T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Baykal'la kol kola durmanın manası...

Kemal Derviş'i sonunda doğru yerde durduğu, doğru bir ittifak yaptığı için alkışlayanlar var. Bu ittifakın, Türkiye'nin önünü açacak bir hükümet modelinin temelini oluşturacağı kehanetinde bulunanlar da bulunuyor.

Biliyoruz ki, daha önce Derviş-Cem-Özkan üçlüsüne 'Beyaz Türklerin Rüya Takımı' diyenler vardı!..

Onlar hüsrana uğradılar.

Kayıtsız şartsız Derviş'çilik yapanların umudu ise şimdi Derviş-Baykal ittifakında.

Bu nedenle, Derviş'in ne kadar doğru bir yerde durduğunu anlatabilmek için Deniz Baykal'ı övmekten başka çareleri yok.

Deniz Baykal'ın neresini öveceksiniz? Kolay bir şey mi bu?

Hangi meziyetlerini ön plana çıkaracaksınız?

Sosyal demokratlığını mı?

Demokratlığını mı?

Türkiye ve dünya sorunları hakkındaki engin ve eşsiz bilgeliğini mi?

Uzlaşmacı kişiliğini mi?

Bulunduğu partiler içinde yarattığı yapıcı ve yaratıcı liderlik anlayışını mı?

Hangi meziyetlerini sıralasak?

Kolay değil Derviş'in Meclis'e ve iktidara yürümek üzere seçtiği partnerini anlatabilmek.

Derviş'in muhtemel seçmenleri ve takipçileri ile Baykal'ın seçmenleri ve takipçileri farklı farklı kişiler.

Bu yanyana duruşta Derviş'in şu anda parlatılmaya ihtiyacı yok belki ama, Baykal'ın var.

Baykal, bir seçim yenilgisi sonucu partisinin liderliğini bırakmış başarısız parti başkanı idi. Aslına bakılırsa emekli olması gerekiyordu.

Ama Türkiye'de siyasi parti başkanlarının yenilgilere, başarısızlıklara rağmen siyasetten tasfiye olmaları ya da emekli olmaları teamülden olmadığı için, Baykal da kamuoyunun bir süre kendisini unutmasını bekledi.

Zaman içinde başarısızlığının, Türkiye için hiçbir yeni düşünce üretmeyen ve siyaseten nerede durduğu belli olmayan, hizipçilikten başka bir becerisi bulunmayan bir lider olduğu gerçeğinin hatırlanmayacağını biliyordu.

Nitekim de öyle oldu.

Zamanı gelince, CHP'yi nispeten demokratik sol bir çizgiye getirerek çağdaş bir parti görüntüsü vermeye çalışan Altan Öymen'ı tasfiye etmesi çok zor olmadı.

Çünkü o, partiden çekilmiş görüntüsü verse bile ipleri elinden kaçırmış değildi.

Delegelerin ipleri hala onun elindeydi.

Zamanı gelince ve belli çevrelerden 'tamam' mesajını alınca gitti ve partisini teslim aldı.

En kısa zamanda partisini 'sol' unsurlardan temizledi. 'Etnik' unsurları ise kazıdı...

28 Şubat'ı ve 28 Şubat sürecini desteklemiş bir lider olarak kucağını 28 Şubatçılara ve Kemalistlere alabildiğine açtı.

Hatta Kemal Derviş partiye avdet etmeden önce, bu 'millici' Kemalistler gibi IMF karşıtı laflar da etmedi değil.

Her zamanki gibi. Belli bir ideolojik karşı çıkıştan çok, 'milli'cilerin desteğini CHP'de toplayabilmek için yaptı bunları. Amacı bu kez barajı geçip Meclis'e girmekti.

Ecevit'in başarısızlıkları ve neden olduğu krizler sonrasında Türkiye'yi IMF ve Dünya Bankası'na teslim etmesi üzerine DSP'nin eriyip yokolması onun işini daha da kolaylaştırdı.

Medyanın da şişirmesi ile CHP barajı geçebilecek bir parti konumuna yükseldi. İşte Derviş bu nedenle, bir medya blofü olan ve apaçık dış ve iç güçler tarafından kullanılan Cem-Özkan 'Rüya Takımı'nı dışlayıp, bu CHP ile ittifak yapmayı tercih etti. Daha doğrusu Kemal Derviş adına bu analizleri yapanlar onun rotasını CHP'ye sevkettiler.

Bakmayın siz Derviş'in, "Cem'in ittifak karşıtı açıklamaları beni CHP'ye sevketti" demesine...

Derviş'in CHP'ye gitmesi bilinçli bir tercihtir.

Ve bu tercih, Baykal'ın hırçın açıklamalarına, bazı endişelerine rağmen yapılmıştır.

Şimdi Kemal Derviş'çiler, Derviş'in Deniz Baykal'la ittifaka gidişinin gerçek nedenlerini bir türlü açıklayamıyorlar. Neden Baykal, sorusuna verebilecekleri mantıklı bir cevapları yok.

Sadece, "Baykal değişti" diyebiliyorlar.

Referans olarak da, "Derviş, Baykal'ın değişmiş olduğuna ikna oldu" diyorlar!..

Bizim de ikna olmamızı istiyorlar.

Bu arada kamuoyu yoklamaları şiştikçe şişiyor.

Baykal'ın CHP'si, Derviş katılır katılmaz yüzde 25'lere yükselmiş!.. Neredeyse şimdi de, Derviş-Baykal ikilisine 'Türkiye'nin Rüya İkilisi' diyecekler.

Kuyrukçuluk tamam da, böyle bu kadar balıklama olanına pes doğrusu?

IMF Türkiye'de kendine göre bir hükümet kurmak istiyor olabilir.

Kim isterse bu işin kuyruğuna takılabilir.

Bunu, Türkiye için harika bir işmiş gibi sunmanın bir alemi yok... Ben şahsen, bırakın bu endişeleri bir kenera...

IMF'nin adamı olduğu için değil, Baykal'la yanyana durduğu için Derviş'e oy vermezdim...


26 Ağustos 2002
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED