|
|
|
|
Geçenlerde bu sütunda, Türkiye Üniversitelerarası Futbol Şampiyonası'nın oynanmamasının sonucu üzerinde durmuştum. Yazımda, iki yıldan bu yana düzenlenemeyen bu Şampiyonanın zararlarından bahsedip, bunun ortaya çıkardığı yanlışlıklarından da sporcuların ceza çektiğini iddia etmiştim. İddiamda ısrarlıyım. Zira, Dünya Üniversitelerarası Spor Organizasyonu'nda Türkiye birçok branşta yer almasına karşılık, futbolun dışarıda kalmasına karşı durdum. Devlet Bakanı-Gençlik ve Spor Genel Müdürü ve Futbol Federasyonu Başkanı arasındaki kavgasının ceremesini Üniversiteli futbolcuların çektiğini dile getirmiştim. Zira, bu gençler, Türkiye Şampiyonası oynanamadığından, bu büyük organizasyona katılma hakkını elde edemiyorlar. Bu ıstıraba son vermek için, Devlet'in tepesindeki üçlünün bir araya gelip, bu soruna çözüm bulmalarını istedim. Kimsenin, bu sorun karşısında "bana ne" deme hakkının olmadığını özellikle yazdım. Ama... Ya ben iyi anlatamamış, ya da karşımdakiler anlamamıştı. Birinci ihtimali gündemime alıp, konuyu Gençlik ve Spor Genel Müdürü Kemal Mutlu ile konuştum. Genel Müdür, "Futboldan bana ne" deyip söze başladı ve ilave etti: "Futbol Teşkilatımı 23 trilyon lira zarara uğrattı. Oysa bu parayı, ben başka branşlara sarf edebilirdim" dedi. Yani, Genel Müdürlük futboldan tamamen soyutlanmakn istiyor. Futbolun işini, futbola bırakmak istiyorlar. Ben, kimseyi suçlamadan, zirvedeki kavganın alta nasıl yansıdığını özellikle izah etmek istedim. Üç taraf bir araya gelip, bu çocukların sıkıntılarını ortadan kaldırmaları gereği üzerinde durdum. Ancak... Diyarbakır Stadı için hazırlanan 2 trilyon 400 milyarlık projenin hayata geçirilmesi için formül arayanların adresi, Genel Müdürlük'te. Bunun ötesinde, Özürlüler Federasyonu faaliyetleri içinde bulunan futbol maçlarını düzenleme, Genel Müdürlüğe bağlı bu Federasyonun işi. Futbolu özürlülerde gerçekleştirenler, nedense Üniversiteler Federasyonu'nda aynı düşüncenin semtine uğramıyor. Yani... Türk gençliğine spor yaptırmakla yükümlü Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, bir taraftan futboldan uzaklaşmak için "can" atarken, diğer taraftan bu işlerin içine "balıklama" dalmanın formüllerini gerçekleştiriyor. Hem Diyarbakır Stadı, hem de özürlülerin futbol oynaması konuları, Devlet'in önayak olacağı ve fırsat sağlayacağı bir iş. Bu işleri Devlet'imiz adına yapanları alkışlıyoruz. Evet, ben yazımda, Üniversite gençliğinin Türkiye Futbol Şampiyonası'na katılmaması için ortaya konulan engellerin ortadan kalkmasını istedim. İsterken de, gençliğimizin "spor yapma" hakkının elden alınmaması üzerinde durdum. Direkt olarak, ne eski dostum Bakan'ı, ne Federasyon Başkanı'nı, ne de sevgili dostum Genel Müdür'ü suçladım. Sadece "Bir araya gelip, bu gençlerin ıstırabını önleyin" telkininde bulundum. Çünkü, bu gençlere spor yaptırmak zorundasınız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |