyle verin..." Kısaltma sorunu kısaltmayarak çözülse bile, yeni partinin kendini dünyaya tanıtırken halletmesi gereken bir konu daha var: Adın İngilizcesi... Milli Nizam Partisi, hiç tereddütsüz, 'National Order Party' olarak ifade edildi; Milli Selamet Partisi 'National Salvation Party', Refah Partisi 'Welfare Party', Fazilet Partisi de 'Virtue Party' olarak karşılandı ve anadili İngilizce olanlar da, bu partilerin adlarını sunulduğu gibi kabul ettiler... Arapçada, 'millî' sözcüğü bizdekinden daha dar bir anlam taşıdığı için, ilk iki partinin adlarını o dile çevirirken biraz zorlanıldı; çoğu kez, kolaylık olsun diye, 'millî' yerine 'İslâmî' sözcüğünün kullanıldığı oldu. Refah ve Fazilet gibi Saadet de kök itibariyle Arapça bir sözcük olduğu için o dilde bir anlam kayması yaşanması imkânsız... Ancak, 'Saadet Partisi' İngilizce için gerçek bir sorun teşkil ediyor... İlk gün, bir yabancı kanal, Saadet Partisi için 'Happiness Party' dedi, tutmadı... Önceki gün, Mehmet Barlas, 'felicity' sözcüğünü teklif etti. Fena bir sözcük değil; Semih İdiz'in yayın yönetmeni olduğu Turkish News gazetesi de, baştan beri 'Felicity Party' diyor zaten... Redhouse, 'felicity' için şu Türkçe karşılıkları öngörmüş: "Mutluluk, saadet, nimet, refah, uygunluk." Ancak, ben, 'happiness' ve 'felicity' sözcüklerinin İngilizcede ilk akla getirdikleri anlamları, nedense siyasetle, ya da Saadetçiler'in vermek istedikleri mesajlarla fazla uyuşur görmüyorum. İlnur Çevik'in başında olduğu Turkish Daily News 'Contentment Party' diyor Saadet Partisi'nden söz ederken... Oxford İngilizce-Türkçe sözlük, "Gönül rahatlığı, memnuniyet,, kanaat" olarak vermiş TDN'in tercih ettiği sözcüğün Türkçe karşılığını... Ancak, gönlüme tam sindirebildiğim bir karşılık değil bu da... Dünün bir yarısını da, "Acaba ben olsam, Saadet Partisi için hangi İngilizce sözcüğü kullanmayı yeğlerdim?" sorusuna cevap arayarak geçirdim. Aslında, Saadet'in içinde bu soruya benden daha iyi cevap verebilecek İngilizcesi sağlam kişiler var. Temel Karamollaoğlu sözgelimi, ya da şimdi genel başkan yardımcısı olan Numan Kurtulmuş... Oya Akgönenç de bu çabaya katılabilir, Ertan Yülek de... Oğuzhan Bey de, bir aralar, iktidara gelince dışişleri bakanlığı koltuğuna oturması gerekebilir düşüncesiyle İngilizce dersleri almıştı. Herhalde esas tercihi onlar yapacaktır. Benimki nâçizâne bir zihin çabası işte... Tercih ettiğim karşılık 'bliss' sözcüğü... Redhouse, bu sözcük için, "Saadet, neşe, mutluluk" diyor, Oxford ise "Mutluluk, bahtiyarlık". Bana göre, Saadet'e, 'Bliss Party' adı daha bir yakışıyor. 'Contentment', 'felicity', ya da 'happiness'ten kısa bir kere; ayrıca, daha bir mânevî havası var... Ben partinin adı üzerinde kafa yorarken garip bir şey oldu ve Saadet Partisi'nin iki Kahramanmaraş milletvekili birbiri ardına kurucusu oldukları partiden istifa ediverdiler. Gel de, hangi sözcüğü kullanırsanız kullanın, bunu yabancılara anlatın bakalım! Nitekim, dün öğleden sonrayı da, yabancıların, "Madem istifa edeceklerdi, neden iki gün önce kurucu yazıldılar?" sorusuna cevap aramakla geçirdim. Başka ve daha felsefi olmasına çalıştığım cevaplar verdim yabancı meslektaşlara; ama bu satırları yazarken daha 'bizden' bir açıklama geldi aklıma: Gerçek istifa sebebi görev taksiminden memnuniyetsizlik olmasın sakın? Yabancılar partilerin belli siyasi kavramları adlarında taşımasına alışıktırlar. Demokrat veya Cumhuriyetçi, ya da Sosyal Demokrat veya Hıristiyan Demokrat, Muhafazakâr veya İşçi, bir de Liberal... Sosyalist, Komünist... İtalya'da daha renkli adlar devreye girdi; Berlusconi'nin partisinin adı 'Forza Italia' (Haydi İtalya)... O bile anlaşılabilir siyasi karşılığı olan bir ad... Anavatan, Doğru Yol gibi adlar epey ekzantrik kaçıyor... Türk siyasi hayatını bilseler, daha câzip adları darbelerin ve kapatma kararlarının tükettiğini anlarlar... Acaba 'Yenilikçiler' partilerine ne ad vermeyi düşünüyorlar? Tayyip Erdoğan, bir ara, "Bize millî duruş lâzım" demiş; bir gazete muhtemel ad olarak altını çiziverdi hemen. 'Millî' sözcüğü Arapçada (ve kısmen İngilizcede) sorunlu bir sözcük oysa... Daha net, daha siyasî bir ad bulacaklarını umarım... Bir de onun İngilizce karşılığı üzerinde düşünmem gerekecek...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |