T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Derviş ve Erdoğan

Tayyip Erdoğan ve Kemal Derviş beklendiği gibi siyasetin etrafında hareketlendiği iki isim haline geldi. Derviş ve Erdoğan iki isim olmak kadar iki ayrı eğilimin de temsilcisi. Kabaca şunu söylemek mümkün: Derviş toplumun merkezini temsil ediyor, Erdoğan ise çevresini.

Toplumsal çevre-toplumsal merkez ayrımı, bazıları siyasi hesaplarda kullansın ya da kullanmasın, Türk toplumsal ve siyasal sisteminde baskın bir çatışma olma özelliğini koruyor. Nitekim seçimlere doğru gündemi belirleyen unsur ne Avrupa Birliği meselesi oldu, ne merkez sağ ve merkez sol tartışması. Tersine toplumsal çevre faktörü öne geçti; merkezi ihya tartışmaları bile bu çevre faktörüne endeksli bir biçimde, onu kontrol altına almak için yapıldı, yapılıyor.

Aslında bu doğal. Çevre, sayısal olarak her geçen gün büyüyen, yüzde 50'leri zorlayan bir oy miktarına dayanan bir faktör. Sadece ekonomik ve sosyal olarak dışlanan, kenarda kalan kesimleri değil, ayrı zamanda İslami olanı da kuşatan yerel değerleri içeriyor. Diğer deyişle bu büyüme hem sistemin devletiyle merkez siyasi partiyle yarattığı ekonomik ve etik sarsıntıdan besleniyor; hem farklılaşan toplum taleplerinin sadece ekonomik unsurlardan oluşmayıp, kültürel, sosyal, dinsel, etnik unsurları kuşatmasından ileri geliyor.

O zaman görmek gerekir: "Sorun"un iç içe geçmiş iki ana nedeni var.

İlk neden "modern" bir duruma ilişkindir. Başka bir deyişle sorun her "modern" ülkede yaşanmış bir gelişmeden, çevre ile merkez arasındaki mesafenin azalmasından kaynaklanan sosyolojik evrimle ilgilidir. Bu evrim yeni bir sentezi gerektirdiği kadar, hemen her yerde yeni gerilimleri de içermiştir. Ve yine birçok ülkede bu gerginlikler siyasi değişimle aşılmış, sentez demokrasi yoluyla sağlanmıştır. Bizde sorun modernleşme sürecinin bu evrimiyle ilgili olmaktan çok, bu evrime verilen siyasi yanıtlarla ilgilidir. Siyasi yanıt çevreyi dışarıda bırakmak konusunda ısrarcı olduğu, bunu sağlamak üzere otoriterlik de olmak üzere her tür aracı kullandığı oranda bu çatışma büyüyor, en önemlisi çevrenin merkezle bütünleşmesinin, kendi içinde dönüşüm geçilmesinin önüne geçiliyor.

İkinci neden ise "post-modern" bir duruma ilişkindir. Toplumu, içindeki farklılıklarını birbirine benzeterek üreten, bunu demokrasi ilkeleriyle, piyasa kurallarıyla yapan modernleşme gerçeği bir başkasıyla çarpışıyor. Modernite fikrinin hilafına, farklılıkların oluştuğu, benzeyenlerin ayrıştığı bir duruma da tanık olunuyor. Teknolojik, siyasi ve kültürel girdilerle bireyin taleplerini, haklarını daha kapsamlı tanımladığı ve bunları siyasallaştırdığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu durumda bildik demokrasi kavramları, bildik sol ya da sağ anlayışı işi toplarlamaya yetmez hale geliyor. Çok-kültürlü bir toplumun inşası, farklılıklar üzerine oturan çoğulcu bir demokrasi kaçınılmaz hale geliyor. Bu ise merkez ile çevre arasında yeni bir çatışma vesilesi oluyor.

Tam da bu nedenle temsil ettiği değerler açısından daha evrensel nitelikler taşıyan toplumsal merkez, buna rağmen siyasetten uzaklaşıyor, ürküyor, demokrasi kavramının içini boşaltıyor. Toplumsal mühendislik, siyasete müdahale fikri bu ortamda ürüyor, depolitizasyon bu iklimde oluşuyor, panik, tepki hali de öyle. Büyük bir kısmı ciddi bir arayışta olan kentli seçmenin Derviş'in gideceği partiye göre, sol mu sağ mı demeden oy vermeye hazırlanması, aslında toplumsal merkezde siyasetin imhasını ifade eder hale geliyor. Derviş de, kendisine rağmen, misyonu bu olmasa da, böyle bir işlevi yerine getirir duruma düşüyor…

Duruşu ve talepleri açısından daha siyasi olan, salt bu nedenle toplumsal olarak daha demokratik olana işaret eden çevre partileri ise, kendilerine rağmen hâlâ çözüm partileri olmaktan çok başkaldırı partileri olmaya devam ediyorlar. Olmadı sistemin içine uzanan dayanışmacı yeni fayda damarları açma işlevine aday görünüyorlar.

Bu tablonun içerdiği sorunlara çözüm üretmeden Türkiye'nin çıkışı bulması zordur.

Derviş'ten Erdoğan'a ne olacak?
Ve ne yapmalı?
Yarına…



26 Ağustos 2002
Pazartesi
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED