Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yeni Oluşum: İzdivaç mı, İltihak mı?

Saadet Partisi kurulur kurulmaz fire vermeye başladı. Garip bir durum. Bir partinin kuruluşunun üzerinden bir hafta geçmeden 'kurucu üyeleri'ni ve parti yöneticilerini yitirmeye başlaması, pek raslanır türden bir olay değil. Saadet Partisi'ne ve içinden çıktığı kapatılan Fazilet Partisi'ne çok yakın ve o 'ortamı' gayet yakından gözleyen güvenilir bir kaynak, bana, 'Tayyip Erdoğan hareketi, kapıları açsa Saadet Partisi'nin sandalye sayısı 23-25'e kadar inecek' dedi.

Buradan çıkan iki sonuç var:

1. Tayyip Erdoğan hareketi, milletvekillerinden gelen 'iltihaklar'a kapılarını kapamış vaziyetteler;

2. 'Yenilikçiler'in partisi kurulduktan sonra, 'kapılar açıldığı'nda, ANAP, DYP ve Saadet Partisi'nden katılmalarla, 'yeni parti' birdenbire ana muhalefet partisi haline geliverecek.

Parti kuruluşu öncesinde 'kapıların kapatılması'na gelince, 'Yenilikçiler' hesabına doğru ve akıllı bir davranış. Kapılar açık kalsa, Saadet Partisi'nden 'iltihaklar'la yeni kurulacak partinin 'Fazilet Partisi kökenlilerin ağır bastığı' bir siyasi organizma görüntüsü kazanması işten bile değil. Böylesi bir durum ise, bir 'yeni oluşum'dan ziyade Fazilet Partisi milletvekillerinin 'aslan payı'nın Tayyip Erdoğan'ın partisinde yer aldığını göstermekten öteye bir sonuç vermez. Bu, başlıbaşına, 'yeni oluşum' kavramı ile ters düşer. Nasreddin Hoca'nın 'eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yaptılar' deyişine uyar.

Eğer mesele 'eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapmak' değil ise, 'Yenilikçiler'in Fazilet patentli bir parti olmaktan sıyrılmaları gerekiyor. Dikkat edin, Fazilet kökenlilerin önemli rol oynaması başka şey, Fazilet patentli bir parti kurulması başka şey. Eğer bu becerilebilirse, o zaman, 'yeni oluşum' gerçekten 'büyük buluşma' için bir 'cazibe noktası' teşkil edebilir.

Nasıl olup da Tayyip Erdoğan'a 'geçit verildiği' hala herkesin zihnini meşgul ediyor. 'Atlantik ötesindeki güç merkezi' ile 'içerdeki en güçlü güç merkezi'nin 'yeşil ışığı' olmadan böyle bir gelişmenin gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını düşünenlerin sayısı kabarık.

Biz, kendi doğrudan gözlemlerimizden Washington'un Tayyip Erdoğan'a 'alerjik' olmadığını ve onun Türkiye'deki 'siyasi denklem' içinde görülmesinin istenebileceğini biliyoruz. Washington'da ancak gözü kapalı İsrail yanlısı Yahudi unsuru, Tayyip Erdoğan'ı yasaklı görmek isteyecek bir 'alerji'ye sahip. Ancak, gerek Demokratların bu derece gözü kapalı İsrail yanlısı olmayan kesimleri ve gerekse Cumhuriyetçilerin hatırı sayılır bir bölümünün, 'Tayyip'e geçit yok' gibi bir tavır içinde olmadıklarını biliyoruz.

Amerika'yla ilgili unutulmaması gereken bir husus, Cumhuriyetçi yönetimin Yahudi-Amerikan seçmenine bir 'borcu' bulunmadığı. O yüzden, en ateşli İsrail yanlılarının etkisi, bu yönetim üzerinde bir hayli sınırlı.

'İçerdeki en güçlü güç merkezi'ne gelince… Ona ilişkin spekülasyonlarda, Fazilet'in tabanının bölünmesinin istendiği ve ikiye bölünme sağlandıktan sonra (ki, sağlandı) her iki kesimin 'barajı aşamayacak' biçimde Fazilet seçmeninden pay kapmasının tasarlandığı ileri sürülüyor.

Bu bir spekülasyon. Doğru olup olmadığını ölçemiyoruz. Ne var ki, şayet bu spekülasyon doğruysa bile, son bir haftanın gelişmeleri, bu 'tasarım'ı etkisiz kıldı. İki sebepten ötürü:

1. Tayyip Erdoğan'ın önünün açılmasıyla 'Yenilikçiler' öyle bir ivme elde etti ki, 'Anadolu sathı'nda adeta önüne geçilmez bir rüzgar esmeye başladı;

2. 'Yenilikçiler'in partisi kurulduktan sonra, ANAP Kongresi'nin ardından gelecek 'iltihaklar' ve DYP'deki kaymalar neticesinde, parti, ana muhalefet konumuna oturacak.

Her iki 'hal', 'ikiye bölünmüş' Fazilet mirasının 'her ikisi'nin de, 'baraj altında' kalacağı hesabını bozuyor. Bunlardan biri, bırakın 'barajı aşma'yı, yakın vadede bir seçimde 'tek başına iktidar' olma ihtimali taşıyor.

Böyle bir hesap, ancak, 'Yenilikçiler'in bir 'Fazilet fraksiyonu' gibi davranmaları halinde mümkün olabilir. Saadet Partisi'nden 'firar'a kapılarını açık tutması, buna bir karine teşkil ederdi.

'Yenilikçiler'in bu yola tevessül etmemeleri, 'Fazilet fraksiyonu' olarak kalmaları tehlikesini tümüyle bertaraf etmiyor. Yukarıda ifade edilen 'spekülasyon'u doğrulamamak ve o 'tuzağa' düşmemek için 'Yenilikçiler'in kendi dışlarına taşmaları ve açılmaları şart.

Burada da bir 'açmaz' söz konusu. Bir 'yeni hareket' çok titiz ve sabırlı bir ön çalışma ile oluşturulabilir. Lideri Tayyip Erdoğan, 'yönetici eliti'nin önemli bir bölümünün Fazilet/Refah kökenli olduğu şimdilik gözlenen hareketin, gerçekten 'yeni' olabilmesi, başka 'merkezler'le 'izdivaç' yoluyla olabilir. O takdirde 'sinerjik' bir güç ortaya çıkabilir.

Aksi, 'ben lokomotifim, gel bana vagon olarak takıl', bir başka deyimle 'iltihak' demektir. Hareket, şu an için, ikincisine uygun bir 'profil' çiziyor ve doğal olarak 'yenilik' özelliği sorgulanıyor.

Aldatıcı olan bir husus, özellikle Anadolu'nun bağrında bu harekete doğru esen 'kitlesel rüzgar'dır. 'Yenilikçiler', buna bakıp, bundan cesaret alıp 'yeni yapılanma'nın zorunlu 'mimari hazırlıkları'nı ikmal etmeyi bir yana itebilirler. 'Halk bizimle' rehaveti içinde, 'Fazilet çekirdek teşkilatları'na 'iltihak'ı özendiren bir eğilime girebilirler.

Oysa, bu 'rüzgar' mevsimliktir. Bugün o yönde eser, yarın birdenbire yön değiştirebilir. 1970'lerde Bülent Ecevit yönünde esen 'Karaoğlan rüzgarı'nı bir hatırlayın. Ve, Ecevit'in ne kadar kısa süre içinde 'tedavülden kalktığı'nı unutmayın.

Umarız, 'Yenilikçiler'in hafızası da kuvvetlidir…


27 Temmuz 2001
Cuma
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED