Geleceğin Gözde Meslekleri...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Saadet Partisi: Değişmedik...

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Bekaroğlu ve Teoman Rıza Güneri ile Yeni Şafak'ın Ankara bürosunda yediğimiz yemek, yeni parti ile ilk tanışmamız oldu. Bu vesileyle Saadet Partisi'ne hoş geldin diyoruz, demokrasimize hayırlı olsun...

İlk ve siyasi olmayan not, Kutan'ı her gördüğümüzde farkettiğimiz bir hususa ilişkin. Kutan, "mühendis siyasetçiler" kuşağının renkli örneklerinden biri. Söz siyasete gelmeden konuşulan konulara yaklaşımı çok renkli ve özel ilgi dünyasındaki konuların çeşitliliği kendi kuşağındaki siyasetçilerin çok üstünde. Hatta Türk siyasetçilerinde az görülen bir hayattan keyif alma elektriği de yayabiliyor sohbetlerine Kutan. Kutan'ın bu özelliklerinin FP'ye yansımamış olmasının nedenleri bir soru işareti...

Kutan ve Bekaroğlu'nun vurgularında en dikkat çeken husus, "milli görüş çizgisinin partilerinin kapatıla kapatıla artık farklılığını kabul ettirdiği" yönünde idi. Bir bakıma, kapatıla kapatıla yoluna devam etmenin bir başarı olarak vurgulanması bu. Bunun yanısıra SP yöneticileri Türkiye'ye bu yoldan bir katkı yaptıkları imasında da bulunuyorlar. FP'nin kapatılmasına geniş bir kesimin karşı çıkmasını işaret ederek artık parti kapatmanın gündemden kalktığını kesin bir dille ifade ediyorlar. Bunun olması için, öncelikle irticanın iç tehdit olmaktan çıkması gerektiğine işaret ederek, parti kapatma döneminin artık sona erdiğine inandıklarına göre, irticanın iç tehdit olmaktan çıktığına da inanıp inanmadıklarını sorduğumuzda, irticanın artık keyfi tanımlamalara konu olamayacağını söylüyorlar.

Gelecek dönem Meclis'te tek muhalefeti kendilerinin yapacağını söylüyor Bekaroğlu. DYP'nin 28 Şubat'ın etkisiyle sınırlı bir muhalefet yaptığını, Yenilikçi Hareket'in kuracağı partinin ise "nereniz yeni?" baskısı altında muhalefet yapamayacağını belirtiyor.

Bu muhalefetin nasıl bir muhalefet olacağı sorulduğunda, SP yöneticilerinin cevaplarından çok şekilli bir fotoğraf çıkmıyor. Genel cümlelerle ifade ediyorlar görüşlerini. Kutan RP'den sonra FP'yi kurarken gösterdikleri "ihtiyatı" SP'yi kurarken göstermediklerini, çünkü artık parti kapatmaların sona erdiğini belirtiyor, Bekaroğlu buna ek olarak SP ile beraber milli görüş çizgisinin "tenzilatlı demokrasi" karşısında en nötr muhalefeti izleyeceğini söylüyor, ama bunun nasıl somutlaşacağına dair tüm ifadeler "manevra cümleleri" içinde kalıyor.

Özellikle Saadet Partisi'nin programı ile yöneticileri arasında zaman zaman çok açılan bir mesafe var. Yöneticiler belki de bir gazetede olmanın etkisiyle genel geçer, kimsenin itiraz edemeyeceği cümlelerle kendilerini tanımlamaya özen gösteriyorlar. Buna karşılık SP programı siyasete dair her olguyu siyaset-dışı ve/hatta metafizik diyebileceğimiz bağlamlara gömüyor. Zaten program "MSP'ye dönüş" karakteri çok güçlü bir program. Bu nedenle içe kapanma çerçevesinde bir iddia taşıyor. Hatta programda öyle bölümler öyle bir dille yazılmış ki, programın iddiasına "MSP'nin güncellenmesi" bile denemez, çünkü bir güncelleme arayışı bile yok, tam tersine "SP'yi MSP konjonktüründe algılamaya özen gösterme" var. Kutan'ın genel bir ifadeyle yakın zamanda programı somutlaştıracaklarını söylemesine rağmen, üç FP yöneticisinin de bizim sorduğumuz sorular haricinde kendi partilerinin programlarına hiç atıf yapmamaları dikkat çekiciydi.

Görüşmenin geneli masaya yatırıldığı zaman, SP'nin en azından kendi tabanına karşı "ideolojik/maneviyatçı bir homojenlik" propagandası yapacağı, Erbakan'ın görüşlerinin yazıya dökülmüş hali gibi görünen programda görülen ifadeleri tekelci bir ayrıksılık olarak işleteceği görülüyor. Buna karşılık SP yöneticileri kamuoyuna bu şekilde çıkılamayacağının ve kamuoyu karşısında tabanlarına olduğu gibi "ideolojik saflık" (pure) iddiasında bulunamayacaklarının farkındalar. Bu durumda SP'den "ikili bir söylem" türeyeceği beklenebilir. Bu sürekli bir "kararsız denge" durumu yaratacaktır. Bu kararsız dengenin ise hareketin doğal lideri olan Erbakan'ın müdahaleleri ile "içe kapanmacı ve üçüncü dünyacı bir siyaset modeli"ni yeniden kurgulayacağı çok uzun beklemeyi gerektirmeden ortaya çıkacak gibi görünüyor.


27 Temmuz 2001
Cuma
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED