|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İki-üç gün önce, evin içinde karıncalar gördüm. Tek sıra gidiş, tek sıra geliş halinde dizilmişler; tıpır tıpır yol alıyorlar. Rüyada mıyım diye düşündüm, fakat hayır; televizyon açıktı, Bülent Bey "Durum iyi" açıklamasını yapıyordu. Takip ettim, nereden gelip nereye gittiklerini tam çözemedim. Açıkta bir yiyecek maddesi yoktu. Herhangi bir şey de taşımıyorlardı. Sanki akşam gezintisine çıkmışlar. Mutfaktaki bir borunun yan tarafı ile, bir odadaki kalorifer borusunun alt kısmı arasını güzergah olarak belirlemişler, heyecanla gidip geliyorlar. Hiç bir mana veremedim. Geçenlerde yazdığım Denizli'deki yaşlı bir kadının bir karıncayı köyün dışındaki yuvasına götürmesiyle ilgili yazıdan sonra, bunda bir mana olsa gerek diye düşündüm, yine bir yere varmak mümkün olmadı. Hayır, tek bir karınca olsa, ben de alıp götüreyim nereye götürülecekse. İster şehir içi, ister şehir dışı... Sürüyle olunca, iş değişiyor takdir edersiniz ki. Hafızamın 'pratik bilgiler' kısmını yokladım ve karınca güzergahı üzerine limon kesip koydum. Bana mısın demediler. Ya o bilgilerde bir yanlışlık var, ya da bu karıncalar başka türlü. Hoş, bugüne kadar hiç "Bana mısın" diyen karınca da görmemiştim. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Yunanistan'da deprem. Bir rivayete göre 7, diğerine göre 5 imiş "aletsel" büyüklüğü. Marmara'nın güneyinde de hissedilmiş. Şimdi bekliyorum. Ya o karıncalar kendiliğinden kaybolacak, yahut biz de sallanacağız. Sonunda...
Gece... Sıcak... Bütün gün kızgın güneşi emmiş binalar, içinde insan barındırmıyor, adeta kusuyor. Dışarı çıkanlar ya sahile gidiyor bir esinti yakalamak için, ya bir tepeye. Yürümeyi göze alamayanlarsa, balkonda oturmayı tercih ediyor. Etrafa bakıyorlar, acaba bir yaprak kımıldar mı diyerek. Çarpık yapılaşma, denizden esecek rüzgarı içerilere taşıyamıyor. Denize inen sokaklar korunabilseydi, yamru yumru biçimlerde binalar yapılmasaydı, rüzgar kesilmezdi. Sohbetler zoraki. Oflayıp puflamaktan fırsat bulabilenler, "Ben çocukken de bir defa böyle sıcaklar olmuştu"ya getiriyor lafı. Vakit biraz ilerleyince, sıcaklık nispeten azalmış oluyor. Çaylar, ayranlar, soğuk sular... Dün akşam da böyle bir sahne yaşanıyordu bizim sokakta. Balkondan balkona laf atılıyor, komşuluk ilişkileri -biraz da mecburiyetten- geliştiriliyordu. "Sizin oğlan nereyi kazandı?" "Hayırlı olsun..." "Sizin kız işten mi çıktı?" Derken "Paaat!.." diye bir ses. Hatta tam olarak söylemek gerekirse, "PAAAT!.." şeklinde. "Eyvah!.." dedim, "Galiba sonunda beklenen sosyal patlama oldu..." Karşıtlık
Küreselleşme karşıtlığı da küreselleşince...
Revizyon
Bütün iş çevreleri hükümette revizyon istiyor. Bir bildikleri vardır herhalde.
TL'nin cazip hali
- Duydun mu, Derviş, "Türk Lirası'nın cazip hale getirilmesi için önlemler alınacak" dedi. - Öyle mi? Paraların üzerine Hülya Avşar'ın resmini mi basacaklar yoksa? Laila Laila
Ne Laila'ymış be! Herkes onu konuşuyor şu günlerde.
Temel'in maceraları
Temel, Dursun'u vurmuş. Sebep ilginç. Yeni bir araba aldığını söylemiş önce.
Esiyor
Meltemi bilirsiniz. Lodos ve karayeli de.
YASA KOYUCULAR, YASAK OYUCULARLA BAŞA ÇIKAMIYOR.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |