T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Türkiye'de politik senaryolar ve politikanın gerçekleri

Her ülkede politik senaryolar üretilir. Fakat bunların çoğu politikanın gerçeklerine uymaz. Türkiye'de politik senaryolar üretme alışkanlığı, Batı demokrasilerinden daha fazladır.

Bir ülkede politik senaryolar çok üretiliyorsa, bu henüz demokrasinin tamamen yerleşmediğinin en büyük delilidir. Demokrasi kaideler rejimidir. Belli kaideler belli sonuçlara götürür. Belli kaideler yoksa veya bunlara uyulmuyorsa, senaryolar üretilir.

Hattızatında, senaryo üretenler de, bu senaryoya inanıp politika yapanlar da sonunda hüsrana uğramışlardır. Çünkü, senaryo başka, politikanın gerçekleri başkadır.

Son günlerde, Yavuz Donat ve Tufan Türenç'in yazdıklarına göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim kararı, MHP'siz bir hükümet senaryosuna inanmasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir senaryoya inanarak adım atmasının ne sonuçlar doğuracağını şimdiden kestirmek mümkün değildir.

*   *   *

Türkiye'de üretilen politik senaryolar ve bunların peşinden koşanların, ne kadar yanıldıklarına dair birçok hatıralar vardır.

Bir parlamenter arkadaşımız, Süleyman Demirel'in karşısına genel başkan adayı olarak çıkmıştır. Bütün basın ve kamuoyu arkasındadır. Kendisini daha ilk günden genel başkan seçilmiş görmektedir.

Benim yakın arkadaşım olduğu için, ara sıra bana açılmaktadır. Bir konuşmamızda kendisine, genel başkan olmak için elinde ne kozlar olduğunu sordum. "Bütün basının ve kamuoyunun kendisinin arkasında olduğunu" söyledi.

Buna verdiğim cevabımda, "Seni kamuoyu değil delegeler seçecek. Kamuoyuna güvenerek ortaya çıkmak, seyirci zoruyla gol atmaya çalışmaya benzer. Oysa, futbolda golü seyirci değil, oyuncular atar" dedim. Ve arkasından sordum:

-Senin delegelerden alacağın desteğin ölçüsü nedir? Ben başka yerleri bilmem, ama seçim bölgem olan Adana'dan ne kadar oy alacağını tahmin ediyorsun?

-Ben filan bakanla görüştüm. O bana söz verdi. Adana'daki bütün delegelerin oylarını alacağım.

Dedim ki:

-Sen her hesabı böyle yapıyorsan yanılıyorsun. Adana'da sana oy verecek tek kimse varsa o da benim... Fakat ben de sana oy verirsem, ancak gizli olarak veririm.

Buna rağmen parlamenter arkadaşımız adaylığını devam ettirdi ve ancak 70-80 oy alabildi.

*   *   *

8 Eylül 1980 günü Paris'te, rahmetli Turan GÜNEŞ'le birlikte Avrupa Konseyi Siyasi Komisyonu'nun toplantısındaydık. Aramızda konuştuğumuz tek konu, Türkiye'deki çıkmaz ve bu çıkmazın sonuçlarının ne olacağı idi.

O günlerde bir senaryo çiziliyordu: "40-50 milletvekili bir araya gelsinler, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit'i sıkıştırsınlar. Bunlar birleşip koalisyon kurmazlarsa, hükümeti devirmekle tehdit etsinler."

TBMM'de üç kişinin olduğu her yerde konuşulan bu senaryo idi. Turan Güneş de bu senaryoya inananlardandı. Benim birkaç gün daha Paris'te kalmaya niyetim vardı.

Sayın Turan Güneş, hemen Türkiye'ye dönmemizi teklif etti. Sebebini de izah etti:

-Türkiye'de biliyorsun işler çok kötüye gidiyor. Bir şeyler yapmamız gerekiyor. Türkiye'ye gidelim. Adalet Partisi'nde seni severler. Sen 20-25 arkadaş bul, ben de 25-30 kişi bulurum. Birleşip bir grup kuralım ve Demirel'le Ecevit'i bir koalisyon yapması hususunda zorlayalım.

Ben kendisine şu cevabı verdim:

-Madem istiyorsun, ben de seninle Türkiye'ye döneceğim. Fakat şunu söyleyeyim ki, Adalet Partisi gurubunda beni severler ama bu konuda kimse benimle hareket etmez. Benim de seninle hareket edip edemeyeceğimi düşünmem lazım. Ayrıca, senin de CHP'den 20-30 kişiyi arkandan sürükleyebileceğinden emin değilim.

Türkiye'ye döndük. Bu senaryoda hiçbir adım atılmadı. 5 gün sonra, 12 Eylül günü parlamento dağıtıldı.

*   *   *

Bunun gibi yaşadığımız birçok senaryoyu ve onun acı tecrübelerini anlatmak çok uzun sürer. Fakat bu gün de, senaryolar üreterek, bu senaryoların peşinden koşarak nerelere gittiğimizin farkında değiliz.

Gazetelerde çıkan haberler doğruysa, MHP'siz bir hükümet kurulacağı senaryosuna inanıp ülkeyi erken seçime götüren Sayın Bahçeli'nin; sağda, solda birlik senaryoları peşinde koşan Sayın Derviş'in attığı adımların, ülkeye neye mal olacağının hesabı henüz yapılmış değil.

Demokrasilerde sadece kurallar vardır. Bu kurallar, neyin ne zaman ve nasıl olacağını açıkça belirtir. Bu kurallara aykırı senaryoların üretilmesi ve bunların peşinden koşulması Türk demokrasisinin bir zaafıdır.

Burada yer olsaydı da, parlamentomuzda yaşanan acı misallerden daha birçoğunu anlatabilseydim.

Sayın Bahçeli ve Sayın Derviş... İkisi de birer senaryonun peşine düşmüşlerdir... Sayın Bahçeli, MHP'siz koalisyon senaryosunu bozmak için ülkeyi erken seçime götürmüştür. Sayın Derviş de başka bir senaryonun peşine takılarak başlattığı bir siyasi hareketi terketmiştir. Politikanın gerçekleri acaba onları haklı çıkaracak mıdır?


26 Ağustos 2002
Pazartesi
 
CEVDET AKÇALI


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED