Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Demirel'li formül?

Başta Başbakan olmak üzere Hükümetin derin zaafı, her gün yeni bir hükümet formülünü gündeme getiriyor. "Teknokratlar hükümeti" formülünü tükettik. Şimdi tartışılma sırası "Demirel koordinatörlüğünde bir hükümet" formülünde...

Bu formülü Gündüz Aktan gündeme getirdi. Aktan tecrübeli bir eski diplomat. Birikim sahibi bir aydın.

25 temmuz tarihli Radikal'deki yazısında Demirel'li formülü şöyle bir muhakeme üzerine kuruyor:

"Erken seçim ..... bir çıkış yolu olarak görülmüyor.

".......halkın mevcut siyasetten ve siyasetçilerden soğumasını değerlendiren siyasî oluşumlar ortaya çıkmaya başladı.......

"....teknokratlar hükümeti demokrasiye aykırı bulunduğundan desteklenmiyor"

Bu tesbitlerden sonra Aktan, "Şunu bilmemiz lâzım. Hiçbir şey yapmasak da siyasi yapımızda büyük değişiklikler kendiliğinden olacak" diyor ve çarpıcı, şaşırtıcı tesbitini yapıyor: "Ortaya şimdikinden de kötü bir yapı çıkabilecek. Belki de demokrasi sona erecek." Aktan gibi diplomatik tecrübesi olan birisinin Türkiye'nin geleceğini yorumlarken "belki de demokrasi sona erecek" gibi bir "kehanet"i seslendirmesi önemsenmeli. Bunun aşağıda gelecek "Demirel'li formül"e zemin hazırlamak için "gösterilen bir ölüm" olduğunu düşünmek Aktan'a haksızlık olacağını hesaba katarak "Bu bir bilgiye mi dayanıyor?" sorusunu sormalıyız... Yani bir yerlerde "demokrasiye son vermeye kadar uzanacak arayışlar" mı var? sorusu anlamsız değil.

Gündüz Aktan, bu değerlendirmelerden sonra "sistemin, siyasetçilerin ve halkın zaaflarını ve potansiyelini biliyor" diye tanımlayıp, "önünde ihtirasla isteyeceği bir mevki yok, siyaset üstü olabilecek tek siyasi kişilik" notlarını düşerek Demirel ismini ortaya atıyor. Şu ifadeler bu formül çerçevesinde yazılmış:

"Sn. Demirel bu işi, bu devasa işi üzerine alabilir mi? Almayı Türkiye'ye karşı tüm günah ve sevapları karşılığında bir borç bilir mi? Halkla siyasiler, tecrübeyle hayal, geçmişle gelecek, bitişle başlangıç arasındaki bu kopukluğu yeni bir yaratışa dönüştürebilir mi?

"Bunun birkaç olmazsa olmaz şartı var: Önce halk ve sivil toplum bu misyonu benimsemeli ve desteklemeli. Sonra siyasî partiler ona yardımcı olacaklarını ilân etmeliler. Nihayet Sn. Demirel bu misyonu hayatının son ve en büyük siyasî emeli olarak kabul etmeli. Zira kendisi gerçekten siyaset üstü olmayan bir kimse bu işi başaramaz ve başarı için gerekli güveni başkalarında uyandıramaz."

Formül bu. Aktan Demirel'li hükümetten normal zamanında yapılacak seçimlere kadar ekonomik programı uygulamasını, Anayasayı değiştirmesini, siyasi sistemi yarı başkanlık veya iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönüştürmesini, parçalanmış siyasi yapıyı birleştirmeye elverişli ve lider monarnşisine son veren bir Siyasi Partiler Yasası çıkarmasını bekliyor.

Bu formülün Demirel'in son zamanlardaki duruşuna çok ters düşmediğini söylemek mümkün. Demirel, 20 temmuz tarihli Sabah'ta, Yavuz Donat'ın, "DYP'den adaylık önerisi gelirse..." sorusuna ısrarla "Siyaset üstüyüm" diye cevap veriyor. "Siyaset üstü" ama şöyle bir formüle "hayır" diyecek değil:

"Parti siyasetinin üstündeyim... Sistemin adamıyım... Ülkem görev isterse kaçmam... Soranlara hizmet süremi tamamladım, ne haliniz varsa görün diyemem.... Ama başkalarının yapmakta olduğu işi yapmaya da talip değilim."

Demirel ayrıca "hemen seçim"i seslendiriyor, seçimden önce Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nun değiştirilmesi, ayrıca "yönetebilen demokrasiye geçiş adımlarının atılması", bu çerçevede "sistem içinde birisinin seçime götürme yetkisi verilmesi" gerektiğini ifade ediyor.

Demirel, benzeri şeyleri Hasan Cemal'e de söylemişti. Şunları da o mülakattan aldım:

"Ülkem benden bir şey isterse, reddedemem... Millet benden ne zaman bir şey ister? Bu önümüzdeki dönemde belli olacak..... Unumu eledim, eleğimi duvara astım diyemem.... (bunun modeli) şartlara ve öyle bir ânın gelip gelmediğine dair karara bağlı..... Klasik yol, parti kurup halkın önüne çıkmaktır. Benim böyle bir modelim yok. Kaçamayacağım bir model ortaya çıktığında durumumu tayin etmem lâzım. Ne zaman olur? Olur mu olmaz mı? Bilemem şimdi. Ama sağdan soldan çok tazyik var." (Milliyet 12 temmuz 2001)

Aktan'ın teklifi ile Demirel'in durduğu yer arasında çok net kesişmeler olduğu açık. Bunu "arayışların çakışması" diye anlamak da mümkün, "bir yerlerde üretilen formülün kamuoyuna takdimi" olarak değerlendirmek de... Demirel'in girdiği heyecan atmosferi de işin bir hayli ilerlediği intibaını veriyor. Acaba hangisi?

Yakın zamanda "Demirel'li formül"ü daha çok tartışacağımız kesin.

Acaba bu formülde "Yenilikçi Hareket"in halk nezdinde yakaladığı rüzgârın ve kimi çevrelerde değerlendirilmesinin bir etkisi var mı?

Bülent Arınç, "Yolumuzun kesileceği kaygısını taşıyorum" demişti. Ankara Yeni Şafak'taki sohbetimiz sırasında... O gün, "teknokratlar hükümeti"nden söz edilmişti bu çerçevede...

Demirel formülü yeni bir formül ve pek gelişigüzel ortaya atılmış gibi görünmüyor... 5+5 sendromu birilerinin kafasından uzaklaşmış değil.


27 Temmuz 2001
Cuma
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED