Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Çağ sana uymuyorsa, çağa sen uyacaksın

Bu yılın ÖSYM sınavında en başarılı olanlardan bir grup Fatih Üniversitesi'ni gezip ilgililerden bilgi almışlar. Sayısal, sözel ve yabancı dil dallarında en yüksek puanları elde etmiş Mustafa Coşkun, Burak Eskici ve Semiha Topal adlı gençler, belli ki, Fatih Üniversitesi'nin öğrencilere sunduğu imkânlardan etkilenmişler.

Hatırlayacaksınız, İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurmasaydı, Fatih Üniversitesi bu yıldan itibaren öğrenci kabul edemeyecekti. YÖK'ün çarpıtma bilgiler üzerine inşa edilmiş kasıtlı bir rapora dayanarak verdiği 'öğrenci kayıt etme yasağı', üniversite kapısında yığılmış binlerce genci, öğrencilerini yarının dünyasına uygun yetiştirme gayretindeki nitelikli bir eğitim kurumundan mahrum edecekti. Oysa, anlaşılıyor ki, Fatih Üniversitesi, en iyiler için câzibe odağı bugün...

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), hem de üzerine vazife değilken, Fatih Üniversitesi'ne ilgiyi törpülemek ve iştah kaçırmak için yapacağını yaptı ve tercih kitapçığında, yüksek eğitim kurumlarını sıralarken, alfabetik sırasında değil en sonda yer verdiği Fatih Üniversitesi'nin karşısına "Mahkeme kararı gereği kılavuza eklenmiştir" ibaresini düşmekten de geri durmadı. Böyle yapmakla, YÖK, sadece bir eğitim kurumuna düşmanca yaklaşmakla kalmadı, okumak arzusuyla yanıp tutuşan gençleri umursamadığını da açığa vurmuş oldu.

Bu tür davranış ve tutumlar, uyrukları karşısında 'tarafsız' olması gereken devlete veya devlet adına hareket eden kurumlara yakışmıyor. 'İdeolojik devlet' dönemi geride kaldı; yetkileri anayasa ve yasalarla sınırlı, ayrıca evrensel hukuka da uymak zorunda olan, vatandaşları karşısında 'nötr' bir devlet anlayışına evrildi dünyamız. YÖK de bu gelişmeye ayak uydurmak zorunda.

YÖK askerî değil sivil bir kurumdur ve görevi yüksek öğretim sistemini çağdaş düzeye eriştirmektir. Öğretim üyelerinin maaşlarından başlayarak, yüksek öğretim sistemi, maalesef 'çağdışı' bir durumda. İnsanların kılık-kıyafetlerini 'üniforma' olarak gören ve kendi belirlediği dışında bir giysiyi 'yasaklayabileceğini' düşünen bir zihniyet 'uygar' sayılamaz. YÖK kendisine verilmiş 'düzeyi çağdaşlaştırma' görevini bir tarafa bırakmış, en ileri teknolojik imkânları öğrencilerin emrine sunan eğitim kurumlarıyla veya zihni açık, ülkesine hizmet aşkıyla dolu başarılı öğrencilerin önünü kesmeye çalışıyor.

Çalışıyor da başarılı oluyor mu?

Fatih Üniversitesi'ni ziyaret eden başarılı öğrencilerden biri olan Semiha Topal yabancı dil alanında bu yıl Türkiye birinciliğini yakalamış. Ziyaret sırasında çekilmiş fotoğrafından, yabancı dille öğretim yapan yüzlerce okulun yüzbinlerce öğrencisi arasından başarısıyla sivrilen genç kızın 'YÖK düzeni' tarafından üniversite kapılarının yüzüne kapanması istenen bir özelliğe sahip olduğu hemen fark ediliyor: Başı örtülü... Başın üzerini kapatan bezin başın içini kısırlaştırmadığını, zihinle örtü arasında ileri sürüldüğü türden ters bir ilişki bulunmadığını bir kez daha ispat eden bir başarı öyküsü daha...

Harp Akademileri Komutanı Org. Nahit Şenoğul, önceki gün, "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı insanlar varoldukça bölücüler ve mürteciler de olacaktır" diyordu. Hayat tarzı 'dost-düşman' ikilemi üzerine oturan bir askere fazla ters düşmeyen bir yaklaşım bu. Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu da, bir vesileyle, "İrtica ile mücadelenin bin yıl süreceğini" ifade etmişti. Hergün aslanlı kapıdan giren bir asker olduğu göz önünde tutulduğunda, 'bin yıl sürecek mücadele' anlayışı genelkurmay başkanında da ters durmuyor. Esas sorun, 'gerici' veya 'irtica' kavramlarıyla neyin ve kimlerin kast edildiğinde.

Fatih Üniversitesi'nin sunduğu çağdaş eğitim imkânları, bu yıl her dalda birinci gelen zihni açık öğrenciler, hatta sırf istedikleri fakültelere giremesinler diye bütün meslek lisesi mezunlarının önünün tıkandığı İmam Hatipler'in ÖSYM'deki başarıları, 'çağdaşlık' meşalesinin bağnazlıktan uzak gençlerin elinde yükseldiğine işaret ediyor... Çağdışı düşünceyi, gericiliği ve 'irtica' kavramıyla ifade edilen bağnazlığı başka yerde aramak gerekecek...

YÖK de, eğer 'çağdışı' ve 'bağnaz' damgası yememek istiyorsa, zamana ayak uydurmak zorunda.


27 Temmuz 2001
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED